gokhanhan.sitemynet.com
INTERNATIONAL SPECİAL METAPHYSICS ACADEMY METAFİZİK UZMANLIĞI VE METAFİZİK ÇAĞI PARAPSİKOLOJİ-METATERAPİ-PSİKANALİZM-SES VE RESİMLE KİŞİLİK VE RUH ANALİZİ NAZAR-BİLİMSEL NAZAR-DÜNYADA EVRENSEL İLK NAZAR KİTABI. OBSESİF KOMPULSİF BOZUKLUK-FOBİK BOZUKLUKLAR-CİNSEL İSTEM BOZUKLUKLARI-MANİK DEPRESİF PANİK ATAK-DEPRESYON-KAYGI-EVLİLİK SORUNLARI TELEPATİ-EMPATİ BİOENERJİ-RADYASTEZİ KEKEMELİK-UNUTKANLIK-BEL VE BOYUN FITIĞI-OTİZM DEPREM IŞIMASI-SPİRİTÜAL VARYASYON - KOZMİK VARYASYON SENDROMU İNSAN IŞINLANMASI -RUH GENETİĞİ BASINDA GÖKHAN HANİ İNTERNET BASINDA GÖKHAN HANİ MANYETİZMA-HİPNOTİZMA-NPL(Neuro Linguistik Programming)-YÜZÜ GÜZELLEŞTİRME SANATI RADYASYON-KANSERLİ HASTALIKLAR-SEDEF-BAŞ AĞRISI SORUNLARI-SARA(EPİLEPSİ-FİZİKSEL HASTALIKLARIN YANSIDIGI RUH DİLİ-FİZİKSEL HASTALIKLAR
KİNESİOLOJİ-BİOTERAPİ-HOMEOPATİ-SHİATSU-KİROPRATİK-AROMA TERAPİ-GİZEMLİ TAŞLARLA TERAPİ ONUR-BİLİMSEL SİYASET DİYALEKTİĞİ-DİL DİYALEKTİĞİ-MERHAMET VE RUH-ÖNDER VE ÖNDERLİK-SOSYETE FELSEFESİ-FİZİKÖTESİ KADINLAR-SÖZDE ÜNLÜ İNSANLAR-AL PARTİ GELİYOR-KADINLARIN RUH GENETİĞİ AŞKIN METAFİZİK BOYUTU-RUHLAR DÜNYASI-ESTETİK AMELİYAT-GÜVEN VE ÖZGÜVEN -CESARET-ÖZLEM-ÖLÜM GERÇEĞİ-UYUTULAN RUHLAR ONUR-BİLİMSEL SİYASET DİYALEKTİĞİ-DİL DİYALEKTİĞİ-MERHAMET VE RUH İMAJİNASYON-GÖZLERLE KONUŞMA SANATI-DÜŞÜNCE GÜZELLİĞİ-ÖZGÜRLÜK-EVLİLİK PROBLEMİ-NEREDEYİM-TELEVİZYON HİPNOTİZMASI KADINA METAFİZİKSEL BAKIŞ-ASALET-YALNIZLIK DİYALEKTİĞİ -İNTİHAR-CİNSELLİK-MUTSUZLUĞUN KAYNAĞI-AYRILIK-TELEPATİK CİNSELLİK-METAFİZİK EKONOMİ-KIBRIS AŞKI-İSTANBUL KUSACAK

PANİK ATAK-DEPRESYON-KAYGI-EVLİLİK SORUNLARI

(((((((TÜM PSİKOLOJİK VE RUHSAL HASTALIKLARINIZ İÇİN METATERAPİ YÖNTEMİYLE METAFİZİK UZMANI GÖKHAN HANİ NİN 8 YILLIK TECRÜBESİ İLE SİZDE ÜZERİNİZDEN BİR TÜRLÜ ATAMADIĞINIZ PANİK ATAK,DEPRESYON,PSİKOZ,SOSYAL FOBİ VE OKB HASTALIKLARINIZI İLAÇ KULLANMADAN KURTULUN ARTIK.))))))
TÜRKİYE İÇİN GSM:0535 939 01 23
AVRUPA İÇİN GSM:0543 765 75 90
TÜRKİYE İÇİN MSN:metafizikuzmani@hotmail.com
TÜRKİYE İÇİN MSN:metaterapi@hotmail.com
AVRUPA İÇİN MSN:avrupaterapi@hotmail.com

PANİKATAK-DEPRESYON-KAYGI VE EVLİLİK SORUNLARI

cavmhuz4.jpg

ggsdas.jpg

PANİK ATAK NEDİR: Panik atak en kısa ve öz tabiri ile ani olarak ortaya çıkan endişe - kaygı nöbetidir. Bu endişe ve kaygı nöbeti kişinin vücudunda bazı fiziksel belirtilerle kendini gösterir, bu yüzden de çoğu zaman kişide yoğun bir korku ve rahatsızlık duygusu yaratır. Bu yoğun korku duygusu içinde kişi, çok kötü birşey olacağını, onun için sonun geldiğini, öleceğini veya kalp krizi geçireceğini düşünür. Bu şekilde yoğun bir korku içinde olan kişi doğal olarak o ortamdan kaçmak, uzaklaşmak ister, yardım alabileceği bir sağlık kuruluşuna gitmek ister. Çoğu zaman gidilen bir hastanede veya acil serviste herhangi bir girişimde bulunmaksızın bu belirtiler geçer ve kişi kendini iyi hisseder.
Panik nöbeti sırasında aşağıdaki belirtiler görülebilir. Bu belirtilerden dört tanesinin görülmesi çoğu zaman yeterli olur. Genel olarak kişiler nöbetler sırasında bu belirtilerde 7-10 arası belirti yaşamaktadırlar.
Panik Bozukluğu Nasıl Bir Hastalıktır Her yaşta başlayabilmekle birlikte en sık 20-35 yaşları arasında başlar. Kadınlarda, erkeklere göre 2-3 kat fazla görülür.
1 - Çarpıntı, kalp atımlarını duyumsama
2 - Terleme
3 - Titreme ya da sarsılma
4 - Nefes darlığı ya da boğuluyor gibi olma
5 - Soluğun kesilmesi
6 - Göğüs ağrısı ya da göğüste sıkıntı duyma
7 - Bulantı ya da karın ağrısı
8 - Baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecekmiş ya da bayılacakmış gibi olma
9 - Derealizasyon ya da Depersonalizasyon (Dış dünya yada kendisi gerçekliğini kaybetmiş gibi hissetme).
10- Kontrolünü kaybedeceği ya da çıldıracağı korkusu
11- Ölüm korkusu
12- Uyuşma ve karıncalanma duygusu
13- Üşüme ürperme ve ateş basması
PANİK BOZUKLUKTA SOSYAL-DEMOGRAFİK ÖZELLİKLER:
-Panik Bozukluğu her yaşta başlayabilir.
-En sık 20-30 yaş arasında başlar, yaş ilerledikçe başlama oranı düşer.
-Etnik, kültürel farklılıklar çok önemli bulunmamıştır.
-Şehir yaşamında, kırsal bölgelere göre daha sık görülmektedir.
-Ekonomik durumla bağlantısı bulunamamıştır.
-Eğitim düzeyiyle panik bozukluğu arasında direkt bir ilişki saptanmamıştır.
-Evli insanlarda, dul yada boşanmış insanlara göre daha az görülmektedir, (bir çalışmada boşanmış yada dullarda 5 kat daha fazladır.)
KAYGI
Nedeni açık olmayan korku yada giderilemeyen isteklerden doğan sıkıntı durumudur.
Güvensizlikten doğan tedirgin edici duyguyu dile getirir.Günlük yaşamda karşılaşılan kaygı
aşağıdaki gibi gruplanabilir.

* Alışılmamış bir durum, çevre , nesne, kişi yada engelle karşılaşıldığında sıklıkla kaygı duyulur.
Bu tür kaygı kısa sürer ve şiddetli değildir.
* Belirli bir nesnenin yarattığı korku sonucu kaygı duyulur
* Belirli bir nesne olmaksızın nesneyi tasarlamak da kaygı yaratır.
Burada korku vereceği umulan, beklenilen bir kaygı, başka bir deyişle korku kaygısı söz konusudur.
* Zorlu düşünce ve korkuların verdiği kaygı
* Doğal afetler, umulmadık olaylar ve felaketler sonunda duyulan kaygı
* Ruh hastalıklarında görülen kaygı

ggjhggjh.jpg

EVLİLİK SORUNLARI:
Duygusal uzaklaşma hissediyorsanız
İlişkinizde sevginiz dışındaki öğeler daha ön plana çıkmış ve bundan bir sıkıntı duyuyorsanız
Cinselliğinizde belirgin bir azalma varsa
Tartışmalarınızda boşanma sözcükleri de havada uçuşmaya başlamışsa
Artık evliliğiniz neşe ve canlılık vermiyor bunun hatta tam aksini getiriyorsa.
Kendinizi daha güvensiz hissediyorsanız
Kıskançlık ve şüphelerinizde artış varsa
Artık tartışmalarda karşılıklı taviz vermiyorsanız ve tartışmaları kontrol etmeniz güçleşiyorsa
Eşiniz artık size hediye almıyor yada sizi hatırladığını hissettirmiyorsa
Artık eşiniz dışında bazı erkeklerin çok daha iyi koca olabileceği duygusu yoğunlaşmaya başlamışsa.
unutmayın. Bunu böyle düşündüğünüzde karşılıklı anlayışla bazı sorunların üstesinden gelebilirsiniz.
Her iki zaman içerisinde çözülecektir. Ancak bunun yanında yeni yaşamınızda sorunlar ortaya çıkabilir.
TİPİK EVLİLİK SORUNLARI:
İletişim kuramama ve uzlaşmada güçlük: Bu problem gerçektende çiftler arasında oldukça sık görülür. Çiftler ya tartışmaz nasılsa bir şey değişmiyor ya da tartışır ancak uzlaşamaz. Genellikle herkes kendi söylemek istediğini söyler ancak karşı tarafı gerçekten dinlemez. Tartışamayan çiftler için durum daha kötüdür. Çünkü tartışmanın yerini akıl okuma almıştır(örnek: Kadın:Artık bana hiç dokunmuyor. Muhtemelen beni sevmiyor acaba bir başkası mı var? Erkek: Dokunursam gene seks istediğimi düşünecek ve beni reddedecek ben en iyisi televizyon seyredeyim. Kadın: Şimdide televizyonu açtı bu kesin beni sevmiyor, yüzsüzlük etmeyim gidip yatayım. Erkek: Bu saatte yatılır mı, bu kadının bana hiç tahammülü yok.)
Aldatma (sadakatsizlik):
Burada bahsedilen çiftlerden birinin ya da her ikisinin böyle bir deneyim yaşadıktan sonra evliliği sürdürmek zorunda kalması ya da evliliği sürdürmek istemesi durumunda yaşanacaklardır. En sık iki soru bu şartlarda gerçekten devam etmeli miyiz? beni hala aldatıyor mu?
Kaynana sorunu:
Burada asıl sorun çiftlerin kendi aile düzenlerine sınır çizememiş olmasıdır. Böyle bir sorunu batılı literatürde bulmak çok güçtür. Ancak bizler bu sorundan kaynaklanan soruna her gün tahmin edemeyeceğiniz sıklıkta rastlıyoruz.
Bilinen Tipik sorunlar:
Kaynanamla altlı üstlü oturuyoruz. Her şeyimize karışıyor.
Kocam sürekli onlarda yemek yemek istiyor.
Kocam sürekli onlara harcıyor bizle ilgilenmiyor.
Her hafta sonumuzu her tatilimizi onlarla geçirmek istiyor.
Yukarıda bahsedilen sorunlar çoğunlukla evlilikle ilgili ciddi sorunlara neden olabiliyor. Kaynanasıyla rekabet halinde ki bir kadın kocasından bu durumun acısını farklı dolaylı yollarla çıkarmaya (yatakta isteksizlik, farklı önemsiz konulara öfkelenme gibi ) çalışıyor. Bunu da yapamazsa öfkesini ya çocuklarından (dayak vs) ya da kendisinden çıkarıyor olabilir (baş ağrısı,boyun, bel ağrısı, konversif bayılmalar vs).
Yeni yaşamınızda değişen bir şey de artık düzenli bir cinsel yaşamın başlaması. Özellikle toplumumuzda insanların büyük bir çoğunluğu ilk cinsel deneyimlerini eşleri ile yaşamaktadırlar. Daha önce yaptığım bir araştırmada erkeklerin % 40'ı ilk deneyimlerini kendi eşleri ile geçekleştirdikleri görülmüş. Bu oran kadınlarda daha da yüksek çıkmıştır.
Dolayısıyla tecrübesiz iki insanın bir araya gelmesi üstelikte yanlış bilmeleri nedeniyle bazı cinsel sorunlar da karşımıza çıkmaktadır.
En sık, evliliğin ilk günlerinde cinsel birleşmeyi başaramama karşımıza çıkmaktadır. Bunun temelinde bazı törelerinde etkisi vardır. Kapıda birileri sizden haber beklerken sınavdaki bir genç gibi performans kaygısı yaşayan ve cinsel organında sertleşme sorunu yaşayıp ilişkiye girmeyenlerle sıkça karşılaşmaktayız.
Bazen de cinsel ilişkide yaşayacağını sandığı için kendini aşırı kasan ve bu nedenle ilişkiyi başaramayan genç kızlarla da karşılaşmıyor değiliz. İlişkiye müsaade etmeyecek kadar vajina kaslarında kasılma ile giden duruma ise vaginismus diyoruz.
Bu ve buna benzer cinsel içerikli aksaklıklar evlilikte eşleri dışa yöneltmekte yani sadakatsizliğe itmektedir.Sevgiyi ve ilgiyi dışarıda arayan eşler bunu bazen zina bazen de duygusal olarak aldatmaya çevirmektedir.İstatistiklere göre evli erkeklerin %35 i eşlerini aldatmaktadır.Bu oran kadınlarda biraz daha az olmakla birlikte azımsanacak bir rakamda değildir.Bu tür dışa açılımlar eşler arasındaki bağı azaltmakta ,birlikteliği zorunluluğa çevirmektedir.Sadece eşe değil çocuklara olan ilgide azalır.Özellikle duygusal aldatmalarda eşlerin yaptığı her şey göze batar,bir beğeni eksikliği ortaya çıkarır ki buda kavgayı kaçınılmaz kılar.
Evlilik sorunlarının başında ülkemizde özellikle ekonomik sorunlar gelmektedir.Ekonomik olarak zayıf olan evliliklerde sorun çıkma yada sorun yaratma olasılığı ekonomik yönden güçlü bir evliliğe göre daha fazladır.Maddi olarak sıkışan çiftler bir savunma mekanizması olarak saldırganlıklarını birbirlerine yöneltirler.Böylece eşler arasında gerginlik ve sürekli birbirlerine güvensizlik ve suçlamalar yaparlar.Buda evliliğin geleceğini tehlikeye düşürür.
Evlilik içinde çok çeşitli varyasyonlarda sorunlar çıkabilmektedir.Bunda en büyük sebep sevgi azlığı, kurum içi demokrasi ve saygı azlığı , eşlerin depresif düşünce modu , anlaşamamazlık , çocuk sorunları , ailelerin baskısı gibi çeşitlilikler gösterebilmektedir.Bunlarda özellikle tarafların aileleri birçok soruna neden olabilmektedir.Öyleki ülkemizde gelin-kaynana sürtüşmesi yıllardan beri bir sorun yumağı olmuş sonu ölümlere varan birçok anlaşmazlık çıkarabilmiştir.
Evlilik sorunlarında diğer önemli bir nedense eşlerden birinin özellikle erkeğin alkol ve kumar alışkanlığıdır.Bu durumda kadın mağdur durumlara düşmekte ve evliliğe sorunlar silsilesi oluşturmaktadır.Ancak kronik bir alkol yatkınlığı yoksa erkeğin alkole yönelmeside yine evlilik içi bir sorundur.
Aile içi şiddet, eşe ve çocuklara uygulanması açısından büyük önem taşımaktadır.Yine aile içi ensest ilişkiler , çocuk istismarları evlilik sorunlarının en kirli yüzüdür.
Genellikle evlenirken kurdukları hayaller ve hayat beklentilerini evlilikte gerçekleştiremeyen insanların evlilik yaşamları sürekli olarak sorunlu geçer ve sonu büyük olasılıkla boşanmayla biter.Evlenmeden önceki duygusal hazırlık süresinde birbirlerini iyice tanımadan evlenen çiftler anlaşamama gibi bir sorunla karşı karşıya kalırlar.Evlendikten sonra iki kişilik düşünmek zorunda kalan eşelere ağır gelen bu durum kişinin kaçınma-yaklaşma anksiyetesi yaşamasına neden olur.Özellikle özgürlüklerin kısıtlanması kişide içten içe bir öfke ve isyan oluşturur.Eğer eşe duyulan sevgi bu öfke ve isyandan aşağıda kalırsa evlilikte sorunlar baş göstermeye başlar.Bu durumdan kurtulmanın en iyi yolu eşler arası açıklık,doğruluk ve yalınlıktır.Sorunlarını açıkça ve objektif olarak paylaşan çiftler bu sorunları çok rahat aşarlar.Ancak evlilik içinde eğer demokratik bir ortam ve kişisel haklara saygı yoksa zaten bu paylaşımın oranı oldukça düşmektedir.Buda çözümlenemeyen sorunlar anlamına gelmektedir.
Tüm bu durumlar bazen kendiliğinden çözülebilir ancak bazen de çözümlenemeyen basit sorunlar ayrılmaya varacak nahoş durumlarla karşımıza çıkmaktadır. Eğer bir iletişim sorununu kendiniz çözemeyecekseniz sorunun çözümü için bir profesyonele başvurmaktan çekinmemelisiniz.

deo.jpg

dbv.jpg

DEPRESYON
Depresyonun temelinde daha önceden isteyerek ve severek yaptığı günlük aktivitelere karşı isteksizlik ve hayattan zevk alamama durumu vardır. . Bu durumda kişi her şeyi olumsuz olarak değerlendirerek karamsarlık düşünceleri ile geçmişi ve geleceği düşünmeye başlar. Bu düşünceler istemese de kişinin aklına gelir. Yani günlük yaşantıda her şeyin olumsuz taraflarını görür.
Yalnız normal sınırlarda kabul edilecek gün içerisindeki duygulanımdaki çökkünlükler depresyon sayılmaz. Depresyon diyebilmemiz için aşağıda sıralanmış belirtilerin gün içerisinde hemen hemen gün boyu ve en az son on gündür devam ediyor olması gerekir.

* Hemen her gün ve günün büyük bir kısmında gözlenen çökkün bir duygu-durum hali ( kendini mutsuz, ağlamaklı, kederli hissetme hali).

* Hemen her gün yaklaşık gün boyu süren tüm ya da çoğu etkinliğe karşı ilgi ve zevk almada azalma (daha önce keyif alınan işler, hobiler ve alışkanlıklardan artık hoşlanmama , bıkkınlık, cinsel isteksizlik ).

* Diyet uygulanılmamasına karşın önemli derecede kilo kaybı ya da alımı ya da hemen her gün iştahta artma yada azalmanın olması.

* Hemen her gün uykusuzluk yada aşırı uyku hali.

* Hemen her gün olağan beyinsel ve vücutsal işlevsellik, hareketlilik halinde azalma ya da huzursuzluk

* Hemen her gün halsizlik ,yorgunluk hisleri,daha önceki günler kadar enerjik hissetmeme.

* Hemen her gün kendini değersiz hissetme,küçük görme,kendini beğenmeme,suçlu ya da günahkar hissetme hali.

* Hemen her gün düşünme ya da konsantrasyon yeteneğinde azalma olması (konuşulanlara, okunan şeylere, izlenilen dikkatini verememe, gibi) ya da kararsızlık hali.
Diğer Belirtiler:
Geçmişte yaşanmış olayların olumsuz ve kötü taraflarını görerek kendisini suçlu ve cezalandırılmış hisseder. Aynı şekilde geleceği de umutsuz ve karamsar görerek gelecek adına çaresizlik düşünceleri iyice pekişir. Kişi hayatından zevk alamaz hale gelerek hatta yaşamanın anlamsız olduğunu düşünecek kadar kendini çökkün hissedebilir. Bu olumsuz bakış günlük hayatına, kişiler arası ilişkilere yansıyarak onun okul ve/veya iş hayatındaki performansının düşmesine neden olabilir.

Depresyon Oluşma Nedenleri:
Kişide depresyon oluşması için belli bir kişiyi olumsuz yönde etkileyen stres etkeni veya yaşanan bir olay olabilir. Kişiler arası ilişkilerdeki olumsuzluklarda kişiyi depresyona sokabilir. Özellikle günümüzde psikososyal stres etkenlerinin artması ile toplumu oluşturan bireylerin depresyon geçirme riski artmıştır . Depresyon hiçbir dış etken olmadan da kendi kendine kişide endojen dediğimiz şekli ile zamanla gelişebilir. Depresyondaki kişinin düşünce yapısı birtakım özellikler sergiler ve düşünmesini sağlayan beyin hücreleri ve bu hücrelerin içinde bulundukları ortamda da birtakım değişiklikler ortaya çıkar. Yapılan araştırmalarda varılan sonuçlardan biri de yaşam olaylarının beyin hücreleri üzerinde etkisi olduğu, ya da vücudumuzun, sinir sistemimizin yapısında ve düzenindeki bir değişikliğin düşüncelerimizi etkileyebildiğidir

Depresyon Tek Tip midir?
Melankolik tipte özellikle sabahları çok yoğun çökkünlük hissi ile beraber hemen her şeye karşı zevk kaybı, aşırı yorgunluk ve halsizlik görülür. Atipik şeklinde ise genellikle uyku ve iştah azalması olan tipik şekilde olanın tersi olarak, uyku ve iştah artışı ön plandadır. Mevsimsel tipte; tekrarlayan mevsimle birlikte depresyon belirtileri vardır. Tipik depresyonda ise azalmış uyku,iştah, enerji görülür.

Depresyonun Fiziksel Belirtileri Nelerdir:
Depresyondaki kişi bedensel şikayetler diyebileceğimiz; Baş ağrısı, kas ağrıları, aşırı yorgunluk ve halsizlik, sindirim sistemi rahatsızlıkları, kalp ve dolaşım sistemi şikayetleri, cinsel işlev bozuklukları ve buna benzer bedensel yakınmalardır.

55252.jpg

META-TERAPİ:Ruhsal sorunlarınıza klasik psikoloji yöntemlerinden farklı olarak geliştirdiğimiz Meta-terapi yöntemiyle çözüm sunuyoruz.Meta-terapi de esas olan ruh yapısının işlevsel foksiyonudur.Psikoloji davranış bilimi olarak,ruhsal hastalara psiko-terapi ve anti-depresan ilaçlarla çözüm sunmaktadır.Meta-terapi ise ruhsal sorunlara ilaçlı tedavi yönteminden ziyade,yaklaşımcı ve olgucu yaklaşımlarla analitik bakış açısı oluşturmaktadır.Psikoloji bilimi asla ruh bilimi değildir.Ruh bilimi daha geniş daha kapsamlı özellikleriyle kendini spirütüalist açılımlarla geliştirmiştir.Bazı ruh hastalıkları davranışa yansısa da,asıl itibariyle ruhun bedenden bağımsız olarak gösterdiği tepki mahiyetidir.Ruh tepkimesinin karekterstik özellikleri aşırı artığında davranışta kendini deşifre eder.Bazı ruh hastalıkları davranışa yansımadığından,ruhun yaydığı doğal enerji ölçümleriyle gerekli çözümler Meta-terapide yer almaktadır.

"""TÜM RUHSAL SORUNLARINIZI BİZE DANIŞARAK META-TERAPİ YÖNTEMİYLE METODELOJİK EĞİTİM SEANSLARIYLA (KENDİ KENDİNİZİ TEDAVİ EDEBİLİRSİNİZ.)



BASIN HABERLERİ:19 Ağustos 2006 Cumartesi 22:55

İNTİHARA YENİ İLAÇ TELEPATİ...
Yetkililerin bir türlü önlem almadığı Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki kadın intiharlarıyla ilgili olarak, bölge halkı kendince yöntemler geliştirdi.
Yıllarca terörden olumsuz etkilenip, töre mağduru olan Güneydoğulu kadınlar arasında sık görülen intiharları önlemek için ilginç yöntemler deneniyor. Batman, Diyarbakır Ve Mardin gibi şehirlerde sık, sık rastlanan intihar vakalarında, bugüne kadar resmi istatistiklere göre 100"e yakın kişi hayatını kaybetti. Özellikle ergenlik çağındaki kızlar ve erken yaşta evlenen kadınlar arasında hızla artan intihar olaylarıyla ilgili tüm önlemler yetersiz kalıyor. Bölgenin sorunlarını yakından inceleyen Güneydoğulu Metafizik Uzmanı Gökhan Hani telepati yolu ile intihara son verdiğini iddia ediyor. Duyu dışı algı yoluyla iletişim kurma sanatı olarak bilinen telepati yöntemiyle kredi kartı mağdurlarının da sorunlarını giderdiğini belirten Hani,Kredi kartlarını bilinçsiz olarak kullanarak, sosyo-ekonomik açıdan mağdur duruma düşen binlerce kişinin bilinçaltında, psikolojik gerilim oluşmaktadır. Bu ikilemde umutsuzluk ve geleceği görememe kaygılarının kişide yarattığı çözümsüzlük, intihar vakalarına meydan veriyor diye konuştu. Hani, Günlük çevrede kişilerin çevrelerinde ruhsal sorunları olan kişilerle telepatik iletişime geçilmesini de önerdi. Hani, telepati ile intihardan vazgeçirme yöntemini, intihardan vazgeçirdiği kişilerle de ispatlıyor. Yüksek faizlerden dolayı Kredi kartı mağduru olan Remziye Evran, Hani"nin kitabında okuduğu Telepati yolu ile intihara sonyazısından etkilenerek bu yolla intihar sendromundan kurtulduğunu be Metafizik Uzmanı Gökhan Hani; Bu yolla bilinçaltının intiharı tetiklediğini kaydederek, bastırılan olumsuz duyguların gün yüzüne çıkmasını Telepatik iletişimle yok edilebileceğini ve Telepati sanatı yoluyla artık kredi kartı veya farklı sorunlardan dolayı intihar düşüncesini teşebbüs haline getiren tüm sorunları kesin olarak bilinçaltından çıkartarak intihar olaylarının azalacağını kaydetti.



jn.jpg

xjcbxcjnb.jpg

ALDATILMA-DEPRESYON

Evlilik uzun sureli bir koşu oldugundan bu süreç icerisinde taraflari bekleyen en büyük risklerden biridir, aldatılma. Aldatılan kişi yogun ofke, caresizlik, kirginlik, umitsizlik , sucluluk duygulari yasar. Ve bunlari kisa dönemde engellemek cok güctür. Aldatilan esler, genelde tipik üc davranis bicimi sergilerler.

1-Aldatilmayi kabul etmeyerek mantiga bururler.."her erkek yapar", "erkegin elinin kiri" tarzi düsüncelerle acilarini bastirmaya calisirlar. Esleri ile yüzlesmezler., bilmiyormus numarasi yaparlar.

2-Iliskilerini bitirirler.

3- Aldatiyi kabul ederler.Surekli bunun öfkesi ile yasarlar. Esleri ile yüzlesirler.Ancak iliskilerini bitirmezler.

Tüm iliskiler yalan, aldatı, sadakatsizlik riski tasir.. Bu nedenle iliskilerimizi sorgularken bu olaylar bizim basimiza gelmezmis gibi davranmamali, esinizle bu olasiliklari tartismali ve olageldiginde nasil davranacaginizi birbirinize aciklamalisiniz.

Aldati, bir kez gerceklesti mi bu yakinliga cok fazla zarar verecektir. Yakinlik icin gereken güven zedelenecektir. Oysaki yakinlik icin dürüstlük, aciklik ve acik sözlülük gerekir. Aldatma, böylesi bir yakinligi imkansiz hale getirir. Dolayisyla " bir kere ile birsey olmaz" mantigi terkedilmelidir. Biliyorsunuz ki bir kere yapilirsa bunun devami olacaktir.

Bunlari kabul ettikten sonra aldati ile nasil mucadele etmemiz gerekiyor?

1-Evlilik veya iliski yeniden sorgulanmali, beklentiler yeniden irdelenmeli, sadakata verilen anlam yeniden olusturulmalidir. Bu demektir ki, aldatiyi ogrenen es bunu hasiraltı etmeden eşi ile tartışmalı, gerçeklerle yüzleşmeli ve beklentileri dogrultusunda iliskisini yeniden yapılandırmalıdır.

2-Ihanet eden eşler ancak tamamen dürüst davranarak eslerinde yeniden guven yaratabilirler. Bu nokta onemlidir. Kimse karsisindakini kücümsememeli ve "nasilsa anlamaz" mantigi ile hareket etmemelidir. Ihanet bize korkularimizle yüzlesme sansi verir. Bunu degerlendirmeliyiz.

3-"Kimiz, neyiz ve ne istiyoruz" "bir iliskiden neler bekliyoruz?" "iliskimizde neleri bulduk neleribulamadik . Bulduklarimiz devam etmek icin yeterli mi?" " baskasini bulamama korkusundan miayrilamiyoruz yoksa gercekten seviyor muyuz?" " duygusal acidan mi yoksa maddi acidan mı bagımliyız?

Bu sorulara verdiginiz yanitlar yasadiginiz iliski yi ve kendinizi yeniden degerlendirmenize yardimci olacaktir.

4-Unutmayiniz ki, hic bir iliski tek tarafin gonullulugu ve istegi ile yurumez. Cocukluk dönemlerimizde olusturdugumuz , gelistirdigimiz savunmalarimiz, olumsuz inanclarimiz iliskilerimizi daha da zorlastirir. Cinsellik ve ask farkli seylerdir, evlilik ise daha farkli. Esinizle "yola devam edip etmeme" konusunda acikca konusmali, onun da caba gostermesi gerektigini bilmelisiniz. Aksi halde size zarar veren iliskinizi bitirme konusunda daha cesaretli olmalisiniz.

5-Aldatı bir dönüm noktasidir. Duygularınızı zedeleyenin ne oldugunu tespit etmeniz zor olabilir. Kendinizle yüzlestiginizde belkide asil korkunuzun yalnizlik oldugunu gorebilirsiniz. Üstesinden gelemediginizde cevrenizden yardim istemeyi unutmayiniz

TÜRKİYE İÇİN GSM:0535 939 01 23
AVRUPA İÇİN GSM:0543 765 75 90
TÜRKİYE İÇİN MSN:metafizikuzmani@hotmail.com
TÜRKİYE İÇİN MSN:metaterapi@hotmail.com
AVRUPA İÇİN MSN:avrupaterapi@hotmail.com

Bana ulaşmak için yukarıdaki e-mail adresini kullanın