|
TİTREME
Titreme belirli aralıklarla yinelenen istemsiz bir harekettir. Genliği ve sıklığı titremenin türüne göre değişen kas seyirme-lerinden oluşur. Dinlenme ya da istemli hareketler sırasında, vücudun tümünde ya da bir bölümünde gözlenir. Bu tür uyumsuz ve istemsiz kas kasılmaları sık sık ortaya çıkar, ama olguların büyük bölümünde olayı açıklayacak herhangi bir bozukluk saptanamaz.
Gerçekte titremenin çok çeşitli nedenleri olabilir. Yoğun duygu ve ruhsal gerginlikler, bazı sinir-kas yorgunlukları, Parkinson hastalığı, bazı hormon değişiklikleri ve beyincik hastalıkları bunlara örnektir. Ayrıca titremenin kalıtsal bir türü de vardır. Titremenin özellikleri incelenip nedenleri saptanmadan etkene yönelik bir tedavi uygulamak ya da şiddetini ve anlamını değerlendirmek olanaksızdır.
Daha çok duygusal ve çabuk heyecanlanan kişilerde, normal koşullarda da görülebilen düzensiz ve şiddetli titreme özellikle ruhsal gerginliklerin ve yorgunluğun etkisiyle ortaya çıkar.
Titreme Türleri
Dinlenme halindeyken ortaya çıkan ve istemli hareketlerle kaybolan dinlenme titremesi, özellikle Parkinson hastalığında görülür. Titremenin hareket sırasında ortaya çıkan türüne istemli ya da kinetik titreme, kişi belirli bir duruşu korumak istediğinde görülen türüne de duruş titremesi adı verilir. Bu türler özellikle beyincik hastalıklarında görülür. Sinir sistemi hastalıklarının yanı sıra, yüksek ateş, tiroit bezinin aşın çalışması (hipertiroidizm), kronik alkolizm ve çeşitli zehirlenmeler de titremeye yol açabilir.
Nedeni bilinmeyen titremeler, saniyede 6-12 kez gelen hızlı ve I ^/ küçük küçük kas seyirmeleridir. İstemli ya da istemsiz hale T ketlerle değişmekle birlikte bu tür titreme dinlenme sırasında da sürer. Örneğin yalnız bir kolun ya da bacağın istemli hareketi sırasında ortaya çıkabilir ya da şiddetlenir; öbür kol ve bacağın hareket ettirilmesiyle ya da tümüyle duygusal nedenlerle titremeye tutulan kol ya da bacaktaki titreme artar. İnsanın en çok elleri titrer, ama bazen baş, çene, dudak, dil ve vücudun başka bölümlerinde de titreme görülebilir.
Nedeni bilinmeyen titremeler genellikle kalıtsaldır. En sık 15 ila 25 yaşları arasında, bazen de daha geç ortaya çıkar; çoğu durumda zamanla ağırlaşmaz.
Metafizik Uzmanı ve Psikanalist-Yazar Gökhan Hani; Titreme hastalıkları üzerinde 5 yıl süren Alternatif (Tamamlayıcı) Tıp çalışmaları sonucunda 8 aşamalı Bioenerji-Bioterapi yöntemleri ve Şifalı bitkiler yardımı ile çalışmalarını tamamlamıştır. Sitede yer alan tüm yöntemler ve formüllerin orijinal yapısı Metafizik Uzmanı Gökhan Hani'ye ait olup; kopyalanması ve başka sitelerde yayınlanması yasal değildir. Sitede yer alan tüm şifalı bitkiler
Titreme üzerinde etkili olup, kesinlikle gramajları ve kullanım şekilleri verilmemiştir. Titreme hastalığı üzerinde etkili olan şifalı bitkiler bu tür hastalıklara maruz kalan kişiler üzerinde kesinlikle UZMAN görüşü ve onayı olmadan kullanılmamalıdır.Titreme hastalığı için ayrı ayrı verilen şifalı bitkiler anatomisi bitkilerinin kullanım şekilleri ve gramajları sitede yayınlanmayacaktır.8 aşamalı Bioenerji-Bioterapi alternatif tıp yöntemleri ve şifalı bitkiler aracılığıyla Titreme üzerinde etkili olunduğu gözlenmiştir. Alternatif (Tamamlayıcı) Tıp teknikleri asla modern-klasik tıp yöntemlerinin önüne geçemez. Modern tıp yöntemleri Titreme hastalarına yanıt veremiyorsa ya da tamamlayıcı(alternatif) tıp yöntemleriyle desteklenmesi gerekiyorsa 8 aşamalı Bioenerji-Bioterapi ve şifalı bitkiler yöntemleri kullanılmalıdır. Metafizik uzmanlığı kişilerin yaşadığı bölgenin veya coğrafyada yetişen bitkilerle çeşitli hastalıkların üstesinden gelinebileceği görüşündedir. Bu sitede yayınlanan 8 aşamalı Bioenerji-Bioterapi ve şifalı bitkiler yöntem, teknik ve metodolojisini hiçbir Bioenerjist ya da herbalist tarafından kendi adına kullanamaz. Bu yöntemler ve formüller sadece Metafizik uzmanı ve psikanalist-yazar Gökhan Hani'nin 5 yıllık çalışması sonucu ortaya çıkıp ve bir formülün gramajı ve kullanım şekli sadece Metafizik Uzmanı Gökhan Hani ye aittir. Türkiye de ve çeşitli ülkelerde Bioenerji sadece 1 aşamalı kullanılabilmektedir. Alternatif tıp literatüründe Bioenerji 8 aşamalıdır. Biyoenerjinin 8 aşaması kullanılmadan Titreme ve diğer bilinmeyen (agnostik) önemli hastalıkların üzerinde enerji verilmesi yetersiz kalmaktadır. Reiki uygulamalarının Bioenerjiyle uzaktan yakından alakası yoktur. Reiki 3 aşamalı olarak Budist felsefesinde sadece yer alır. Bioenerji ise 8 aşamalı veri ve yaklaşımlarıyla Alternatif tıbbın temelini oluşturur. Bionerjinin, Reiki vb yöntemler gibi sembolik- din-felsefesiyle bir bağlantısı yoktur. Bioenerji; Evrensel enerjinin kozmik bağında insan vücudunun 7 ana çakra ve 2 ara çakra bölgesinin pranik ve auratik bağlantısıyla paralel spirütüal-lliastre ile birleşiktir.
TİTREME İÇİN 8.AŞAMALI BİOENERJİ-BİOTERAPİ VE ŞİFALI BİTKİLER:
Titreme için Şifalı bitkiler kullanılma formülü:
1.Kullanılış şekilleri
2.Nasıl Hazırlanması
3.Ne zaman alınmaları
4.Ne zamana kadar kullanılmaları
5.Şifalı bitkilerde kullanılacak Gramajları ve Ölçümleri
6.Kullanılma formülü Metafizik Uzmanı Gökhan Hani'ye aittir.
7.Şifalı bitkiler anatomisi ve 8.Aşamalı BİOENERJİ-BİOTERAPİ ile beraber kullanıldığında etkili olmaktadır.
1. ABDÜSSELAM OTU
2. ANASON
3. ARMUT
4. AYI GÜLÜ
5. ÇÖREK OTU
6. KEKİK
7. BOĞA DİKENİ
8. CEVİZ İÇİ
9. ÇOBANPÜSKÜLÜ OTU
10. DELİCE OTU
11. GÜVERCİN
12. HİND SALATALIĞI
13. HİND SANAVBERİ
14. KALKAN OTU
15. KEHRİBAR
16. MIKNATIS
17. NANE
18. NAR
19. NOHUT
20. KÜÇÜK KUŞUTA
21. SAHLEP
22. ŞEYTAN DEĞİRMENİ
23. SU ZAMBAĞI
24. MIKNATIS
25. NANE YAĞI
26. KAYISI YAĞI
27. AKIR-I KARHA
Metafizik Uzmanı Gökhan Hani.
GEREKLİ BİLGİ İÇİN METAFİZİK UZMANI GÖKHAN HANİ'YE DANIŞIN.
TÜRKİYE İÇİN GSM:0535 939 01 23
AVRUPA İÇİN GSM:0543 765 75 90
TÜRKİYE İÇİN MSN:metafizikuzmani@hotmail.com
TÜRKİYE İÇİN MSN:metaterapi@hotmail.com
AVRUPA İÇİN MSN:avrupaterapi@hotmail.com
VİTİLİGO(BEYAZ DERİ HASTALIĞI)
Vitiligo, normal deri görünümünde, pigment kaybı nedeniyle düzensiz beyaz alanların bulunduğu bir deri durumudur.
Genelde edinilmiş bir durum olarak görülen vitiligo, herhangi bir yaşta ortaya çıkabilir. Ancak, belirli genetik özelliklere sahip ailelerde hastalığa yatkınlık görülmektedir. Kontrasta bağlı olaraki koyu tenli kişilerde daha belirgindir. Vitiligo'nun nedeni tam bilinmemekle beraber pigment üreten melanosit hücreleri olan melanositlerin deri veya çevre dokulara hasar vermeksizin seçici kaybına bağlı olarak otoimmünite üzerinde durulmaktadır. Bu hastalık Amerika Birleşik Devletleri'nde nüfusun % 1' ini etkilemektedir.
Lezyonlar düz, pigmentasyonsuz ve koyu sınırlı olarak görülmektedir. Sınırlar tam olarak tanımlanabilmektedir, ancak düzensizdir. Sıklıkla etkilenen bölgeler yüz, dirsekler ve dizler, eller ve ayaklar ve genital bölgedir. Ayrıca, travma ve basınç görmüş bölgeler de etkilenmektedir.
Semptomlar arasında aile öyküsü belirten vitiligo, birden veya aniden gelişen düz, doğal desenli pigment kaybına uğramış deri bölgeleri görülmektedir.
Metafizik Uzmanı ve Psikanalist-Yazar Gökhan Hani; Vitiligo hastalıkları üzerinde 5 yıl süren Alternatif (Tamamlayıcı) Tıp çalışmaları sonucunda 8 aşamalı Bioenerji-Bioterapi yöntemleri ve Şifalı bitkiler yardımı ile çalışmalarını tamamlamıştır. Sitede yer alan tüm yöntemler ve formüllerin orijinal yapısı Metafizik Uzmanı Gökhan Hani'ye ait olup; kopyalanması ve başka sitelerde yayınlanması yasal değildir. Sitede yer alan tüm şifalı bitkiler
Vitiligo üzerinde etkili olup, kesinlikle gramajları ve kullanım şekilleri verilmemiştir. Vitiligo hastalığı üzerinde etkili olan şifalı bitkiler bu tür hastalıklara maruz kalan kişiler üzerinde kesinlikle UZMAN görüşü ve onayı olmadan kullanılmamalıdır.Vitiligo hastalığı için ayrı ayrı verilen şifalı bitkiler anatomisi bitkilerinin kullanım şekilleri ve gramajları sitede yayınlanmayacaktır.8 aşamalı Bioenerji-Bioterapi alternatif tıp yöntemleri ve şifalı bitkiler aracılığıyla Vitiligo üzerinde etkili olunduğu gözlenmiştir. Alternatif (Tamamlayıcı) Tıp teknikleri asla modern-klasik tıp yöntemlerinin önüne geçemez. Modern tıp yöntemleri Vitiligo hastalarına yanıt veremiyorsa ya da tamamlayıcı(alternatif) tıp yöntemleriyle desteklenmesi gerekiyorsa 8 aşamalı Bioenerji-Bioterapi ve şifalı bitkiler yöntemleri kullanılmalıdır. Metafizik uzmanlığı kişilerin yaşadığı bölgenin veya coğrafyada yetişen bitkilerle çeşitli hastalıkların üstesinden gelinebileceği görüşündedir. Bu sitede yayınlanan 8 aşamalı Bioenerji-Bioterapi ve şifalı bitkiler yöntem, teknik ve metodolojisini hiçbir Bioenerjist ya da herbalist tarafından kendi adına kullanamaz. Bu yöntemler ve formüller sadece Metafizik uzmanı ve psikanalist-yazar Gökhan Hani'nin 5 yıllık çalışması sonucu ortaya çıkıp ve bir formülün gramajı ve kullanım şekli sadece Metafizik Uzmanı Gökhan Hani ye aittir. Türkiye de ve çeşitli ülkelerde Bioenerji sadece 1 aşamalı kullanılabilmektedir. Alternatif tıp literatüründe Bioenerji 8 aşamalıdır. Biyoenerjinin 8 aşaması kullanılmadan Vitiligo ve diğer bilinmeyen (agnostik) önemli hastalıkların üzerinde enerji verilmesi yetersiz kalmaktadır. Reiki uygulamalarının Bioenerjiyle uzaktan yakından alakası yoktur. Reiki 3 aşamalı olarak Budist felsefesinde sadece yer alır. Bioenerji ise 8 aşamalı veri ve yaklaşımlarıyla Alternatif tıbbın temelini oluşturur. Bionerjinin, Reiki vb yöntemler gibi sembolik- din-felsefesiyle bir bağlantısı yoktur. Bioenerji; Evrensel enerjinin kozmik bağında insan vücudunun 7 ana çakra ve 2 ara çakra bölgesinin pranik ve auratik bağlantısıyla paralel spirütüal-lliastre ile birleşiktir.
VİTİLİGO İÇİN 8.AŞAMALI BİOENERJİ-BİOTERAPİ VE ŞİFALI BİTKİLER:
Vitiligo için Şifalı bitkiler kullanılma formülü:
1.Kullanılış şekilleri
2.Nasıl Hazırlanması
3.Ne zaman alınmaları
4.Ne zamana kadar kullanılmaları
5.Şifalı bitkilerde kullanılacak Gramajları ve Ölçümleri
6.Kullanılma formülü Metafizik Uzmanı Gökhan Hani'ye aittir.
7.Şifalı bitkiler anatomisi ve 8.Aşamalı BİOENERJİ-BİOTERAPİ ile beraber kullanıldığında etkili olmaktadır.
1. KAVZA KÖKÜ
2. ACI BAKLA
3. AFRİKA KAKULLASI
4. AKHUŞ AĞACI
5. ARDIÇ KATRANI
6. BEYAZ HARDAL
7. SİYAH NOHUT
8. MENEKŞE
9. MERSİN AĞACI
10. SALKIM-SÖĞÜT AĞACI
11. YABANİ ZEYTİN
12. ÇAM AĞACI
13. MEŞE AĞACI
14. DELİCE OTU
Metafizik Uzmanı Gökhan Hani.
GEREKLİ BİLGİ İÇİN METAFİZİK UZMANI GÖKHAN HANİ'YE DANIŞIN.
TÜRKİYE İÇİN GSM:0535 939 01 23
AVRUPA İÇİN GSM:0543 765 75 90
TÜRKİYE İÇİN MSN:metafizikuzmani@hotmail.com
TÜRKİYE İÇİN MSN:metaterapi@hotmail.com
AVRUPA İÇİN MSN:avrupaterapi@hotmail.com
KEKEMELİK
Kekemelik konuşmanın akıcılığı ve ritminin ses sözcüklerinin düzenli bir şekilde ilerlemesini bozan duraklamalar, tekrarlar yada bir heceyi uzatarak söyleme. Çoğu kez bunlara eşlik eden beden hareketleriyle kesintiye uğramasıdır.
Konuşma esnasında konuşmanın düzenli bir şekilde ilerlemesini bozan duraklama, bazı ses ve sözcükleri yineleme ya da bir heceyi uzatarak söyleme ile giden ve bazı kişilerde sosyal ortamlardan kaçınmaya yol açıp, kaygı ve üzüntü konusu olan bir bozukluktur
KEKEMELİK NE ZAMAN BAŞLAR
Kekemelik genelde okul öncesi 2-7 yaş arasında ortaya çıkar ve erkek çocuklarda kız çocuklarına göre 3 katı daha etkindir. Bu çocukların %20 kekemelik devam etmektedir, genellikle giderek şiddetlenir ve ergenlik döneminden sonra devam ediyorsa, yaşam boyu sürecek olan bir bozukluk haline gelmesi muhtemeldir.
Daha yaşlı kekemelik vakalarının daha çok durakladıkları, hava akımlarındaki kesilmelerin , ses tellerine uygulanan basıncın, iletişim kurma korkularının daha yüksek olduğu ve konuşma durumlarından kaçınmanın daha çok görüldüğü saptanmış.
Genel olarak erkek çocukların kızlara göre daha karmaşık düzeyde kekelemelerinin olup, daha çok kekeleyerek, daha az karşılarındakilerle göz göze gelmeye çalıştığı, iletişim kurmaktan kaçındıkları, dolayısıyla tedavilerinin de daha uzun sürdüğü belirlenmiştir.
Bazı vakalarda erişkinliğe geçiş döneminde kaybolmakta, bunun dışında tedavi edilmeyen vakalar omur boyu sürmektedir.
KEKEMELİK NE GİBİ DURUMLARDA SIK GÖRÜLÜR
Dinleyici önünde konuşmak gibi onurlandırmaları geri çevirirler. Telefonla konuşmakta güçlük çekiyorlarsa bu gibi konuşmaları eşlerinden beklerler. Kekemelerin %80'i telefon konuşmasının en çok korktukları durum olduğunu bildirmektedirler. Yada bir lokantaya gittiklerinde ısmarladıkları yemek istekleri değil, adını söyleyebildikleridir.
Yabancıların bulunduğu, kalabalık ortamlar, bir otorite konumundaki kişinin karşısında, telefona yanıt vermek, birinden bir şey istemek, beklenmedik bir durumla hazırlıksız bir şekilde karşılaşma gibi hallerde belirginleşmektedir.Korktukları bu gibi durumlardan kaçınmaya çalışırlar. Söyleyemedikleri bir sözcüğün yerine hemen bir eşanlamlısını getirerek cümleyi tamamlamaya çalışırlar. Adları sorulduğunda yanıtlamakta güçlük çekebilirler. Bu nedenle bu isleri yakınlarındakilere bırakırlar. Öğrenciler bu nedenle arka sıralarda oturmaya çalışır, parmak kaldırmaz, konuşmalarda dinleyici olmayı yeğler, yoklamalar alınırken geç yanıt verirler, ya da el kaldırarak kaçınma davranışı gösterirler. Daha çok mimikleriyle yanıt vermeye eğilimlidirler. Yeni bir şey söylemek ya da istemek yerine başkaları ile ayni fikirde olduklarını ya da ayni şeyi istediklerini belirtirler. İstediklerini değil, söylemesi kolay olan şeyleri ısmarlarlar.
Yoldaki bir görevliye, polise adres sormak için durduklarında ilk sesi çıkartmakta güçlük çekebilirler. Bu durumlarda konuşmayı kolaylaştırmak ve o sesi çıkarabilmek için el veya ayağı sallama, ayağı yere vurma, bas ve boyun hareketleri, göz , kas ve dudak hareketleri gibi tikler eslik edebilir.
Çoğu kez kendi adlarını söylemekte güçlük çekerler, bu durumda hecelerle yada kartvizit çıkarırlar. Her tür konuşmaları büyük bir gerilim içindedir. Çoğu kez bunlara eşlik eden beden hareketleriyle tiklerin oluşmasıdır. Böylece kişilerde sosyal ortamlardan kaçınmaya yol açıp kaygı ve üzüntü konusu olan bir bozukluktur.
Sonuçta, bu gibi durumlardan kaçmaya çalışırlar ve genel olarak yüksek zeka düzeyinde oldukları içinde bu kaçınma davranışında oldukça başarılıdırlar.
NELERDEN DOLAYI OLABİLİR?
Bazı ailelerde gerilim düzeylerinin yüksek olması ve ortak bir özellik şeklinde bu gerilimin nefes borusu ve ses tellerine iletilmesi ile ilişkili olabildiği ya da beyindeki konuşma merkezi ile ilişkisi olduğu yönünde düşünceler bulunmaktadır. Anne-babada obsesif-kompulsif kişilik yapısının varlığına da bu bozuklukta işaret edilmiştir. Çocuklukta yaşanan endişe , gerilim ve korkuların da etkilerinin olduğu düşünülmektedir. Bir görüşe göre kişinin çözümleyemediği ve bilinçaltına doğru bastırdığı ruhsal çatışma, korku ya da isteklerinin sonucunda oluşan nevrozların bir görünümü olarak düşünülmüştür. Hastaların % 40-60 kadarında ailelerinde kekemelik öyküsüne rastlanmıştır.
Görüntüleme çalışmalarında beyin kan akımlarında azalmalar ve bölgesel olarak bazı alanlarda akımda düzensizlikler saptanmıştır.
ÇÖZÜM
metaterapi, nefes alıştırmaları, gevşeme teknikleri, konuşma terapisi (konuşmanın yavaşlatılması,konuşma başlangıcının kolaylaştırılması, ses düzey kontrolü gibi) yapılmalıdır. Bazı vakalarda metaterapi ve metafor teknikleri konuşma bozukluklarını gidertir.
KEKEMELİK PROBLEMİNE SON
Meta-terapi yöntemi ile. Kekemeliği kendi içinde 5 bölüme ayrılır.
Düşünce bölümü - kekeleyen kişi yabancı bir ortama girince, kalabalık, sınıf, kişiye söz hakkı verildiği zaman şöyle düşünür ya takılırsam , ya bana gülerlerse, mahcup olursam, konuşamazsam diye negatif düşünür. Meta-terapiyle kekemenin negatif düşüncesini değişir.
Nefes bölümü kekemelik sorunu yaşayan kişilerin sakin olduklarında yalnızken güzel konuşurlar şarkı, türkü gayet rahat söylerler, hiç takılmazlar. Ama korku ve heyecan anında bu kontrolü kayıp ederek nefes alış verişlerinde ritim bozulur.Metaterapiyle düzenli ve eksiksiz konulur.Duygu ve heyecan bozukluğu olmaz.
Hız bölümü kekemelik sorunu yaşayan kişerin yaklaşık olarak %80 çok hızlı konuşurlar. Konuşma hızı ile, düşünme hızı normal insanda paralel giderken, kekemelerde sürekli konuşma hızı önde gider. Bir süre sonra ne söyleyeceğini bilemez ve takılır. Biz tekniğimiz ile kişinin konuşma hızını kontrol etmeyi Meta-terapiyle kazanır.
Gırtlak bölümü - Meta-terapi Kekemelerin ne zaman kekeleyeceklerini önceden bilirler.Konuşma bozukluğunun gırtlak ile ilişkisine önce formatlar sonra program atar.
Kelime bölümü - Meta-terapi tekniğimizle konuşmanın yavaşlatılması, konuşma başlangıcının kolaylaştırılması, ses düzey kontrolünün sağlanması, nefes alıştırmaları ve grup terapilerle konuşma sorunu yaşayan kişilerin öz güveni gelişir.
META-TERAPİ YÖNTEMİYLE KEKEMELİĞİNİZE SON VERİN.
TÜRKİYE İÇİN GSM:0535 939 01 23
AVRUPA İÇİN GSM:0543 765 75 90
TÜRKİYE İÇİN MSN:metafizikuzmani@hotmail.com
TÜRKİYE İÇİN MSN:metaterapi@hotmail.com
AVRUPA İÇİN MSN:avrupaterapi@hotmail.com
BEL VE BOYUN FITIĞI
Erişkin bir insan vücudunda 33 - 34 tane omur bulunmaktadır. Omurlar kafatasının hemen altından başlıyarak kuyruk sokumuna kadar uzanırlar ve birbirleriyle üst üste eklem yaparak omurgayı teşkil ederler. Omurganın latinca adı " Vertebral Kolon" dur. Konunun bundan sonraki bölümlerinde vertebral kolon terimi sık sık geçeceği için bu açıklamaya gerek duyulmuştur.
Vertebral kolon ( omurga ) 7 adet boyun omuru ( servikal vertebra ), 12 adet torakal vertebra ( sırt omurları ) ve 5 adet te lomber vertebradan ( bel omuru ) oluşur. Lomber vertebralardan sonra gelen omurlar birleşerek, sakrum ve kuyruk sokumu kemiklerini teşkil ederler. Vertebral kolon, sagittal düzlemde ( ön-arka dikey düzlem ) bir takım eğrilikler gösterir. Boyun ve bel bölgesinde eğrilik arkaya doğru olup lordoz durumunda , sırt ve sakral bölgede ise öne doğru olup kifoz durumunda bulunur. Bu eğrilikler omurgada stabilite ve dayanıklılığı sağlar. Omurganın diğer bölümlerinde olduğu gibi servikal bölgede de her iki omur arasında intervertebral diskler bulunmaktadır. Servikal vertebralar, anatomik pozisyon olarak, yandaki resimde görüldüğü gibi açıklığı arkaya bakan bir kavis ( lordoz ) çizer görünümünde dizilmişlerdir .
Boynumuz; servikal vertebralar, bunların aralarındaki intervertebral diskler, vertebralar arasındaki eklem ve bağların dışında boyun adeleleri ile bir bütün olarak çalışır. Bu sayede servikal omurga, çok yönlü hareket imkanına sahiptir ve değişik seviyelerde, değişik hareketleri daha kolay ve daha fazla yapma özelliği taşır.
Boyun ağrıları bel ağrıları kadar sık olmamakla birlikte her yaş grubunda önemli bir sorundur. Her üç insandan birinin yaşamında en az bir kere boyun ağrısı geçirdiği kabul edilmektedir. Çalışan insanlarda görülme sıklığı daha fazladır. Boyun ağrıları, servikal omurganın kötü veya yanlış kullanımından ya da bir travma sonucu zedelenmeden dolayı olabileceği için ağrıyı başlatan bölge ve oluşum iyi teşhis edilmelidir.
Bel Fıtığı ( Disk Hernisi )
Bel ağrısı son derece yaygındır. Bel ağrısından şikayet eden hastaların sayıca çokluğuna karşın hastaların yalnızca % 1 inde siyatik ağrısı tarzında şikayetler ve % 1-3 ünde bel fıtığı ( lomber disk herniasyonu ) vardır. Siyatik, bel fıtığı için öylesine tipik bir göstergedir ki, siyatik ağrısı olmaksızın klinik olarak anlamlı bir disk herniasyonu ihtimali çok düşüktür. Ancak bunun istisnaları vardır, idrar kaçırma ve bacaklarda kuvvetsizlik gibi bulgularla ani olarak ortaya çıkan Cauda Sendromu bu istisnalardan bir tanesidir. İstisnalardan bir diğeri spinal stenoz adı verilen omurilik kanalının normal ölçülerden dar olması halidir.
Lomber Bölge : Bel bölgesi
Lumbo-Sakral Bölge : Kuyruk sokumu-bel bölgesi
Sakrum : Kuyruk sokumu kemiği
Sakro-İliak Eklem : Kuyruk sokumu kemiği ile leğen kemiğinin yapmış olduğu eklem ( Sağ ve solda olmak üzere her iki tarafta da vardır. )
Lumbago : Bel ağrısı
Lumbosiyatalji : Belden bacağın arka kısmına siyatik sinir boyunca yayılan ağrı.
Disk Herni : Bel fıtığı
Skolyoz : Omurganın yanlara doğru çarpıklığı, eğriliği
Lordoz : Omurganın konveksliği öne bakan kavisli durumu ( Bel omurları normalde lordoz durumundadır )
İntervertebral : Vertebralar arası, omurlar arası
Postero-Lateral : Arka - yan
Posterior Longitidunal Ligament : Omurgaların, omurilik kanalına bakan yüzünü saran bağ dokusuna verilen ad. Bu bağ dokusunun omurgaların ön yüzünde olanına da anterior longitidunal ligament adı verilir.
Metafizik Uzmanı ve Psikanalist-Yazar Gökhan Hani; Bel ve boyun fıtığı üzerinde 5 yıl süren Alternatif (Tamamlayıcı) Tıp çalışmaları sonucunda 8 aşamalı Bioenerji-Bioterapi yöntemleri ve Şifalı bitkiler yardımı ile çalışmalarını tamamlamıştır. Sitede yer alan tüm yöntemler ve formüllerin orijinal yapısı Metafizik Uzmanı Gökhan Hani'ye ait olup; kopyalanması ve başka sitelerde yayınlanması yasal değildir. Sitede yer alan tüm şifalı bitkiler bel ve boyun fıtığı üzerinde etkili olup, kesinlikle gramajları ve kullanım şekilleri verilmemiştir. Bel ve boyun fıtığı üzerinde etkili olan şifalı bitkiler bu tür hastalıklara maruz kalan kişiler üzerinde kesinlikle UZMAN görüşü ve onayı olmadan kullanılmamalıdır. Baş ağrısı ve migren için ayrı ayrı verilen şifalı bitkiler anatomisi bitkilerinin kullanım şekilleri ve gramajları sitede yayınlanmayacaktır.8 aşamalı Bioenerji-Bioterapi alternatif tıp yöntemleri ve şifalı bitkiler aracılığıyla bel ve boyun fıtığı üzerinde etkili olunduğu gözlenmiştir. Alternatif (Tamamlayıcı) Tıp teknikleri asla modern-klasik tıp yöntemlerinin önüne geçemez. Modern tıp yöntemleri bel ve boyun fıtığına yanıt veremiyorsa ya da tamamlayıcı(alternatif) tıp yöntemleriyle desteklenmesi gerekiyorsa 8 aşamalı Bioenerji-Bioterapi ve şifalı bitkiler yöntemleri kullanılmalıdır. Metafizik uzmanlığı kişilerin yaşadığı bölgenin veya coğrafyada yetişen bitkilerle çeşitli hastalıkların üstesinden gelinebileceği görüşündedir. Bu sitede yayınlanan 8 aşamalı Bioenerji-Bioterapi ve şifalı bitkiler yöntem, teknik ve metodolojisini hiçbir Bioenerjist ya da herbalist tarafından kendi adına kullanamaz. Bu yöntemler ve formüller sadece Metafizik uzmanı ve psikanalist-yazar Gökhan Hani'nin 5 yıllık çalışması sonucu ortaya çıkıp ve bir formülün gramajı ve kullanım şekli sadece Metafizik Uzmanı Gökhan Hani ye aittir. Türkiye de ve çeşitli ülkelerde Bioenerji sadece 1 aşamalı kullanılabilmektedir. Alternatif tıp literatüründe Bioenerji 8 aşamalıdır. Biyoenerjinin 8 aşaması kullanılmadan bel ve boyun fıtığı ve diğer bilinmeyen (agnostik) önemli hastalıkların üzerinde enerji verilmesi yetersiz kalmaktadır. Reiki uygulamalarının Bioenerjiyle uzaktan yakından alakası yoktur. Reiki 3 aşamalı olarak Budist felsefesinde sadece yer alır. Bioenerji ise 8 aşamalı veri ve yaklaşımlarıyla Alternatif tıbbın temelini oluşturur. Bionerjinin, Reiki vb yöntemler gibi sembolik- din-felsefesiyle bir bağlantısı yoktur. Bioenerji; Evrensel enerjinin kozmik bağında insan vücudunun 7 ana çakra ve 2 ara çakra bölgesinin pranik ve auratik bağlantısıyla paralel spirütüal-lliastre ile birleşiktir.
BEL VE BOYUN FITIĞI İÇİN 8.AŞAMALI BİOENERJİ-BİOTERAPİ VE ŞİFALI BİTKİLER:
Bel ve boyun fıtığı için Şifalı bitkiler kullanılma formülü:
1.Kullanılış şekilleri
2.Nasıl Hazırlanması
3.Ne zaman alınmaları
4.Ne zamana kadar kullanılmaları
5.Şifalı bitkilerde kullanılacak Gramajları ve Ölçümleri
6.Kullanılma formülü Metafizik Uzmanı Gökhan Hani'ye aittir.
7.Şifalı bitkiler anatomisi ve 8.Aşamalı BİOENERJİ-BİOTERAPİ ile beraber kullanıldığında etkili olmaktadır.
1. AKIR-I KARHA YAĞI
2. ARMUT
3. AYCİÇEĞİ YAĞI
4. BALDIRAN OTU
5. ROKA
6. MIKNATIS
7. NANE YAĞI
8. DEFNE YAĞI
9. BESBASE
10. BEYAZ ÇAM FISTIĞI
11. BEYAZ ISIRGAN OTU
12. BEZELYE YAĞI
13. KIRMIZIBİBER
14. BİBERİYE
15. CİVANPERÇEMİ
16. ÇAVŞAR OTU
17. ÇAM FISTIĞI
18. ÇOBANPÜSKÜLÜ
19. KİRAZ SAPI
20. KARA PELİN
21. KÜÇÜK KUŞUTA
22. YILAN OTU
AYRICA ALTERNATİF TIP VE UZAKDOĞU MASAJ TEKNİKLERİYLE DE BEL VE BOYUN FITIKLARINA VEYA AĞRILARINA ETKİLİ ÇÖZÜM BULABİLİRSİNİZ.
Metafizik Uzmanı Gökhan Hani.
GEREKLİ BİLGİ İÇİN METAFİZİK UZMANI GÖKHAN HANİ'YE DANIŞIN.
TÜRKİYE İÇİN GSM:0535 939 01 23
AVRUPA İÇİN GSM:0543 765 75 90
TÜRKİYE İÇİN MSN:metafizikuzmani@hotmail.com
TÜRKİYE İÇİN MSN:metaterapi@hotmail.com
AVRUPA İÇİN MSN:avrupaterapi@hotmail.com
DAMAR SERTLİĞİ VE TIKANIKLIKLARI:
Atardamarlar sağlıklı kişilerde esnek bir yapıya sahiptir. Vücudun denge durumuna göre genişler ya da daralır. Böylece damardan geçen kan miktarını ayarlar. Çeşitli nedenlerden dolayı atardamarların duvarı bağ dokusu ile kaplanırsa, damar, esnekliğini kaybeder. Damar duvarının esnekliğini kaybedip sertleşmesine Damar Sertliği ( ateroskleroz ) denir. Damar sertliği oluştuktan sonra damar duvarından damarın iç kısmına doğru ateromatöz plaklar oluşur. Bu plaklar, damarın tıkanmasına ve damarın yapısının zayıflayarak çeşitli komplikasyonların oluşmasına yol açar.
Damar Sertliği, diğer bütün hastalıklardan daha fazla hasara ve ölüme neden olur. Kalp krizinin, beyin kanamasının, koroner arter hastalığının en önemli nedeni olduğundan ölüm riski çok fazladır. Örneğin, kalp krizi, Amerika Birleşik Devletlerindeki tüm ölümlerin yaklaşık %25 inden sorumludur. Batılı ülkelerde bu hastalık daha sık görülmektedir. İskemik kalp hastalığına bağlı ölümler Amerika da Japonya dan 6 kat daha fazladır. Bu durum Beslenmenin önemini ortaya koymaktadır.
Damar Sertliğinin Nedenleri ve Risk Faktörleri
Kişiler ve toplumlar arasında hastalığın yaygınlığı ve ağırlığı yapısal ve bu yüzden değiştirilemeyen, bir kısmı da kontrol edilebilen nedenlere bağlıdır. Cinsiyet, yaş ve kalıtsal özellikler, yapısal faktörleri kapsamaktadır.
Yaş, Damar Sertliğinde önemli bir faktördür. İskemik kalp hastalığına bağlı ölümler ileri yaşlarda, her 10 yılda belirgin olmak üzere artmaktadır. Damar sertliği sonucu meydana gelen organ hasarları orta yaşlardan sonra ortaya çıkmaktadır. Kalp krizi görülme sıklığı, 40-60 yaş arasında 5 kat artar. Diğer faktörlerin eşit olması halinde, erkekler Damar Sertliğine daha fazla eğilimlidirler. Bu durum Hormonların oynadığı rolü göstermektedir. Menopoz öncesi kadınlarda damar sertliği ve komplikasyonları nadir olarak görülür. Kadınlık Hormonu olan östrojenin menopoz sonrası azalması damar sertliği riskini arttırır. Bu dönemde kadınlara Hormon tedavisi uygulanabilir.
Birçok gen bu hastalığın ortaya çıkmasında etkili olmaktadır. Ailede Hipertansiyon ya da diabet olması, yüksek kan kolesterol seviyeleri Damar Sertliğinin ortaya çıkmasına neden olur. Diabet, Hipertansiyon, sigara içimi ve kan yağ seviyesi yüksekliği kontrol edilebilen 4 ana risk faktörleridir.
Yapılan çalışmalarla, kolesterol ile damar sertliği arasında doğrudan ilişki saptanmıştır. İyi kolesterolün (HDL) düşük olması, kötü kolesterolün (LDL) yüksek olması damar sertliğine ve buna bağlı birçok rahatsızlığa neden olmaktadır. Yumurta sarısı şeklinde hayvansal yağlar ve tereyağı kolesterolün artmasına neden olurken, doymamış yağlar kolesterolü düşürür. Balık yağı gibi omega- 3 ten zengin yağlar ise yararlıdır.
Tansiyonun yüksek olması damar sertliği için her yaşta önemli bir risk faktörüdür. Tansiyonun 16.5/9.5 un üzerinde olması riski 5 kat arttırmaktadır. Hipertansiyonun tedavi edilmesi, felç ve iskemik kalp hastalığı riskini azaltmaktadır.
Sigara, özellikle erkeklerde çok iyi bilinen bir risk faktörüdür. Son zamanlarda damar sertliğinin kadınlarda sıklığının artışından büyük ölçüde sorumlu olduğu düşünülmektedir. Yıllarca Günde bir paket sigara içen kişide iskemik kalp hastalığı riski %200 artmaktadır. Sigaranın bırakılmasıyla zamanla risk azalır.
Şeker hastalığı, kolesterolün yükselmesine neden olur ve damar sertliğine yatkınlığı arttırır. Şeker hastalarında kalp krizi riski 2 kat fazladır. Aynı zamanda bacaklarda gangren oluşumu ve felç riski çok fazla artış göstermektedir.
Bunların dışında egzersiz yapılmaması, stresli yaşam sürme, kontrolsüz kilo alma, Obezite ve Alkol tüketimi damar sertliğine neden olmaktadır.
Damar Sertliğinin Belirtileri
Damar sertliğinin belirtileri bu hastalığa spesifik belirtiler değildir. Belirtiler genellikle damar hasarları belirginleştiğinde meydana gelir. Damar sertliği kalpte ortaya çıkarsa kalp kası zayıflar ve yeterince kasılamaz. Çünkü kalbe gelen Oksijen azalmıştır. Göğüs ağrısı birçok hastada görülebilir. Özellikle egzersiz yaparken bu ağrı sıkıştırıcı ve yanma şeklinde ortaya çıkar. Hastalar göğüslerinde bir baskı hisseder. Bu ağrı kola, çeneye yayılabilir ve birkaç Dakika dinlendikten sonra geçer. Bunların dışında kalpte ritim bozuklukları oluşabilir. En son ise hasta kalp krizi geçirir.
Eğer beyinde tutulum olursa bilinç kaybı, kaslarda güçsüzlük, görme problemleri, konuşma bozuklukları ortaya çıkabilir. Bacaklarda damar sertliği oluşması sonucu kramp tarzında ağrı, ısı kaybı ve son olarak gangren gelişebilir. Eğer hayati organlarımızdan biri olan böbreğin damarlarında ateroskleroz gelişirse, tansiyon yüksekliği ve böbrek fonksiyonlarında bozukluk oluşabilir.
Metafizik Uzmanı ve Psikanalist-Yazar Gökhan Hani; Damar sertliği ve tıkanıkları üzerinde 5 yıl süren Alternatif (Tamamlayıcı) Tıp çalışmaları sonucunda 8 aşamalı Bioenerji-Bioterapi yöntemleri ve Şifalı bitkiler yardımı ile çalışmalarını tamamlamıştır. Sitede yer alan tüm yöntemler ve formüllerin orijinal yapısı Metafizik Uzmanı Gökhan Hani'ye ait olup; kopyalanması ve başka sitelerde yayınlanması yasal değildir. Sitede yer alan tüm şifalı bitkiler damar sertliği ve tıkanıklığı üzerinde etkili olup, kesinlikle gramajları ve kullanım şekilleri verilmemiştir. Damar sertliği ve tıkanıklıkları üzerinde etkili olan şifalı bitkiler bu tür hastalıklara maruz kalan kişiler üzerinde kesinlikle UZMAN görüşü ve onayı olmadan kullanılmamalıdır. Damar sertliği ve tıkanıklıkları için ayrı ayrı verilen şifalı bitkiler anatomisi bitkilerinin kullanım şekilleri ve gramajları sitede yayınlanmayacaktır.8 aşamalı Bioenerji-Bioterapi alternatif tıp yöntemleri ve şifalı bitkiler aracılığıyla damar sertliği ve tıkanıkları üzerinde etkili olunduğu gözlenmiştir. Alternatif (Tamamlayıcı) Tıp teknikleri asla modern-klasik tıp yöntemlerinin önüne geçemez. Modern tıp yöntemleri damar sertliği ve tıkanıklarına yanıt veremiyorsa ya da tamamlayıcı(alternatif) tıp yöntemleriyle desteklenmesi gerekiyorsa 8 aşamalı Bioenerji-Bioterapi ve şifalı bitkiler yöntemleri kullanılmalıdır. Metafizik uzmanlığı kişilerin yaşadığı bölgenin veya coğrafyada yetişen bitkilerle çeşitli hastalıkların üstesinden gelinebileceği görüşündedir. Bu sitede yayınlanan 8 aşamalı Bioenerji-Bioterapi ve şifalı bitkiler yöntem, teknik ve metodolojisini hiçbir Bioenerjist ya da herbalist tarafından kendi adına kullanamaz. Bu yöntemler ve formüller sadece Metafizik uzmanı ve psikanalist-yazar Gökhan Hani'nin 5 yıllık çalışması sonucu ortaya çıkıp ve bir formülün gramajı ve kullanım şekli sadece Metafizik Uzmanı Gökhan Hani ye aittir. Türkiye de ve çeşitli ülkelerde Bioenerji sadece 1 aşamalı kullanılabilmektedir. Alternatif tıp literatüründe Bioenerji 8 aşamalıdır. Biyoenerjinin 8 aşaması kullanılmadan damar sertliği ve tıkanklığı ve diğer bilinmeyen (agnostik) önemli hastalıkların üzerinde enerji verilmesi yetersiz kalmaktadır. Reiki uygulamalarının Bioenerjiyle uzaktan yakından alakası yoktur. Reiki 3 aşamalı olarak Budist felsefesinde sadece yer alır. Bioenerji ise 8 aşamalı veri ve yaklaşımlarıyla Alternatif tıbbın temelini oluşturur. Bionerjinin, Reiki vb yöntemler gibi sembolik- din-felsefesiyle bir bağlantısı yoktur. Bioenerji; Evrensel enerjinin kozmik bağında insan vücudunun 7 ana çakra ve 2 ara çakra bölgesinin pranik ve auratik bağlantısıyla paralel spirütüal-lliastre ile birleşiktir.
DAMAR SERTLİĞİ VE TIKANIKLARI İÇİN 8.AŞAMALI BİOENERJİ-BİOTERAPİ VE ŞİFALI BİTKİLER:
Damar sertliği ve tıkanıklıkları için Şifalı bitkiler kullanılma formülü:
1.Kullanılış şekilleri
2.Nasıl Hazırlanması
3.Ne zaman alınmaları
4.Ne zamana kadar kullanılmaları
5.Şifalı bitkilerde kullanılacak Gramajları ve Ölçümleri
6.Kullanılma formülü Metafizik Uzmanı Gökhan Hani'ye aittir.
7.Şifalı bitkiler anatomisi ve 8.Aşamalı BİOENERJİ-BİOTERAPİ ile beraber kullanıldığında etkili olmaktadır.
1. BÜYÜK PAPATYA
2. ÇADIR KUŞAĞI OTU
3. ÇİLEK
4. ÇOBANPÜSKÜLÜ
5. EKŞİ YONCA
6. KATUNA
7. LİMON
8. ELMA SİRKESİ
9. SARIMSAK
10. NANE YAĞI
11. NAR EKŞİSİ
12. ÖKSE OTU
13. PORTAKAL ÇİCEĞİ
14. ASMA
15. AYVA YAPRAĞI
16. BİBERRİYE OTU
17. SAFRAN OTU
18. ANDIZ KÖKÜ
19. AYÇİCEĞİ YAĞI
Metafizik Uzmanı Gökhan Hani.
GEREKLİ BİLGİ İÇİN METAFİZİK UZMANI GÖKHAN HANİ'YE DANIŞIN.
TÜRKİYE İÇİN GSM:0535 939 01 23
AVRUPA İÇİN GSM:0543 765 75 90
TÜRKİYE İÇİN MSN:metafizikuzmani@hotmail.com
TÜRKİYE İÇİN MSN:metaterapi@hotmail.com
AVRUPA İÇİN MSN:avrupaterapi@hotmail.com
|
|
|
|
|
UNUTKANLIK:Unutkanlık neden ileri gelir?
Unutkanlığın yüze yakın nedeni vardır:Bunlar arasında Alzheimer Hastalığını,ilaçları,alkolu,B12 vitamini eksikliğini, tiroid bezinin yetersiz çalışmasını,inmeleri yani felçleri, Parkinson hastalığını, depresyonu, şizofreniyi, hidrosefaliyi, beyin tümörlerini, epilepsi yana sarayı başlarda saymak gerekir.
İleri yaşta insanlar daha unutkan mı olurlar?
Genellikle öyle olmakla birlikte bu bir kural değildir.100 yaşında olduğu halde aritmetik dersi verebilen olduğu gibi,bir gün evvel tanıştığı insanı unutan 65 yaşında bir kişi de olabilir.Ancak şurası da bir gerçektir ki insanlar yaşlandıkça hatta 50 yaşından itibaren hafıza fonksiyonlarında hafif de olsa bir azalma gösterirler;örneğin bir ismi daha geç hatırlarlar,bir yüzü daha geç hatırlarlar,belli bir sürede örneğin şehir adlarını daha az sayıda söylerler.
Unutkanlık ne zaman hastalık sayılır?
Unutkanlık kişinin günlük işlevlerini bozduğu zaman hastalık sayılır. Kişi;
-Biraz önceki konuşmayı unutuyor
-Söyleyeceği kelimeleri sık sık unutuyor
-Kısa süre önce görüştüğü kimseleri hatırlayamıyor
-Bir gün önce gittiği torununun düğününü unutuyor
-Bankadan parasını çektiği halde hatırlamıyor
-Makbuzları ödemediği halde ödediğini söylüyor
-Önem verdiği randevularını unutuyor
-Günü,ayı,mevsimi,yılı hatırlamıyor
-Alışveriş-parasını tam verme,parasının üstünü tam alma dahil-yapamıyor
- Daha evvel rahatlıkla bulduğu adresleri bulamıyor veya kayboluyor
-Sık gördüğü akrabalarının ismini ve yüzünü unutuyor
-Kendi başına karar veremiyor
-Sorun çözemiyor ( örneğin bir musluğun bozulması sonucu evi su bastığında su ana vanasından suyun kesilmesi gibi bir çare)
İSE UNUTKANLIK HASTALIK ÖLÇÜSÜNE GELMİŞ DEMEKTİR.KUŞKUSUZ YUKARIDAKİ BELİRTİLERİN HEPSİNİN BİR ARADA BULUNMASI ŞART DEĞİLDİR.
Unutkanlığın çaresi varmı dır?
Unutkanlık için ilaç ile tedavi öncesinde mevcut unutkanlığın basit unutkanlık mı(örneğin yaşlılıkta gördüğümüz ve hastalık ölçüsünde olmayan)mı yoksa yukarıda belirttiğimiz hastalık ölçüsünde olan unutkanlık mı,yoksa B12 vitamini,tiroid yetersizliği,depresyon gibi nedenlere bağlı mı olduğunu ortaya çıkarmak gerekir.İnsanın kaygılı olduğunda unutkan olabileceğini,hatta bunun için yaşlı olması gerekmediğini de hatırlayalım. Dolayısıyla;depresyonlu bir kişide depresyonun tedavisi ile,B12 vitamini eksikliği olanda B12 vitamininin verilmesi ile,tiroid bezinin yetersiz çalıştığı durumlarda tiroid hormonunun verimesi ile,unutkanlığın bir ilacın yan etkisi olarak ortaya çıktığı durumlarda o ilacın kesilmesi ile unutkanlıkta kesin çözüme yaklaşılabilir.Ancak bu gibi ikincil nedenlerin bulunmadığı örneğin yaşlanmaya bağlı basit unutkanlıkların azaltılması veya daha az ölçüde gelişmesini sağlamak için başka yaklaşımlar vardır.Örneğin;
-Unutulan bir kelime veya yüzün hatırlanması için daha çok çaba gösterilmesi,vazgeçilmemesi
-Bulmaca çözülmesi
-Yoğun zihinsel aktivite gerektiren oyunlar örneğin satranç,bazı iskambil oyunları
-Kitap okunması ve okunan metin için zaman zaman yorum yapılması,okunulanların daha sonra özetinin düşünülmesi
-Radyonun ve TV nin bir aktif dinleyici ve izleyici olarak izlenmesi,tartışma içeren konular sırasında yorum yapılması
- Yabancı dildeki kelimelerin ezberlenmeye çalışılması
Metafizik Uzmanı ve Psikanalist-Yazar Gökhan Hani; Unutkanlık hastalıkları üzerinde 5 yıl süren Alternatif (Tamamlayıcı) Tıp çalışmaları sonucunda 8 aşamalı Bioenerji-Bioterapi yöntemleri ve Şifalı bitkiler yardımı ile çalışmalarını tamamlamıştır. Sitede yer alan tüm yöntemler ve formüllerin orijinal yapısı Metafizik Uzmanı Gökhan Hani'ye ait olup; kopyalanması ve başka sitelerde yayınlanması yasal değildir. Sitede yer alan tüm şifalı bitkiler
Unutkanlık üzerinde etkili olup, kesinlikle gramajları ve kullanım şekilleri verilmemiştir. Unutkanlık hastalığı üzerinde etkili olan şifalı bitkiler bu tür hastalıklara maruz kalan kişiler üzerinde kesinlikle UZMAN görüşü ve onayı olmadan kullanılmamalıdır. Unutkanlık hastalığı için ayrı ayrı verilen şifalı bitkiler anatomisi bitkilerinin kullanım şekilleri ve gramajları sitede yayınlanmayacaktır.8 aşamalı Bioenerji-Bioterapi alternatif tıp yöntemleri ve şifalı bitkiler aracılığıyla sara üzerinde etkili olunduğu gözlenmiştir. Alternatif (Tamamlayıcı) Tıp teknikleri asla modern-klasik tıp yöntemlerinin önüne geçemez. Modern tıp yöntemleri sara hastalarına yanıt veremiyorsa ya da tamamlayıcı(alternatif) tıp yöntemleriyle desteklenmesi gerekiyorsa 8 aşamalı Bioenerji-Bioterapi ve şifalı bitkiler yöntemleri kullanılmalıdır. Metafizik uzmanlığı kişilerin yaşadığı bölgenin veya coğrafyada yetişen bitkilerle çeşitli hastalıkların üstesinden gelinebileceği görüşündedir. Bu sitede yayınlanan 8 aşamalı Bioenerji-Bioterapi ve şifalı bitkiler yöntem, teknik ve metodolojisini hiçbir Bioenerjist ya da herbalist tarafından kendi adına kullanamaz. Bu yöntemler ve formüller sadece Metafizik uzmanı ve psikanalist-yazar Gökhan Hani'nin 5 yıllık çalışması sonucu ortaya çıkıp ve bir formülün gramajı ve kullanım şekli sadece Metafizik Uzmanı Gökhan Hani ye aittir. Türkiye de ve çeşitli ülkelerde Bioenerji sadece 1 aşamalı kullanılabilmektedir. Alternatif tıp literatüründe Bioenerji 8 aşamalıdır. Biyoenerjinin 8 aşaması kullanılmadan unutkanlık ve diğer bilinmeyen (agnostik) önemli hastalıkların üzerinde enerji verilmesi yetersiz kalmaktadır. Reiki uygulamalarının Bioenerjiyle uzaktan yakından alakası yoktur. Reiki 3 aşamalı olarak Budist felsefesinde sadece yer alır. Bioenerji ise 8 aşamalı veri ve yaklaşımlarıyla Alternatif tıbbın temelini oluşturur. Bionerjinin, Reiki vb yöntemler gibi sembolik- din-felsefesiyle bir bağlantısı yoktur. Bioenerji; Evrensel enerjinin kozmik bağında insan vücudunun 7 ana çakra ve 2 ara çakra bölgesinin pranik ve auratik bağlantısıyla paralel spirütüal-lliastre ile birleşiktir.
UNUTKANLIK İÇİN 8.AŞAMALI BİOENERJİ-BİOTERAPİ VE ŞİFALI BİTKİLER:
Unutkanlık için Şifalı bitkiler kullanılma formülü:
1.Kullanılış şekilleri
2.Nasıl Hazırlanması
3.Ne zaman alınmaları
4.Ne zamana kadar kullanılmaları
5.Şifalı bitkilerde kullanılacak Gramajları ve Ölçümleri
6.Kullanılma formülü Metafizik Uzmanı Gökhan Hani'ye aittir.
7.Şifalı bitkiler anatomisi ve 8.Aşamalı BİOENERJİ-BİOTERAPİ ile beraber kullanıldığında etkili olmaktadır.
1. YABİNİ ZEYTİN
2. SİYAH ÇEKİRDEKLİ KURU ÜZÜM
3. SERVİ KOZALAĞI
4. ÖD AĞACI
5. MIKNATIS
6. NERGİZ
7. LAVANTA
8. HANIMELİ
9. LEBAK AĞACI
10. KOYUNTAVŞANI(MERYEM SAÇI)
11. KALKAN OTU
12. KARANFİL AĞACI
13. BAL
14. GÜNLÜK OTU
15. ARDIÇ KATRANI
16. KÂFUR
17. HURMA AĞACI
18. ÇAKAL ERİĞİ
19. BELADUR AĞACI
20. AMERİKAN ÇAYI
21. CEVİZ İÇİ
22. KAYISI
Metafizik Uzmanı Gökhan Hani.
GEREKLİ BİLGİ İÇİN METAFİZİK UZMANI GÖKHAN HANİ'YE DANIŞIN.
TÜRKİYE İÇİN GSM:0535 939 01 23
AVRUPA İÇİN GSM:0543 765 75 90
TÜRKİYE İÇİN MSN:metafizikuzmani@hotmail.com
TÜRKİYE İÇİN MSN:metaterapi@hotmail.com
AVRUPA İÇİN MSN:avrupaterapi@hotmail.com
UYKU BOZUKLUKLARI VE UYKUSUZLUK:
Uykuya dalma, uykuyu sürdürme ve sonlandırmaya ilişkin sorunlar, dinlendirici olmayan uyku, insomnia (uykusuzluk) karşılığı kabul edilmektedir. Gündüzleri yorgunluk hissi, duygu alanında değişmeler (huzursuzluk, hırçınlık gibi), verimlilikte azalma, hatta düşünsel işlevlerde bozulma tabloya eşlik edebilmektedir.
Uykunun dönemleri:
Uykuda farklı 5 dönem dikkati çekmektedir. Bu dönemlerden birisi REM (Rapid Eye Movement) diğerleri ise Non-REM olarak adlandırılmaktadır. Non-REM dönemi kendi içinde iki ana bölüme ayrılabilir:
Yüzeyel uyku (1. dönem ve kısmen 2. dönem)
Derin uyku (3. ve 4. dönemler). Bu dönemleri içine alacak şekilde bir tanım yapılırsa uyku, uyanıklıkla 5 uyku dönemi arasındaki periyodik geçişlerdir denebilir.
Genellikle kısa bir uyanık dönemden sonra insanlar 1., 2., 3. ve 4. döneme girmektedir. Uykunun başlamasından yaklaşık 90-120 dakika sonra da ilk REM dönemi ortaya çıkmaktadır. Daha sonra da 90-120 dakikalık aralarla bir gecede 3-5 REM döneminden geçilmektedir. Genç erişkin insan uykusunun yaklaşık olarak %5-10 unu 1. dönem, %45-60 ını 2. dönem, %20-25 ini 3. ve 4. dönem ve %20-30 unu REM dönemi kapsamaktadır. Genel olarak uykunun ilk üçte birlik bölümünde Non-REM, son üçte birlik döneminde de REM uykusu daha fazla yer almaktadır.
Yüzeyel uyku, uyku-uyanıklık geçişi arasındaki dönemi oluşturmakta olup bu dönemde insanlar kolaylıkla uyandırılabilmektedir. Derin uyku sırasında insanın uyandırılabilmesi için daha şiddetli uyarana ihtiyaç vardır. Bu dönemdeki değişimlerin, bedensel dinlenmeye, yenilenmeye hizmet ettiği kabul edilmektedir. Derin uykunun yeterince uyunmadığı ya da deneysel olarak ortadan kaldırıldığı durumlarda ise insanlar dinlenemediklerinden, sabah yorgun kalktıklarından, yeni bir günün yükünü taşıyacak durumda olmadıklarından yakınmaktadırlar.
Metafizik Uzmanı ve Psikanalist-Yazar Gökhan Hani; Uyku bozukluğu hastalıkları üzerinde 5 yıl süren Alternatif (Tamamlayıcı) Tıp çalışmaları sonucunda 8 aşamalı Bioenerji-Bioterapi yöntemleri ve Şifalı bitkiler yardımı ile çalışmalarını tamamlamıştır. Sitede yer alan tüm yöntemler ve formüllerin orijinal yapısı Metafizik Uzmanı Gökhan Hani'ye ait olup; kopyalanması ve başka sitelerde yayınlanması yasal değildir. Sitede yer alan tüm şifalı bitkiler
Uyku bozukluğu üzerinde etkili olup, kesinlikle gramajları ve kullanım şekilleri verilmemiştir. Uyku bozukluğu hastalığı üzerinde etkili olan şifalı bitkiler bu tür hastalıklara maruz kalan kişiler üzerinde kesinlikle UZMAN görüşü ve onayı olmadan kullanılmamalıdır. Uyku bozukluğu hastalığı için ayrı ayrı verilen şifalı bitkiler anatomisi bitkilerinin kullanım şekilleri ve gramajları sitede yayınlanmayacaktır.8 aşamalı Bioenerji-Bioterapi alternatif tıp yöntemleri ve şifalı bitkiler aracılığıyla Uyku bozukluğu üzerinde etkili olunduğu gözlenmiştir. Alternatif (Tamamlayıcı) Tıp teknikleri asla modern-klasik tıp yöntemlerinin önüne geçemez. Modern tıp yöntemleri Uyku bozuklukları hastalarına yanıt veremiyorsa ya da tamamlayıcı(alternatif) tıp yöntemleriyle desteklenmesi gerekiyorsa 8 aşamalı Bioenerji-Bioterapi ve şifalı bitkiler yöntemleri kullanılmalıdır. Metafizik uzmanlığı kişilerin yaşadığı bölgenin veya coğrafyada yetişen bitkilerle çeşitli hastalıkların üstesinden gelinebileceği görüşündedir. Bu sitede yayınlanan 8 aşamalı Bioenerji-Bioterapi ve şifalı bitkiler yöntem, teknik ve metodolojisini hiçbir Bioenerjist ya da herbalist tarafından kendi adına kullanamaz. Bu yöntemler ve formüller sadece Metafizik uzmanı ve psikanalist-yazar Gökhan Hani'nin 5 yıllık çalışması sonucu ortaya çıkıp ve bir formülün gramajı ve kullanım şekli sadece Metafizik Uzmanı Gökhan Hani ye aittir. Türkiye de ve çeşitli ülkelerde Bioenerji sadece 1 aşamalı kullanılabilmektedir. Alternatif tıp literatüründe Bioenerji 8 aşamalıdır. Biyoenerjinin 8 aşaması kullanılmadan uyku bozukluğu ve diğer bilinmeyen (agnostik) önemli hastalıkların üzerinde enerji verilmesi yetersiz kalmaktadır. Reiki uygulamalarının Bioenerjiyle uzaktan yakından alakası yoktur. Reiki 3 aşamalı olarak Budist felsefesinde sadece yer alır. Bioenerji ise 8 aşamalı veri ve yaklaşımlarıyla Alternatif tıbbın temelini oluşturur. Bionerjinin, Reiki vb yöntemler gibi sembolik- din-felsefesiyle bir bağlantısı yoktur. Bioenerji; Evrensel enerjinin kozmik bağında insan vücudunun 7 ana çakra ve 2 ara çakra bölgesinin pranik ve auratik bağlantısıyla paralel spirütüal-lliastre ile birleşiktir.
UYKU BOZUKLUKLARI İÇİN 8.AŞAMALI BİOENERJİ-BİOTERAPİ VE ŞİFALI BİTKİLER:
Uyku bozuklukları için Şifalı bitkiler kullanılma formülü:
1.Kullanılış şekilleri
2.Nasıl Hazırlanması
3.Ne zaman alınmaları
4.Ne zamana kadar kullanılmaları
5.Şifalı bitkilerde kullanılacak Gramajları ve Ölçümleri
6.Kullanılma formülü Metafizik Uzmanı Gökhan Hani'ye aittir.
7.Şifalı bitkiler anatomisi ve 8.Aşamalı BİOENERJİ-BİOTERAPİ ile beraber kullanıldığında etkili olmaktadır.
1. ABDÜSSELAM OTU
2. ANASON
3. BÜYÜK TESBİH AĞACI
4. BÜYÜK PAPATYA
5. ÇADIR KUŞAĞI
6. ÇAM AĞACI
7. GELİN ÇİCEĞİ
8. KATUNA
9. MARUL
10. AKDİKEN(GEYİK DİKENİ)
11. SOĞAN
12. YOĞURT
Metafizik Uzmanı Gökhan Hani.
GEREKLİ BİLGİ İÇİN METAFİZİK UZMANI GÖKHAN HANİ'YE DANIŞIN.
TÜRKİYE İÇİN GSM:0535 939 01 23
AVRUPA İÇİN GSM:0543 765 75 90
TÜRKİYE İÇİN MSN:metafizikuzmani@hotmail.com
TÜRKİYE İÇİN MSN:metaterapi@hotmail.com
AVRUPA İÇİN MSN:avrupaterapi@hotmail.com
SAÇ DÖKÜLMESİ VE KELLİĞE SON:
Saç dökülmesi terimi çok farklı problemleri anlatmak için kullanılabilir (saçlardaki hafif bir incelmeden tüm saçların dökülmesine kadar) ve bu durum bir çok nedenden kaynaklanabilir. Normal şartlarda, her gün yaklaşık olarak kafamızdaki saçlardan 50-100 arasında saç telini kaybederiz. Anormal saç dökülmesi durumlarında ise bu sayı artar ve taraklarınızda, banyo ve lavabo giderlerinde ve elbiselerinizde aşırı miktarda saç biriktiğini görürsünüz.
Tıbbi olarak saç dökülmesi aşağıdaki şekillerde sınıflandırılabilir:
Telogen effluvium: vücudun genel olarak strese (sıkıntıya) maruz kalmasının ardından (uzun süreli yüksek ateş, büyük bir ameliyat veya ciddi bir enfeksiyon) 2-3 ay sonra meydana gelen yaygın saç dökülmesidir. Bu tür saç dökülmesi vücuttaki ani hormon değişiklikleri sonucu da meydana gelebilir; özellikle kadınlarda doğum yaptıktan sonra.
İlaçların yan etkisi: belirli ilaçlar yan etki olarak saç dökülmesine neden olabilir; özellikle lityum, beta blokörler, warfarin, heparin, amfetaminler, levodopa ve diğer bazı ilaçlar. Daunorubicin ve kanser tedavisinde kullanılan diğer ilaçlar, ani ve yaygın saç kaybına neden olabilirler.
Hastalık belirtisi olarak: saç dökülmesi bazı hastalıklaırn belirtisi olarak meydana gelebilir. Bu hastalıklardan bazıları; lupus eritomotozus, sifiliz, tiroid hastalığı (hipotiroidi veya hipertiroidi), seks hormon dengesizliği, sarkoidoz, kanserin cildi tutması (yayılması), ciddi beslenme bozuklukları (protein, demir, çinko veya biotin eksiklikleri). Bu tür beslenme yetmezlikleri özellikle zayıflama diyeti uygulayan bayanlarda ve adet kanamaları çok ağır geçenlerde sık olarak görülmektedir.
Tinea capitis (kafa serisinin mantar hastalığı): yama şeklinde dökülme meydana gelen bu tip saç dökülmesinde hastalığa neden olan mikrop Trichophyton tonsurans dır. Bu enfeksiyon, saçın tam deriden çıktığı noktada kırılmasına neden olur.
Tarvmaya bağlı saç dökülmesi: bu tür saç dökülmesi insanların kendileri tarafından neden olunan saç dökülmesidir. saçlarını çekiştirmek, saçları aşırı sıcağa maruz bırakmak ve saç maşası ile aşırı kıvırmak, saça kuvvetli kimyasal maddeler sürmek (saç boyaları, spreyler gibi).
Erkek tipi saç dökülmesi: erkeklerde saç dökülmesi tipik bir şekilde meydana gelebilir (ön taraftaki saç çizgisinin geri çekilmesi ve/veya tepedeki saçlarda incelme / azalma). Bu en yaygın saç dökülmesi tipidir ve erkeklerde herhangi bir yaşta başlayabilir, hatta ergenlik çağlarında bile başlayabilir. Bu durum genelde 3 etkenin ortak sonucu olarak meydana gelebilir; ailevi saç dökülmesi şekli, erkek hormonlarının varlığı ve ilerleyen yaş. Tamamen benzer bir şekilde, bir çok kadında da kadın teipi saç dökülmesi meydana gelmektedir. Kadın tipi saç dökülmesinde; ön tarafta seyrekleşme, tepede veya tepenin çevresinde taç şeklinde seyrekleşme meydana gelebilir, dolayısı ile erkek tipi alın açılması meydana gelmez.
Metafizik Uzmanı ve Psikanalist-Yazar Gökhan Hani; saç dökülmesi hastalıkları üzerinde 5 yıl süren Alternatif (Tamamlayıcı) Tıp çalışmaları sonucunda 8 aşamalı Bioenerji-Bioterapi yöntemleri ve Şifalı bitkiler yardımı ile çalışmalarını tamamlamıştır. Sitede yer alan tüm yöntemler ve formüllerin orijinal yapısı Metafizik Uzmanı Gökhan Hani'ye ait olup; kopyalanması ve başka sitelerde yayınlanması yasal değildir. Sitede yer alan tüm şifalı bitkiler
Saç dökülmesi ve kellik üzerinde etkili olup, kesinlikle gramajları ve kullanım şekilleri verilmemiştir. Saç dökülmesi hastalığı üzerinde etkili olan şifalı bitkiler bu tür hastalıklara maruz kalan kişiler üzerinde kesinlikle UZMAN görüşü ve onayı olmadan kullanılmamalıdır. Saç dökülme ve kellik için ayrı ayrı verilen şifalı bitkiler anatomisi bitkilerinin kullanım şekilleri ve gramajları sitede yayınlanmayacaktır.8 aşamalı Bioenerji-Bioterapi alternatif tıp yöntemleri ve şifalı bitkiler aracılığıyla Saç dökülmesi ve kellik üzerinde etkili olunduğu gözlenmiştir. Alternatif (Tamamlayıcı) Tıp teknikleri asla modern-klasik tıp yöntemlerinin önüne geçemez. Modern tıp yöntemleri Saç dökülmesi hastalarına yanıt veremiyorsa ya da tamamlayıcı(alternatif) tıp yöntemleriyle desteklenmesi gerekiyorsa 8 aşamalı Bioenerji-Bioterapi ve şifalı bitkiler yöntemleri kullanılmalıdır. Metafizik uzmanlığı kişilerin yaşadığı bölgenin veya coğrafyada yetişen bitkilerle çeşitli hastalıkların üstesinden gelinebileceği görüşündedir. Bu sitede yayınlanan 8 aşamalı Bioenerji-Bioterapi ve şifalı bitkiler yöntem, teknik ve metodolojisini hiçbir Bioenerjist ya da herbalist tarafından kendi adına kullanamaz. Bu yöntemler ve formüller sadece Metafizik uzmanı ve psikanalist-yazar Gökhan Hani'nin 5 yıllık çalışması sonucu ortaya çıkıp ve bir formülün gramajı ve kullanım şekli sadece Metafizik Uzmanı Gökhan Hani ye aittir. Türkiye de ve çeşitli ülkelerde Bioenerji sadece 1 aşamalı kullanılabilmektedir. Alternatif tıp literatüründe Bioenerji 8 aşamalıdır. Biyoenerjinin 8 aşaması kullanılmadan saç dökülmesi ve kellik ve diğer bilinmeyen (agnostik) önemli hastalıkların üzerinde enerji verilmesi yetersiz kalmaktadır. Reiki uygulamalarının Bioenerjiyle uzaktan yakından alakası yoktur. Reiki 3 aşamalı olarak Budist felsefesinde sadece yer alır. Bioenerji ise 8 aşamalı veri ve yaklaşımlarıyla Alternatif tıbbın temelini oluşturur. Bionerjinin, Reiki vb yöntemler gibi sembolik- din-felsefesiyle bir bağlantısı yoktur. Bioenerji; Evrensel enerjinin kozmik bağında insan vücudunun 7 ana çakra ve 2 ara çakra bölgesinin pranik ve auratik bağlantısıyla paralel spirütüal-lliastre ile birleşiktir.
SAÇ DÖKÜLMESİ VE KELLİĞE SON DEMEK İÇİN 8.AŞAMALI BİOENERJİ-BİOTERAPİ VE ŞİFALI BİTKİLER:
Saç dökülmesi ve kelliğe son demek için Şifalı bitkiler kullanılma formülü:
1.Kullanılış şekilleri
2.Nasıl Hazırlanması
3.Ne zaman alınmaları
4.Ne zamana kadar kullanılmaları
5.Şifalı bitkilerde kullanılacak Gramajları ve Ölçümleri
6.Kullanılma formülü Metafizik Uzmanı Gökhan Hani'ye aittir.
7.Şifalı bitkiler anatomisi ve 8.Aşamalı BİOENERJİ-BİOTERAPİ ile beraber kullanıldığında etkili olmaktadır.
1. ARDIÇ
2. ARDIÇ KATRANI
3. BALDIRI KARA
4. BOĞUMCUCA OT
5. ÇEMEN
6. GELİNCİK(ŞAKAYIK KÖKÜ)
7. KARAARDIÇ
8. LABADA OTU
9. OĞUL OTU(MELİSSA)
10. ŞİMŞEK AĞACI
11. ERGUVAN
12. MİSK SOĞANI
Metafizik Uzmanı Gökhan Hani.
GEREKLİ BİLGİ İÇİN METAFİZİK UZMANI GÖKHAN HANİ'YE DANIŞIN.
TÜRKİYE İÇİN GSM:0535 939 01 23
AVRUPA İÇİN GSM:0543 765 75 90
TÜRKİYE İÇİN MSN:metafizikuzmani@hotmail.com
TÜRKİYE İÇİN MSN:metaterapi@hotmail.com
AVRUPA İÇİN MSN:avrupaterapi@hotmail.com
BÖBREK İLTİHABI VE TAŞ OLUŞUMU
Böbrek ve idrar yolları taşları
Böbrek ve idrar yolları taşlarının %35 i kalsiyum oksalat taşları, %30-35 karışık kalsiyum oksalat ve fosfat, %15-20 magnezyum amonyum fosfat, %5-10 ürik asit taşlarıdır. Kalsiyum fosfat %5, sistin taşları ise %2 oranında görülür. Yani taşların %70 i kalsiyum oksalat içerir.
Taş oluşumunda genetik, çevresel ve beslenme faktörleri söz konusudur. Genetik olarak; sistinüri, renal tübüler asidoz, azalmış böbrek aldolaz aktivitesi ve anormal pürin metabolizması gibi faktörler etkendir. Çevresel etkenler; aşırı sıcaklık ve nemde aşırı sıvı kaybı. Beslenme faktörleri ; aşırı çiğ yeşil sebzelerin tüketimi kalsiyum oksalat taşlarına, aşırı protein ve hayvansal yağ tüketimi ise ürik asit taşlarına neden olabilir.
Kalsiyum taşlarının oluşumunda barsaktan aşırı kalsiyum emilimi önemli rol oynar. Böylece idrarda fazla kalsiyum çıkar ve kalsiyum içeren taşlar oluşur. Kalsiyum taşları oluşumunda diğer önemli bir etken de renal hiperkalsiüri denilen bir durumdur. Burada böbreklerden kalsiyum emilimi bozulur ve idrarla kalsiyum kaybı olur.Böylece kalsiyum taşları oluşabilir. Bu hastalarda paratiroid hormon ve D vitamini artar. Bu durum kan tahlili ile belirlenebilir.
Ürik asit taşlarının oluşumunda ise asidik idrar, az miktarda idrar ve idrarda ürik asit artışı gibi etkenler rol oynar. Gut hastalığı, uzun süreli ishaller, kanda ürik asit yüksekliği ve aşırı protein alımı ürik asit taşlarına neden olabilirler.
Bu durumun aksi olarak asit olmayan (alkali ) idrar ise struvit veya infeksiyon ( triple fosfat ) taşlarına neden olabilir.
Taş hastalığı; ağrı, kanlı idrar, bulantı-kusma ve ateş-titreme ile kendini gösterir. Böbrek taşlarında ağrı genellikle böğürdedir ve bu bölge hassastır. Üst idrar yolu taşlarında ise ağrı böğürden kasığa ve aynı tarafta yumurtalıklara veya kadınlarda genital organa yayılır. Mesane ( idrar torbası ) taşlarında ise ağrı penise vurur ve şiddetli idrar şikayetleri görülür. Ateş-titreme enfeksiyona işarettir.
Metafizik Uzmanı ve Psikanalist-Yazar Gökhan Hani;Böbrek iltihabı ve taşı üzerinde 5 yıl süren Alternatif (Tamamlayıcı) Tıp çalışmaları sonucunda 8 aşamalı Bioenerji-Bioterapi yöntemleri ve Şifalı bitkiler yardımı ile çalışmalarını tamamlamıştır. Sitede yer alan tüm yöntemler ve formüllerin orijinal yapısı Metafizik Uzmanı Gökhan Hani'ye ait olup; kopyalanması ve başka sitelerde yayınlanması yasal değildir. Sitede yer alan tüm şifalı bitkiler böbrek iltihabı ve taşı üzerinde etkili olup, kesinlikle gramajları ve kullanım şekilleri verilmemiştir. Böbrek iltihabı ve taşı üzerinde etkili olan şifalı bitkiler bu tür hastalıklara maruz kalan kişiler üzerinde kesinlikle UZMAN görüşü ve onayı olmadan kullanılmamalıdır. Böbrek iltihabı ve taşı için ayrı ayrı verilen şifalı bitkiler anatomisi bitkilerinin kullanım şekilleri ve gramajları sitede yayınlanmayacaktır.8 aşamalı Bioenerji-Bioterapi alternatif tıp yöntemleri ve şifalı bitkiler aracılığıyla böbrek iltihabı ve taşı üzerinde etkili olunduğu gözlenmiştir. Alternatif (Tamamlayıcı) Tıp teknikleri asla modern-klasik tıp yöntemlerinin önüne geçemez. Modern tıp yöntemleri böbrek iltihabı ve taşı yanıt veremiyorsa ya da tamamlayıcı(alternatif) tıp yöntemleriyle desteklenmesi gerekiyorsa 8 aşamalı Bioenerji-Bioterapi ve şifalı bitkiler yöntemleri kullanılmalıdır. Metafizik uzmanlığı kişilerin yaşadığı bölgenin veya coğrafyada yetişen bitkilerle çeşitli hastalıkların üstesinden gelinebileceği görüşündedir. Bu sitede yayınlanan 8 aşamalı Bioenerji-Bioterapi ve şifalı bitkiler yöntem, teknik ve metodolojisini hiçbir Bioenerjist ya da herbalist tarafından kendi adına kullanamaz. Bu yöntemler ve formüller sadece Metafizik uzmanı ve psikanalist-yazar Gökhan Hani'nin 5 yıllık çalışması sonucu ortaya çıkıp ve bir formülün gramajı ve kullanım şekli sadece Metafizik Uzmanı Gökhan Hani ye aittir. Türkiye de ve çeşitli ülkelerde Bioenerji sadece 1 aşamalı kullanılabilmektedir. Alternatif tıp literatüründe Bioenerji 8 aşamalıdır. Biyoenerjinin 8 aşaması kullanılmadan böbrek iltihabı ve taşı ve diğer bilinmeyen (agnostik) önemli hastalıkların üzerinde enerji verilmesi yetersiz kalmaktadır. Reiki uygulamalarının Bioenerjiyle uzaktan yakından alakası yoktur. Reiki 3 aşamalı olarak Budist felsefesinde sadece yer alır. Bioenerji ise 8 aşamalı veri ve yaklaşımlarıyla Alternatif tıbbın temelini oluşturur. Bionerjinin, Reiki vb yöntemler gibi sembolik- din-felsefesiyle bir bağlantısı yoktur. Bioenerji; Evrensel enerjinin kozmik bağında insan vücudunun 7 ana çakra ve 2 ara çakra bölgesinin pranik ve auratik bağlantısıyla paralel spirütüal-lliastre ile birleşiktir.
BÖBREK İLTİHABI VE TAŞI İÇİN 8.AŞAMALI BİOENERJİ-BİOTERAPİ VE ŞİFALI BİTKİLER:
Böbrek iltihabı ve taşı için Şifalı bitkiler kullanılma formülü:
1.Kullanılış şekilleri
2.Nasıl Hazırlanması
3.Ne zaman alınmaları
4.Ne zamana kadar kullanılmaları
5.Şifalı bitkilerde kullanılacak Gramajları ve Ölçümleri
6.Kullanılma formülü Metafizik Uzmanı Gökhan Hani'ye aittir.
7.Şifalı bitkiler anatomisi ve 8.Aşamalı BİOENERJİ-BİOTERAPİ ile beraber kullanıldığında etkili olmaktadır.
1. ABANOZ AĞACI
2. ACI BAKLA
3. AKSAR OTU
4. ALTIN OTU
5. ASMA
6. ATKUYRUĞU OTU
7. AYI GÜLÜ
8. BAKLA
9. BILDIRCIN KUŞU ETİ
10. ÇADIR KUŞAĞI
11. ÇAVŞİR OTU
12. ÇEMEN
13. ÇİTLENBİK OTU
14. ÇUHA ÇİCEĞİ
15. DENİZ TAŞI
16. EBE GÜMECİ
17. GÜVERCİN
18. MARUL
19. HAZANBEL
20. HİND SÜNBÜLÜ
21. KEBER OTU
22. KOYUN OTU
23. KUDUZ OTU
24. KURUTULMUŞ MAYDANOZ
25. SİYAH NOHUT
26. PAPATYA
27. PAZI
28. SÜPÜRGE OTU
29. ARPA
30. MISIR PÜSKÜLÜ
Metafizik Uzmanı Gökhan Hani.
GEREKLİ BİLGİ İÇİN METAFİZİK UZMANI GÖKHAN HANİ'YE DANIŞIN.
TÜRKİYE İÇİN GSM:0535 939 01 23
AVRUPA İÇİN GSM:0543 765 75 90
TÜRKİYE İÇİN MSN:metafizikuzmani@hotmail.com
TÜRKİYE İÇİN MSN:metaterapi@hotmail.com
AVRUPA İÇİN MSN:avrupaterapi@hotmail.com
Otizm Nedir?
Otizm, duygusal ve sosyal ilişkilerde kısıtlılık ve zorluk, lisan gelişiminde gecikme ve problemler, kısıtlı ilgi alanı ve garip tekrarlayıcı davranışlarla karakterize bir hastalıktır. Belirtilerin çeşidi ve şiddetindeki değişiklik nedeniyle bir yelpaze hastalığıdır. Otizmin pek çok alt tipi vardır. Özellikle atipik dediğimiz tam otistik olmayan kişilerde uzmanlararası görüş birliği zayıftır.
Otizmin Başlıca Belirtileri Nelerdir?
Otistiklerde duygusal ve sosyal gelişmedeki kısıtlılık ve problemler, göz temasından kaçınma, seslenince bakmama, yüz ifadelerinde beklenilen duyguyu yakalayamama, taklite dayalı öğrenmenin azlığı (bay-bay, ce oyunu öğrenememe) arkadaş ilişkisi geliştirememe, duygularını başkaları ile paylaşamama, başkalarının gösterdiği duygulara karşılık verememe şeklinde görülmektedir.
Lisan gelişiminde gecikmeler bu çocukların doktora başvuruşundaki temel gerekçesi olmaktadır. Otistiklerin büyük bir kesiminde hiç konuşma gelişmezken, bir kesiminde gelişmekte, ancak söyleneni tekrarlama, anlamsız tekrarlar, zamirleri ters kullanma ve ses tonunun tek düzeliği şeklindedir. En sık karşılaşılan tekrarlayıcı davranışlar ise kendi çevrelerinde dönme sallanma, parmak ucunda yürüme, el-kol çırpma, dönen eşyaya ilgi, kafa vurma, garip el hareketleridir. Kısıtlı ve diğer insanlara anlamsız gelen ilgi alanları söz konusudur. Bu temel belirtiler ayrıca onların hayatını kötü etkileyen aşırı hareketlilik, hırçınlık, uyku sorunu da sıklıkla eşlik etmektedir.
Tanı Nasıl Koyulur?
Henüz kesin tanı koyduracak herhangi bir özel laboratuvar testi yoktur. Davranışlar uzmanlarca değerlendirilerek tanı konur. Bunun için belli yönergelerden yararlanılır. Üç temel alanda sorun saptanır. Bunlar takıntılı davranış ve tekrarlayıcı hareketler, dil gecikmesi ve dil gelişiminde bozukluk, sosyallik gelişiminde sorunlardır. Otizm sık rastlanan bir hastalıktır.
Otizm en hafif, en atipik ve formları düşünüldüğünde her 200 kişide 1 vardır.
Otizmin Nedenleri
Otizm, genetik yatkınlık temelinde ortaya çıkar. Pek çok çevresel, fiziksel ve kimyasal etken de rol oynar. Bu etkenler otizmle ilgili genlerin ne düzeyde ve nasıl ifade edileceğini etkilemektedir. Bu çevresel faktörler arasında doğum öncesi alınan ilaçlar (örneğin talidomid), annenin gebelik esnasında geçirdiği enfeksiyonlar (kızamıkçık), doğum sırasında oluşan olumsuz hadiselerdir. Çevresel pek çok etken araştırılmakla birlikte otizmin nedeni olarak ne diyet ne de aşılar için hiç bir sağlam dayanak yoktur. Otistik çocukların bağışıklık sistemlerinin zayıf olduğu, allerjik bünyeli oldukları ve hastalıklara sık yakalandıkları söylenmektedir. Bugün için uzmanlar otizmi temelde birden fazla gene bağlı bir hastalık olarak düşünmektedirler.
Otizmin Geniş Ailesi Vardır
Sıklıkla ailede otizmle ilintili tablolar vardır. Buna otizmin geniş fenotipi ya da çok geniş ailesi bile diyebiliriz. Otizmle ilintili durumlar aşırı içe dönüklük veya sosyallikten uzaklık olabilir. Sıklıkla konuşma gecikmesi şeklinde ipucu verir ve bu bireyler daha sonra çok başarılı bile olabilmektedir. Çocuktaki otistik davranış özellikleri bazen silik, deforme veya gizli halleriyle anne veya babada ya da hem babada hem annede varolabilmektedir. Ailede okul başarısızlığı, öğrenme sorunları, mental rötardasyon, depresyon-manik depresif hastalık, şizofreni, tikler, obsessif kompülsif bozukluk olan kimselerin varlığı da otizmle bağlantılı olabilir.
Otizmde Kardeş Riski ve Gebelikte Tanısı
Otistik çocuğu olan bir ailenin ikinci çocuğunda da otizm risk en çok sorulan sorulardan biridir. Ayrıca bu hastalığın hamilelik döneminde saptanıp saptanmayacağı da önemli bir konudur. Maalesef bugün için doğum öncesi bir tanı şansı yoktur. Kardeşler için bu risk her kes için olandan 50-200 kat fazladır. Değişik çalışmalarda % 3 civarında bir risk bildirilmektedir. Ailenin bu konuyu genetik danışman ve ilgili psikologlarla tartışmasında yarar vardır. Pek çok uzman hekim sağlıklı bir kardeşin otistik çocuğun gelişimi ve ailesi açısından olumlu olduğunu bildirirler.
Otizmin Ağırlığı ve Seyrini Belirleyen Faktörler
Zeka düzeyi en önemli etkenlerden biridir. Otistik çocukların önemli bir kısmında zeka problemleri varken, bir kısmı normal az bir kısmı üstün zekalıdır. Bu çocuklarda hastalık daha hafif ve daha iyi seyredebilir.
İkinci önemli etken konuşmaya başlama yaşıdır. Genellikle 5 yaş civarı konuşmaya başlamış olması olumludur. Bunlar dışında olumlu çevre koşulları, aile içi etkileşimin ve iletişimin iyi olması ve erken tanı ile özel eğitimin erken başlaması önemlidir.
Otizmin Başka Hastalıklarla İlgisi
Otizmde % 10-20 oranında nörolojik-genetik bir hastalık vardır. Bu hastalıkların beraberinde ciddi başka bulgular vardır. Bu olgular da olumsuz seyreder.
Otizmin Seyrine Ait Özellikler
Otizm bulguları özellikle ilerleyen yaşla birlikte dalgalanma gösterir. Bazen kısmi düzelmeler ve kötüleşmeler izlenir. Bazen otizm sonradan, özellikle 1-2 yaşları arasında tamamen normal bir çocukta ortaya çıkabilir. Otizm tümüyle düzelmez ama özellikle atipik formlarında iyi düzelenler vardır.
Otizm ve Beyin İlişkisi
Henüz tam bir kesinlik kazanmasa da otizmde araştırmacılar beynin değişik bölgelerinde sorunlar bildiriyor. Beyinde tam olarak ne olduğunu anlamanın bazı yolları vardır. Bunlardan bir tanesi otopsi çalışmasıdır. Otizmde bu az yapılmıştır. Diğer yöntemler ise görüntüleme ve elektrofizyolojik tetkiklerdir. Yapılan çalışmalara dayanarak, otizme neden olan beyin anormalliğinin anne karnında 2-6 aylar arasında ortaya çıktığı göstermektedir. Pek çok beyin bölgesinde mikroskopik bozukluklar saptanmıştır. Bu kadar değişik beyin bölgesi yer aldığı icin de belirtiler çocuktan çocuğa çok değişkenlik göstermektedir.
Otizme Tetkik
Tanı amacıyla tetkik yapılması bazı özel durumlarda gerekir. Ancak ailelerin araştırma amacıyla yapılan tetkiklere yakın olması, bu açıdan gelişimlerin sağlanması için önemlidir. Otizm her ne kadar kültürler üstü gözükse de bu çocuklar için eğitsel açıdan yapılacaklar kültürümüze ve dilimize özgü olacaktır. Bunu da kendi araştırmacılarımız ortaya çıkarabilir.
Epilepsi ve Otizm
Epilepsi ile otizmin ilişkileri hala net değildir. Bir ilişki vardır ama nasıl bir ilişki, bu bilinmez. 2-3 yaşlarında epilepsi nöbeti geçirme riski vardır. Bu risk bir de ergenlik döneminde artar. Otizme dirençli nöbetler eşlik ediyorsa, gidişat daha olumsuz olacak denebilir. Çok seyrek epilepsi ile başlayan otizm olguları vardır ve tedaviyle bunlar düzelebilir.
Ergenlik ve Erişkinlik Döneminde Otizm
Adolesan çağda ağır olanları bile depresyon ve antisosyal davranış, panik ataklar açsından riskli. İlaçlara iyi yanıt vermeyebiliyor. Hafif formlarında anksiyete sorunları ve depresyon görülür ve intihar riski vardır.
Erken Tanı
Erken tanı genellikle çocuğun beklenilen düzeyde duygusal-sosyal gelişme gösterememesi ve lisan gelişiminde yaşıtlarından geriliğinin tesbiti ile olanaklıdır. Oniki aylık bir çocuk göz teması kurmuyorsa, kucağa gelince sarılmıyorsa, bay-bay jestini yapamıyorsa ve ce oyununu oynamıyorsa, 3 yaşında yaşıtları ile karşılıklı ve anlamlı oyun oynayamıyorsa duygusal kısıtlılıktan söz edebiliriz. 12-18 ay arasında anlamlı kelimeler kurmaya başlamamışsa, 2 yaşında 2 kelimelik cümleler kurmuyorsa lisan gelişiminde gecikmeden söz edilir.
Tedavi
Otizmin en önemli tedavisi özel eğitimdir. Beyinde biyokimyasal ve elektriksel düzeyde bozukluklar vardır. Bunları mevcut laboratuvar yöntemleriyle göstermek olanaklı değildir. Ancak bu bozuklukların iyi anlaşılması ilaçlarla tedavi şansını doğurabilecektir. Bugün için otizmin davranışsal belirtilerinin bir kısmını hafifletmek için ilaç tedavisi kullanılır. Özellikle eğitimin davranış sorunları nedeni ile zor olduğu veya epilepsi, uyku bozukluğu, aşırı hırçınlık, zarar verici davranış gibi sorunların varlığında kullanılır.
Bu arada eğitimin başarılı olması için ailenin kendini eğitmesi ve otistik çocuğunun dilini ve gereksinimlerini en yüksek düzeyde anlaması gerekir. Aile içi ortamın, sosyo-kültürel düzeyin ve erken tanı ile eğitimin erken başlamasının olumlu seyir açısından önemi vardır.
Metafizik uzmanı ve psikanalist Gökhan Hani...OTİSTİK ÇOCUKLARIN EĞİTİMİ VE GELİŞİMLERİNE YÖNELİK META-TERAPİ PROĞRAMLARINI TÜM AİLELERE ÖNERİYOR...
TÜRKİYE İÇİN GSM:0535 939 01 23
AVRUPA İÇİN GSM:0543 765 75 90
TÜRKİYE İÇİN MSN:metafizikuzmani@hotmail.com
TÜRKİYE İÇİN MSN:metaterapi@hotmail.com
AVRUPA İÇİN MSN:avrupaterapi@hotmail.com
|
|
|
|