gokhanhan.sitemynet.com
INTERNATIONAL SPECİAL METAPHYSICS ACADEMY METAFİZİK UZMANLIĞI VE METAFİZİK ÇAĞI PARAPSİKOLOJİ-METATERAPİ-PSİKANALİZM-SES VE RESİMLE KİŞİLİK VE RUH ANALİZİ NAZAR-BİLİMSEL NAZAR-DÜNYADA EVRENSEL İLK NAZAR KİTABI. KANSERLİ HASTALIKLARA BİOENERJİ VE ŞİFALI BİTKİLERLE ÇARE OBSESİF KOMPULSİF BOZUKLUK-FOBİK BOZUKLUKLAR-CİNSEL İSTEM BOZUKLUKLARI-MANİK DEPRESİF PANİK ATAK-DEPRESYON-KAYGI-EVLİLİK SORUNLARI TİTREME-VİTİLİGO-UYKU BOZUKLUKLARI-UNUTKANLIK-SAÇ DÖKÜLMESİ VE KELLİĞE KESİN ÇÖZÜM-DAMAR SERTLİĞİ VE TIKANIKLIKLARI-BEL VE BOYUN FITIĞI-KEKEME-OTİZM RADYASYON-SEDEF-BAŞ AĞRISI SORUNLARI-SARA(EPİLEPSİ)SARILIK(HEPATİT)-FİZİKSEL HASTALIKLARIN YANSIDIGI RUH DİLİ-FİZİKSEL HASTALIKLAR
TELEPATİ-EMPATİ-TELEKİNEZİ BİOENERJİ-RADYASTEZİ BASINDA GÖKHAN HANİ İNTERNET BASINDA GÖKHAN HANİ MANYETİZMA-HİPNOTİZMA-NPL(Neuro Linguistik Programming)-YÜZÜ GÜZELLEŞTİRME SANATI DEPREM IŞIMASI-SPİRİTÜAL VARYASYON - KOZMİK VARYASYON SENDROMU FELÇ-ROMATİZMA-KİNESİOLOJİ-BİOTERAPİ-HOMEOPATİ-SHİATSU-KİROPRATİK-AROMA TERAPİ-GİZEMLİ TAŞLARLA TERAPİ ONUR-BİLİMSEL SİYASET DİYALEKTİĞİ-DİL DİYALEKTİĞİ-MERHAMET VE RUH-ÖNDER VE ÖNDERLİK-SOSYETE FELSEFESİ-FİZİKÖTESİ KADINLAR-SÖZDE ÜNLÜ İNSANLAR-AL PARTİ GELİYOR-KADINLARIN RUH GENETİĞİ AŞKIN METAFİZİK BOYUTU-RUHLAR DÜNYASI-ESTETİK AMELİYAT-GÜVEN VE ÖZGÜVEN -CESARET-ÖZLEM-ÖLÜM GERÇEĞİ-UYUTULAN RUHLAR ONUR-BİLİMSEL SİYASET DİYALEKTİĞİ-DİL DİYALEKTİĞİ-MERHAMET VE RUH İMAJİNASYON-GÖZLERLE KONUŞMA SANATI-DÜŞÜNCE GÜZELLİĞİ-ÖZGÜRLÜK-EVLİLİK PROBLEMİ-NEREDEYİM-TELEVİZYON HİPNOTİZMASI KADINA METAFİZİKSEL BAKIŞ-ASALET-YALNIZLIK DİYALEKTİĞİ -İNTİHAR-CİNSELLİK-MUTSUZLUĞUN KAYNAĞI-AYRILIK-TELEPATİK CİNSELLİK-METAFİZİK EKONOMİ-KIBRIS AŞKI-İSTANBUL KUSACAK

KADINA METAFİZİKSEL BAKIŞ-ASALET-YALNIZLIK DİYALEKTİĞİ -İNTİHAR-CİNSELLİK-MUTSUZLUĞUN KAYNAĞI-AYRILIK-TELEPATİK CİNSELLİK-METAFİZİK EKONOMİ-KIBRIS AŞKI-İSTANBUL KUSACAK

ggjhmnbh.jpg

KADINA METAFİZİKSEL BAKIŞ

gghj.jpg

Kadın ve erkek yaratılış gereği hem fiziksel hem de ruhsal açıdan farklı özelliğe sahiptir.Kadınları,erkeklerden farklı kılan en önemli özellik ruhta gizlidir.Kadın ruhu sabırlılığı,duyarlılığı ve duygusallığı ile,erkek ruhundan daha hassas yapıdadır.Doğurganlık gibi kutsallığın,kadına lütfedilmesi bunun bir göstergesidir.
Dünyanın yaşam döngüsü kadın ve erkeğin beraberliği ile devinim kazanmış.Kadın doğayla mücadele etmek için erkeğe,erkekte doğaya ayak uydurmak için kadına ihtiyaç duymuştur.Birbirlerini tamamlayan iki cins varlık;düşünme,algılama ve yorumlama gibi insani özellikleriyle sosyal yaşamı birlikte kurmuşlardır.
Metafizik sistematiği kendi disipline yapısıyla;Ontoloji(varlıkbilim) konusu içerisinde kadının ve erkeğin dünyadaki rolü üzerindeki düşüncelerini açıklamakla yükümlüdür.
Yaşadığımız coğrafyanın her karesinde; kadının konumu ve yaşam içerisindeki üstlendiği misyonu nasıl kullandığı sorularına sosyolojik,psikolojik ve felsefi sistemlerle değerlendirmek amacındadır.
Felsefenin kurucularından Sokrates,platon ve Aristoteles gibi filozofların kadına bakış açısı,sosyal bilimlerin ve sanatın doğmasına ve gelişmesine estetik yönden katkı sağlamıştır.Sokrates kadının ruh yapısını incelerken,şu sözü düşündürücüdür"Kadın doğası gereği anlaşılamamaktadır,kadın ruhu anlaşıldığı taktirde; kadın,kadın olmaktan çıkıp,farklı bir karaktere bürünmektedir.Kadının en büyük hatası erkek gibi yaşama isteğidir".Sokratesin bu tür yaklaşımı günümüz dünyasında da kendini göstermektedir.Sokratesin öğrencisi olan ünlü filozof platon,idea dünyasını kurarken "Erkeklerin % 75'inin sırf kadınlar yüzünden cehennemi boylayacaktır".Açıklaması etiksel anlamda kadınları değerlendirildiğin ifadesidir.Metafiziğin kurucusu sayılan Aristoteles gibi bilim ve felsefeyi bağdaştıran geçmiş çağların en büyük filozofu "Kadından ne filozof olur,nede peygamber" Sözü kadın ruhunun yapısal işlevini ortaya koymaktadır.
Felsefeden daha sonraları ayrılan sosyoloji ve psikoloji gibi sosyal bilimler,kadının yaşam içerisindeki sosyal rolünü ve bu rolü sürdürürken içinde bulunduğu ruhsal yapıyı temellendirerek,fonksiyonel açıdan gelişimlerini tamamlamak isteğindedirler.Hukuksal ve ekonomik yönden,kadına her türlü sosyal haklar tanınarak,kanun karşısında kadın-erkek eşitliği sağlanmıştır.
Kadına sosyal haklar seçme ve seçilme gibi politik hakların verilmesiyle de,kadın bağımsız bir yaşam bir yaşam örgüsüne aktif olarak katılması sağlanmıştır.Günümüzde kadın statüsel olarak çalışma koşulları uygun her türlü meslekte yer alarak kendini ifade edebilmektedir.Kadın,küreselleşme denilen olguda yer almak için,bireysel gelişimini ekonomik özgürlüğünü kazanma anlayışı içerisinde gerçekleştirme eğilimindedir.Kadının modern dünya anlayışı sadece giyim-kuşam gibi moda unsurlarıyla değil; ekonomik,sosyal,siyasal ve hukuksal yapılarda da lider olma çabaları sonuç vermiş ülke yönetimlerinde,sendikal örgütlenmelerde,sporda,sanatta ve şirket kadrolarında gelişimsel başarılar kazanmıştır.
Demokrasiyle yönetilen ülkelerde,kadının daha fazla özgürlük arayışı ve kadın hakları gibi istemleri feminist hareketlerin doğmasına da neden olmuştur.Dünya genelinde kadın nüfus oranı savaş,afet vb gibi nedenlerden dolayı erkek nüfusundan fazladır.
Ekonomik sistemler ve ideolojik yapılar içerisin de, kadının yaşam standartlarına belli sınırlar ve gelişimlerde sunulmuştur.Sosyalist sistemde;kadın emek üreticisi,Liberalizmde kadın her yönüyle bir müteşebbis(girişimci),Demokrasilerde kadın hakları ve daha fazla özgürlük gibi sloganlarla kadının siyasal yoğunluğu vurgulanmıştır.
Kırsal kesimde kadının çalışma şekli,büyük şehirlerdeki kadının çalışma şeklinden daha etkindir.Tarlada çalışan kadın bir yandan ev işleri,çocuk vb gibi yaşam şekilleriyle emek-yoğun ortamlarda biçimlenmektedir.

Günümüz dünyasında kadının her ortamda ve her mekanda aktif olmasının sağladığı olumluluğun yanında olumsuz yanlarının da değerlendirilmesi gerektiği de vurgulanması gereken ayrı bir konu olarak Metafizik uzmanlığının kendi üstüne aldığı sorumluluk açısından önemlidir.Uzmanlık alanımızın ontolojik açılımını içine giren kadının metafizikte yeri başlığıyla, yaşadığımız ülkenin genel sorunlarıyla ilişkilendirerek sosyal,kültürel ve ekonomik açılardan olumsuzluklar tartışılmaktadır.Bize gelen elektronik posta ve görüşlerini aldığımız insanların birleştiği noktaları sizinle paylaşmak düşüncesindeyiz.
1.Ekonomik sorunlar:Kadınların düşük ücretli işlerde çalışma zorunluluğu,daha çok 15-24 yaşlarında genç kızların liseyi bitirdikten sonra üniversite giriş sınavını kazanamadıklarından dolayı,dışarıda çalışma zorunluluğun doğması.Çalıştıkları özel sektörlerin başında yer alan tuhafiye,giyim satış yerleri,muhasebe-büro işleri,market vb yerlerde askeri ücret veya daha düşük ücretle çalışmaları.Özel sektörde çalışan çoğu küçük yaştaki bayanların,dış çevre ile sosyal ilişki boyutunda çeşitli zorlanmalar.Flört etme zamanında evlilik dışı ilişkilerin artması.Küçük yaştaki bayanların evlenmeden cinsel deneyim yaşamaları onların evlilik kurmalarını zorlandırmaktadır.
2.Kültürel sorunlar:Köyden veya küçük şehirlerden ekonomik veya baskılardan dolayı,büyük şehirlere göç eden ailelerin büyük şehirdeki kültüre ayak uydurayım derken aile facialarına dönüşmesi.Kötü arkadaşlıklar,uyuşturucu gibi olumsuz durumlara ortam kurma macerasıyla katılmak zorunda kalan insanların kendilerini daha sonra tanıyamamaları.Medyada yayınlanan bazı programların insanların hayal dünyasını süslemesi sonucu oluşan kültürel çatışmaların kötü sonuçlar doğurması.Maddi açıdan daha rahat bir yaşam kuran insanlara karşı özentiden sonucu kendi üstlerine yakışmayan veya aile kültüründe olmayan giyim-kuşam ve saç şekillerinin meydana getirdiği saçmalıklar.
3.İnternet iletişimi:İnterneti yanlış kullanan bazı insanların,çet veya sohbet gibi nedenlerden dolayı iletişime geçtikleri insanlar tarafından kandırılarak evlilik dışı ilişkiler yaşayan genç kızların evlenememeleri.
4.Ekonomik özgürlüklerini kazanan bazı bayanların havalara girmesinden dolayı,kendilerinden üst statüde olan erkeklerle evlenmek istemleri,evlenememe problemi oluşturmaktadır.
5.Televizyon veya çeşitli yayınlarda görülen manken veya vücudu güzel olan bayanlara karşı erkeklerin zihinlerinde oluşan evlilik modellerini bulma anlayışının oluşturduğu problemler.Bazı insanlar çirkin bayan yoktur diyor,araştırmalarımızda hem çirkin bayan hem de çirkin erkeğin var olduğu ve herkesin hayalinde güzel bayan ve yakışıklı erkek yattığı sonucu çıkıyor.Bazı bayanlar yakışıklı erkeği değil de maddi durumu olan zengin erkeği düşünmesi ilişkilerde en büyük problemleri oluşturuyor.Çirkin bayanları da çoğu erkeğin istememesi sonucunda evde kalma ve evlenememe sorunu oluşturuyor.
6.Üniversite sınavını kazanmak kız öğrenciler için sadece meslek edinmek değil,sosyal ortam ve aileden bağımsızlık güdüsünü doğurduğu için ailesini veya kültürel olarak kendini taşıyamayan bayanların kötü yollara düşmesine neden oluyor.
7.Geçmişte onunla bununla çıkarak zevk alan genç kızlar ve erkekler yaşları ilerledikleri zaman temiz kız bulma arayışını bahane ederek evlenmeme durumuna gelebiliyor.Daha çok bazı bayanların genç yaşta temizlik ve masumiyetlerini kaybetmeleri nedeniyle evlenememe problemleriyle karşı karşıya kalmaları kaçınılmaz kılıyor.Kafelerde,barlarda,diskolarda veya herhangi bir yerlerde flört adı verilen ilişkiler ile sarmaş dolaş birbirleriyle öpüşen ve şevişen bayanların belli bir yaşta akılları başına geldiğinde de saf erkeklerle evlenerek onları kandırmaları.Aynı şekilde bazı kızları evlenmek vaadiyle yada sevginin getirdiği alışkanlıklar yüzünden kandırıp bir kenara atan erkeklerin kul hakkına giren bu durumları sorunlar oluşturuyor.
8.Birbirini seven insanların aileleri veya ekonomik sorunlar yüzünden evlenememeleri.Zorla sevmediği ve istenmeyen kişilerle insanların evlendirilmesi.Yaşı büyük insanlarla sırf para yüzünden zorla evlendirilmeleri.Evliliğe hazır olmayan kişilerin,evlenmek istemeleri.Maddi durumu iyidir diye bazı kurnaz kızların sevgi ve aşkı takmayarak ona yakışmayan zengin erkekle evlenmesi.
9.Görücü usulünün bazı hatalı yaklaşımları,eskiden bir kız istenirken,kızın anne ve babası erkeğin içki,kumar ve erkeğin onu besleyebileceğini sorarken.Şimdi bir erkek kızı isterken kızın babası yada annesi erkek tarafına içki-kumar veya kötü alışkanlıkları sormadan parası var mı?işi var mı?maddi durumun nasıl? Gibi maddi çıkarlar peşinde koşulması..Parası olamayanların evlenememesi yaşı ne olursa olsun.Evlilikte birbirini seven insanları evlendirmek gerekir.Erkeğin maddi durumuna göre evlilik masrafı yapması istenmeli yada erkeğin gücünün yetmeyeceği şeylerin istenmesi yazıktır.
10.Oturmasını,kalkmasını ve konuşmasını bilmeyen kişilerin gidip evlenmesi sonradan kendilerini tanımakta zorluk çekerek ayrılmaları.Sırf maddi durumu iyidir diye kızın annesi tarafından zorlanan kızım bak ben çektim fakirliği sen çekme gibi sözlerle kızlarının hayatlarıyla oynayan para delisi insanlar düşündükleri kızlarının hata yapmasını sağlıyor.
11.Evli olduğu halde birbirini aldatan eşler.Kadınlara tavsiyemiz şudur;evlenmeden önce asla aldatacaklarına inandıkları kişilerle evlenmesinler.Aldatma evliliğin yüz karasıdır.Erkeklerin eşlerini aldatması hatadır.Erkeğin haysiyeti varsa kadının da onuru vardır.
12.Ruh elektiriği alınan ve ruh eşi olunabilecek eşlerin seçiminde önemlidir.Sırf yaşın ilerlemesinden dolayı karşıma kim çıkarsa çıksın evlenecem sözü iyi sonuç vermesi beklenemez.Bu açıdan karşılıklı olarak ruh eşleri seçilirken bu konuda çok dikkat edilmelidir.
13.Bazı erkekler veya bayanlar birlikte çıktıkları kişilere evlenecek gözüyle tek taraflı bakabilir.Bu tek taraflı bakış hatalıdır.İki tarafından birlikte flört ederken evlenme gözüyle birbirlerine bakarken cinsi temastan uzaklaşmaları onlar için daha hayırlıdır.Yada istismara uğrayan insanların sayısı azımsanmayacak kadar çoktur.
14.Tanımadığınız veya tanımaya çalışırken,o kişiyi tanımakta zorlandığınız insanlarla hemen evlilik kararı almayın.Önce o insanı iyice tanıyın.Her halini,ruh yapısını vb gibi özellikler çok önemlidir.
15.Bazı insanlar genetik hastalığa tabidir.Yani genetik olarak ruh veya fiziksel hastalığı olabilir.Bu tür insanları tanırken kesinlikle bunlarında konuşulması gerekir.Bu tür kusurların saklanması ileride,karşı tarafın kendini kandırılmış hissi uyandırarak evlilikte zorunlar oluşturacaktır.
16.Kaderim kapalı yada kapatmışlar gibi düşüncede sahip olan bayanlar veya erkekler sabırsızlıkları yüzünden hata yapmaktadırlar.Kaderde herkesin kısmeti yazılıdır.Hayırlıysa o kişi elbet allah tarafından bir sebep vesilesiyle evlenecektir.Metafizik uzmanı olarak bu konularda medyum,hacı-hoca gibi kişilerin eline düşmeyin bunlar sizin ekonominizi çökertirler.Kimse kimsenin kısmetini açacak kadar allaha daha yakın değildir,bu zamanda onun için bu konularda sabırla ve itinayla bekleyin bu konularda sorunları olan bizleri arayabilirler.
17.Geçmişte ilişki yaşamış kişiler tarafından mahremiyetini kaybeden bazı bayanlar,evlenmek istedikleri erkeklere kendi durumlarını açıklamaları gerekir.Yada erkek bu durumu öğrenince çılgına dönebilir.
18.Asalet sahibi olmayanlar,asil insanlara bağlanmışsa o asalet yanında asil olmayı öğrenmek gerek ama unutma asalet doğuştan gelir;sonradan öğrenilmez.Asalet sahibi olanlar asil olmayanlara bağlanmışsa bilinsinki kader o insana ihanet etmektedir...
METAFİZİK UZMANI GÖKHAN HANİ...

ggg.jpg

imagegghg.jpg

CİNSELLİK:İnsanların belli bir yaş olgunluğundan sonra teorik olarak öğrenmesi gereken etiksel(ahlaksal) değerler bütünlüğü vardır.Etik olarak öğrenilmesi gereken konulardan biride, biyolojik ihtiyaç manasına gelen Cinsellik mevzusudur.Cinsellik literatürlerde karşı iki cins arasında meydana gelen bedensel yakınlaşmadan duyulan hazdır.
Cinsellik evrensel etik kurallar içerisinde devamlı konuşulan ve tartışılan bir temel konu olarak sosyolojik,psikolojik ve tıp bilimleri bazında işlenerek seksüalizm adını almıştır.Seksüalizmde homoseksüel, transeksüel,lezbiyenlik ve sübyancılık gibi psikopatik sapkınlıkların yer alması.Eski bir felsefi sistem olarak bilinen Epikürürcü (zevkci) zihniyetin gelişmesine ve yayılmasına da olanak tanımıştır.Metafizik disipliner yapısıyla; seksüalizm ve Epikürcülük kavramlarını tümden dışlayarak bu felsefe sistemleri reddeder. Metafizik aksiyonda cinselliğin evrensel tanımı; İki karşı cins arasında temel değer yargılar ile dinsel kurallar içerisinde temiz ve doğru yollar izlenerek biyolojik ihtiyaçların giderilmesine denir.Metafizik sistematiği sadece bilinmeyenle ilgilenmez,ilgilenmesi gerekenle de ilgilenmesini bilir.Bu bağlam da metafizik aksiyon cinselliği tartışılması gereken doğru bir konu olarak seçmiştir.Metafizik içerisinde feminist doktrinler ve görüşler yer almaz.Metafizik disipliner yapısıyla cinsellik konusunda kadın ve erkek ilişkilerini eşit ve insan haklarına saygılı olarak işlemek ile mükelleftir.Metafizik uzmanlığı üstüne aldığı sorumluluğu tüm hakları ile bilir.Hiç bir kadın sosyal yaşamda ırzına,namusuna ve insanlık onuruna dil uzatılmasını istemez.Kadınları sadece cinsel obje olarak gören geri zihniyetler,kadınları aldatarak yada dramatik tuzaklara düşürerek kaderinde bu da varmış dedirtemez.Her ne kadar istisnai olsa bile yasal olan ve olmayan yollarla cinselliği ekonomik kazanç için yapan kadınlar,toplumun genel ahlak ve sağlık yapısını bozmakta olduğunu bilmekte ve bu yollarla çeşitli hastalıklara neden olmaktadırlar(Genelevler-randevuevi).Aynı şekilde homoseksüel zihniyetli cinsellik, insanların içinde bulundukları sapkınlıkları ortaya çıkarıp günahlara meyil vermesi,bu sapıklıkların komple terkedilmesi gerektirdiği inancını doğuruyor.Kuran-ı kerim gibi ilahi ve evrensel kitapta Lut kavminin başına gelenler,insanlara bir uyarı niteliğinde olduğu açıktır.Günden güne sayıları artan homoseksüelliğin, toplumsal bozuklukları ve dejenerasyonlarıda birlikte getirmesi toplumdan topluma aktarılan kültürfiziğe aykırıdır.Erkek erkeğe olan cinsel ilişki Metafizik sistemetiğinin teoloji(dinbilim)alanında incelendiğinde YARATAN tarafından affedilmeyecek kadar büyük günahlara vebal olduğu görülür.Bununla birlikte Lezbiyenlik gibi kadın kadına olan cinsel ilişki boyutunun ilerleme gösterilmesini bazı çevreler tarafından cinsel tercih olarak dile getirilse bile son derece bağnaz ve temelsiz saçmalıktır.Cinselliğin özgürlük boyutu sadece kadın ve erkek arasında meydana gelen ruh elektiriğinin çekimsel kuvvetidir.Diğer cinsel tercihler metafizik aksiyon disiplininde sapıklık ve psikopatizmle değerlendirilmektedir.Metafizik bu yollarla cinsel tercih yapan insanlara asla bu durumdan vazgeçilemez demez, metafiziğin pragmatik(faydacı) yönü modern toplum için ideal rehberdir.Allahın yarattığı zamanın, en küçük bir anı bile TEVBE kapılarıyla açıktır.İnternet dünyası bu konular ile istismara açık bir şekilde hizmet etmektedir.Pornoğrafik ve erotik yayın yapan sitelerin ve kendilerine internet sohbet odalarında lez...,homo...,nicini takarak kendi cinsiyetlerini unutan insanlara ve bu yollara diğer masum insanları tuzaklara düşüren insanlara yazıklar olsun.
Toplumları bir araya getiren evrensel etik kurallarıyla EVLİLİK kurumuna yakışır ve temiz yollarla CİNSELLİĞİ yaşamak en güzeli ve en doğrusudur.Dinimiz ve diğer ilahi dinler diyaloğları Cinsellik konusunda insanları bilinçlendirme konusunda daha eğilimli olmalıdır.İlk cinsellik konusu Ailelerde öğrenilir,baskıcı şekilde değil,yön verici ve doğru yollar inançlar ve insan değeri ile anlatıldığında görülecektir ki!Cinsellik konusunda bilinçli insanlar yetişecektir.HİÇBİR İNSAN GÜNAHSIZ DEĞİLDİR,AMA HİÇBİR İNSANDA GÜNAHLA YAŞAMAK İSTEMEZ.İNSAN ALLAHIN YARATTIĞI EN GÜZEL VARLIKTIR.TEVBELER İNSANLARIN GÜNAHLARI İÇİN VARDIR.
Metafizik Uzmanı Gökhan Hani.

para.jpg

METAFİZİK EKONOMİ: Son çeyrek asırda;Hümanist felsefenin insan onuruna verdiği değer ile,gerçek demokrasi kendi içerisinde temel hak ve özğürlüklerini geliştirerek derin bir nefes almıştır.Cumhuriyetle ve onun ürünü olan demokrasiyle yönetildiğini idea eden tüm uluslar bu yükümlülüğü değişmez anayasalarına alarak yönetimlerini devlet idolü üzerinde gerçekleştirmiştir.
Bu anayasal yükümlülük yönetilen toplumların temel hak ve hüriyetlerini eşitçe paylaşacakları,savunacakları ve herkesin kardeşçe yaşayacağı toplum modülüdür.Bu modülün aksini iddia eden ya da otoriter,devlet içinde devlet anlayışıyla sadece kendi resmi ideolojisini yaşatarak,uygulamaya koyulanlar baskıcı,despot yönetimleri tarihin tekerrrür diyalektiği anlayışı içerisinde boğulacaktır.
Hümanist felsefenin en büyük özelliği insan onuru ve yaşamına verdiği değerdir.Hiçbir değer,insan değerinden daha değerli olamaz.Gelmiş geçmiş tüm idealler insan üzerine kuruludur.İnsan özgürlüğünü kısıtlayıcı ya da sömürücü etkide bulunanlar, bir gün güç dengesinin değişeceğini akıllarına getirmemektedir.Bunlar yanıldıklarını anladıklarında kendilerini sorgulayıcı meleklerin,insanlar olduğunu anlayacaktır.
İnsan,temel hak ve özgürlüklerinin başında eğitim,sağlık ve ekonomik eşitlik gelir.Sosyal devlet anlayışının başında gelen ekonomik yönetim ve uygulanış proğramları adil dağılmadığında,yönetilen ülkede çeşitli sorunların ve tıkanıklıkların çıkacağı kesindir.
Sözde,demokrasiyle yönetildiğini beyan eden her ülke, uygulamaya koyduğu liberal ekonomik proğram modelini,gelişen dünya ülkeleriyle ticari ihracat ve ithalat yapma yarışına rekabetsel alanda girerken şunu gözardı etmektedir.Özelleştirdiği kurumların ve özel şirketlerin sahiplerine tanınan ayrıcalık(imtiyaz) ve bireysel inisiyatif alma gücü,zenginin daha çok zenginleşmesini,yoksulunda daha çok yoksullaşmasına olanak tanımıştır.Ülkeler içinde daha 4 yıl önce küçük şirket sahibi olan binlerce kurum ve kuruluş bu imtiyazlardan dolayı,bireysel zenginliklerinin manifestosunu ilan ederken,kendi bünyelerinde çalışanlara istihdam oluşturduk açıklamalarının (Duygu sömürüsü) ülke ekonomisine katkı vaadiyle,onbinlerce çalışanı düşük ücretle emeklerini çalmaktadır.Ekonomide zamanın parasal değeri enflasyonla açıklayanlar,insan ömrünü düşük ücretle çalıştırmada zaman kaybına neden terimsel bir isim takmadıklarıda soru işaretidir.
Aza kanaat getirerek,ya rabbi sana çok şükür edasıyla yaşayanlar,mücadeleci ve hakkını arayanların önünü tıkamaktadır.Bir özel teşebbüsçü,kurumunda hak talep eden çalışanına benim bu kadar,ister çalış ister çalışma diyebiliyorsa, vay o ülkenin haline...
Hak aramada grev,lokavt vb gibi yasal hakların,ülke yönetim yasalarınca kısıtlanması özel teşebbüs sahiplerini daha çok zenginleştirmektedir.İşçi haklarının,ülke yasalarının anti-demokratik biçimde kısıtlanması,sendikaların çalışma haklarını ve çalışma prensiplerinin elinden alınması anlamındadır.Zaten sözde demokrasilerle yönetilen ülkelerdeki sendikal faaliyetler boş bir formaliten başka hiçbirşey değildir.
Devlet kurumlarının özelleşmesi ile beraber,özel şirketlerin istihdam olgusuda değişmektedir.Kalifiye elaman arama prensiplerinde,yönetildikleri ülkenin cumhurbaşkanı,başbakanı ve bakanlarında bile olmayan özelliklerle personel alım ilanlarını görürken gülmemek elde değildir.Acaba o şirketin genel müdüründe aradıkları basit iş departmanlardaki özelliklerin biri veya birkaçı var mıdır?İnsan kaynakları formaliteleri,gelişen ülkeler standartını yakalamak için varsa da unutulan şudur?Yaşadığınız ülkedeki yaşam kalitesi yani eğitim,sağlık ve ekonomik kalkınma şekli;taklitini yaptığınız gelişmiş ülkelerdeki şirket insan kaynaklarının yaşamsal seviyesine erişmiş midir?Milyon dolarlar kazanarak kar amacı güden hiçbir şirket gelişmez,rüzgarın esişi güzeldir,hoştur.Kasırganın esişi ise ters büz eder her tarafı unutulmasın.Liberal ekonomide sadece bir ayağın hasar görmesi,milyon dolarlık şirketleri,reel faiz ile nominal faiz arasındaki dengeyi bozduğu gibi,şirketin kar faizinide bozar.Unutulmaması gereken bir konuda tüm ekonomistlerin bile anlayamayacağı kar faiz oranıdır.Bu olguyu sadece metafizik ekonomi algılar ve bilir.
Tarihte iktidara gelen tüm parti hükümetleri kurmaylarıyla yada milletvekilleriyle kurmuş oldukları bakanlıkların ekonomi tabanlı üniversiterden mezun şahsiyetlere bırakılması çok büyük zararlar getirmiştir,geçmiş tarih incelendiğinde arjantin,bolivya,italya ve meksika da bakanlarının çocuğunun ekonomist kökenli olması ülkedeki halkın büyük çoğunluğunu yoksullaştırmış,sermayesi desteklenen özel şirket sahiplerini ise astronomik zenginleştirmiştir.
Bir ülkede istikrarın yürütülmesi sadece bir parti üzerinden gerçekleşmez.Çok partili sistem ile demokrasi bütünselleşir,fakat seçimlerde başarısız olan bir partinin başkanı hemen istifa etmeli yada geri de kalmasını bilmelidir.Çünkü sadece bir parti üstüste seçimleri kazanabiliyorsa o partinin başında olan liderden daha güçlü liderler çıkmalıdır ki! Siyaset gelişebilsin yada siyaset monoton ve rutin kalarak zevk vermez.Ülkede onlarca lider konumda olan insanlar çıkmak zorundadır.Siyaset rekabet arenası her zaman halk yararınadır.Meydan sadece bir parti yönetim tekeline kalırsa,halkın istek ve arzuları yarıda kalarak,halk uyutulma politikasıyla karşı karşıya kalır.
Bir insanın başına ne gelmişse ya yoksulluktan ya da sahipsizlikten gelir.İnsan onuruna gelecek her zarar,hümanist felsefenin demokratik inkarıdır.
METAFİZİK UZMANI GÖKHAN HANİ.

hjhjj.gif

KIBRIS AŞKI:Küçük adaların neşesi,akdenizin şirin ve ve mahsun bahçesi,beş parmağımın dağlardaki izi,asaletimin güneşi,minik yavrumun mağrur sesi...Kıbrıs...


Otantik sevdamsın,egzotik edamsın,romantik aşkımsın,sen benim,sen benim anamsın,babamsın,yarimsin...


Elimi mevlama açtım kar yağdı,ayağımı toprağına bastım gül açtı,ben bir soluk aldım can canana kavuştu....


Girnem kim bozdu seni,mağusam kim vurdu seni,lefkoşam kim boğdu seni,lefkemi kim lekeledi,güzelyurduma kim çirkin dedi...


On sekiz bin alemden sana seslendim!Yüreğini aç dedim,bağrına bas beni dedim.Allah aşkına sana seni çok seviyorum dedim.Anlamadın beni kıbrıs anlayamadın...


Bizi kim kıskandı,bize kim nazar etti de ayırdı.maralımı kim vurdu da yaraladı...


DEVAM EDECEK

hghjg.jpg

nbvbvbv.jpg

İSTANBUL KUSACAK....
İstanbul; Büyük şehirlerin babası, Tarihin yorgun savaşçısı, Peygamberimin sahih hadisi,Gizli müslüman Nostradamusun keskin kehaneti; Çağın en yakışıklısı, Mekanın en iltişamlısı.Ne oldu sana istanbul Hani taşın-toprağın altın idi! Şimdi ne olmuş sana ey istanbul; Saçların ağarmış,Ayakların ağırmış,Ellerin titremiş,Miden şişmiş gördüm seni istanbul.
7 büyük evrenin 18 bin aleminde, Seçilmiş varlıkların Alim metafiziğinde,Şehirler aleminin Mekke babam,Medine anam şefkatinde, Seni sevdim istanbul Dünya aleminde.Hızır'ın zaman tünelinde,zaman-mekan boyutunun olmadığı bir sehir'de,Sur'a üflenecek evrensel çekim kuvvetini,Dünya alemine bağlayan yer'de,Karadelik takyon asansöründe, Melek ve ruhların görülmez gizliliğinde sana geldim istanbul.
Gözlerin doluydu,vücudun ağır;Ellerin titriyordu,Ayakların nasır.Ruhun bunalmıştı,Geçmişin kahır.Ne oldu sana istanbul yüreğin ağır.
Zamanın gayb'ta biliniyorsun,maşallah-inşallah anahtarlarıyla bekletiliyorsun.Korkma dedim inliyorsun.Ne oldu sana istanbul sallanıyorsun.
İçim dolu israfil kusacam dedin,azrail ile buluşacam dedin,mikaille bozuşacam dedin.Cebraille konuşacam dedin.
Bir kış gecesi patlayacam dedin,dolu dolu kusacam dedin.Zamanını ver bileyim dedim.Bilemem dedin gayb dedin,ama yakınım dedin.
METAFİZİK UZMANI GÖKHAN HANİ.

ASALET

nbvv.jpg

gghh.jpg

ASALET:Asaletin sözcük anlamı ruhun taşıdığı en yüksek kudrettir.Asaletin birbirinden farklı ama öz itibariyle aynı manada olan tanımları da mevcuttur. Asalet doğuştan gelen,ruhun nurlarla donatılmış hali. Allah'ın kuluna verdiği en büyük nimet.Asalet ruhun zikredilmesi .Asalet ruhun dünyadaki üstün sıfatı.Asalet alemlerin yaratılış gayesi.Asalet ruhun ilahi kudreti.Asalet nurların en güzeli.Asalet yedi gök ve yerin yenilenen devinimsel hücresi. Asalet özünü yitirmeden kendini bütün erdem ve yüceliğiyle taşıyabilmesi.Asalet kısaca Yaratanın kuluna verdiği en büyük hikmet ve cesaretidir.
Asalet yaratılışta insan ruhuna verilmek için kılınmıştır.Asalet Allah'ın seçkin kullarına nasip ettiği rahmani hisler bütünlüğü olarak bilinmelidir.Asil insan kendini tanıyarak ruhunu taşır.Her insanda asillik olamayacağı gibi sonradanda kazanılan bir erdem de değildir.Asil insanın yürüyüşü,gülüşü,oturuşu,kalkışı,konuşması ve en önemlisi bakışı kendini gösterir.Her insan asil insanı tanıyamaz,asil insanı tanıyan sadece asil olan ruhlardır.Asil olamayan ruh,asil olan ruh yanında kendini belli eder.Asil ruhlar merhamet ve adalet sahibidir.Asla asil ruh ile asil olmayan ruhlar birleşemezler.Aralarında yakınlaşmalar olsa bile aralarında zamanla birbirlerindeki o farkı anlayarak ayrılmaya mahkumdurlar.Asil insanlar dünyadan zevk alamazlar bu dünyanın sadece zevk ve eğlence için yaratılmadığını anlamışlardır, acı çekmesini çok iyi bilirler,esasen dünyadan memnun olan asil ruh yoktur.Çünkü bu dünyanın asil ruhlarını sarmadığını bilirler.Asillik asla maddi zenginliklerle değildir.Asil olmayan ruhlar maddiyatlarıyla her şeyi elde edeceğini sanan bu dünyada güçlü ama diğer sonsuz hayatta akibetini sadece hüküm verecek olan Allah'ın bildiği ruhlardır. Toplum da asil olmayı maddi zenginlikle değerlendiren kişiler,hayatta hem kendilerini hem de sahip oldukları değerleri yitireceklerdir.Evliliklerde daha çok görülen bu tür vakalar sosyo-kültürel,sosyo-ekonomik yapılar içerisin de daha çok görülmektedir.Sosyal roller dışında,takınılan asil ruh maskeleri daha sonradan kendini gösterecektir.Yanlış evliliklerin çoğu insanların birbirlerini tam olarak anlamadıkları ve çözemediklerinden kaynaklanır.Bu sorunun kaynağı asil olanla asil olmayan kişilerin birbirlerini iyi tanımadan ilişkilerini resmiyetle sonuçlandırmalarından kaynaklanmaktadır.Sosyoloji,psikoloji gibi sosyal bilimlerin kuruluğu ve kalıplarını aşamamaları bu yüzdendir.Bilim ile uğraşan yüz binlerce insan vardır.Kimi uzman,kimi dekan, kimi doçent, kimi ise prof olarak nitelenen insanlar eğitim almanın yeterli olacağına kanaat getirmeleri o toplumu felakete sürükleyecektir.Asil olmayan insanların,toplum içerisinde yapmacık sınavlarla statü elde ederek, insanlar arasında saygınlık kazanmaları o toplumun zararınadır.Asalet sahibi olmayan insan isterse toplumun en üstün mesleğine erişse bile o insandan fayda gelmez.Saygınlık asla kişilerin tek başına statüleriyle olmamalıdır.Saygınlık mesleğiyle asilliği bir arada yürütenlerin olacaktır.Bu dünya adil değildir,deyimi bu konuda söylenmiş en güzel sözlerdendir.Bu dünyanın adil olmamasının sebebi asil ruhlarla,asil olmayan ruhların savaşından galip gelen asil olmayan ruhların kazanmasındandır.Asil olmayan ruhlar,içinde bulundukları toplumun değerleri olan sosyal,siyasal, kültürel ekonomik ve hukuksal yapıları ele geçirmiş olmalarındandır.Bir toplumda haysiyet,şeref,onur,ahlak ve eşitlik gibi sosyal değerler kalmamışsa o toplum bozulmuştur demektir.
Soysal değerleri bozulmuş toplumda ipi sapı belli olmayan kendini taşıyamayan kişiler belirerek toplumda saygınlık kazandıran mesleklerde yer almaya çalışırlar.Politikacı,sanatçı,sporcu ve bilim adamı statüleriyle asil olmayan ruhlarına yapmacık değer kazandırmak isterler.Bu bütün ülkelerde görülmektedir.Konuşmasını bilmeyen, insanların problemlerinden anlamayan politikacı;Eline bir mikrofon alarak birkaç sözcüğü birleştirerek orasını burasını açan veya taklitçi zihniyetle karga sesleriyle şarkı söyleyerek ruhlara hitap ederek bir anda sanatçı olarak nitelenen şarkıcı vb.Birilerinin yardımıyla bir büyük takıma gelen,ahlak yapısıyla model oluşturmayan sporcular.Bilimin babalarının tapulu malı olarak gören bilim çığırtkanlığı yaparak bilimi içinde bulundukları üniversitelerin tekeline alan taklitçi ve üretmekten yoksun kişiler bilim adamı statüleriyle saygınlık kazanmaları o toplumun ilerlemesini önleyecektir.
Asil olmayan insanlar içerisinde kalan asil insan, devamlı yeni şeyler üretmeye çalışandır.Kimsenin onu kötü yönde etkilemesine izin vermez.Toplumdaki yosma ve ahlaksız kişilerle muhatap olmaz.Kendini ifade etmesini ve hakkını aramasını da bilir.Kişilik yapısıyla devamlı topluma örnek bir model olarak yaşayışını sürdürür.Toplumunu ve tarihi değerlerini koruyandır.Sezgilerini,akılla birleştirerek hareket etmesini sever.Özgüvenini kaybetmeyen,devamlı kendini yenileyen.Değersiz insanlara gereğinden fazla değer vermeyen.Kimsenin kölesi veya etkisi altında kalmayan aile yapısına önem veren,içinde bulunduğu toplumun genel ahlak kurallarına saygılı.Kişiliğini kazanarak,değer anlayışı geliştirerek prensip sahibi olan kişilik oluşturan kişi asil insandır.Asil insan asla yardakçı,işbirlikçi,ihanetçi ve zulüm kar değildir.Asil ruh kendi kendine yetendir.
Asalet sahibi insanlar kendi özünü kaybetmeyen,kişilik anlayışlarıyla değer,erdem ve hikmet sahibi insanlardır.Düşünen zihinleriyle her zaman bulundukları toplumun karanlık dünyalarını aydınlatabilen.Eğitimli,adil,eşitlikçi,ilerici yapılarıyla her zaman toplumda yer edinebilen kişilerdir.Her zaman orijinal olmayı isteyen bunu yaşam tarzlarıyla gösteren.Kimsenin etkisinde kalmadan düşüncelerini ifade edebilen.Soysal değerlere bağlı,olgun yapısıyla insanlara rehber olabilecek kapasiteye ulaşmış erdemliktedirler.
METAFİZİK UZMANI GÖKHAN HANİ

cayf8hmr.jpg

chvgbgrfb.jpg

YALNIZLIK DİYALEKTİĞİ:Kişinin içinde yaşadığı dünyanın yabancılaşmış olduğunu bilmesi demek olan yalnızlık, tüm insanlara özgü bir duygu değildir.Bütün insanlar yaşamlarının en az bir döneminde kendilerini yapayalnız kalmış kişi gibi duyumsarlar.Ve de gerçekten yalnızdırlar.Yaşamak, gizemli bir gelecekte varacağımız yere gitmek için geçmişte bulunduğumuz yerden yola koyulmak demektir.Yalnızlık, insan duygusunun en derinden gerçeğidir.Yalnız olduğunu bilen ve bir başkasını arayan tek varlık insandır. Doğası gereği,insan kendi varlığını bir başkasında gerçekleştirme özlemi içinde ve doğaya hayır diyerek yaşar kendi kendini tamamlayan insanın doğasından söz etmemiz doğruysa eğer. İnsan özlemdir,kavuşmak için aranıştır.Bu yüzden,kendi varlığını tanır tanımaz kişi,bir eş yada arkadaştan yoksun olduğunu anlar, yalnızlığının bilincine varır.Yalnızlığın iki anlamı vardır.Birinci anlamda yalnızlık kendini bilmektir, öteki anlamdaysa,kendinden (yalnızlığından) kaçıp kurtulma isteğidir.Yaşamın temel koşulu olan yalnızlık,kaygıdan ve kararsızlıktan kurtulacak bir sınav ve arınmadır.Bu yüzden yalnızlık labirentinin çıkış kapısında,mutluluğa,tüm dünya ile yeniden birlik durumuna erişmektir.
Toplum içerisinde insanları birbirine bağlayan değerlerden kültürün değişik boyutlar içerisinde algılanmaya başlanması ve bireyselleşmenin hızla devinim gösterdiği çağımızda.Yalnızlık kendini göstermektedir.Yalnız insan çevresindeki eş,dost ve akraba bağlarından gün geçtikçe uzaklaşmakta ve insanları bir arada tutan değerlerden alı koymaktadır.Yalnızlığın bu derece ilerleme göstermesi,,kişiyi hayattan soğutan faktörlerin başında gelmektedir.Günü birlik beraberlikler,menfaatçi arkadaş ilişkilerini de eklersek insanların yalnızlığa nasıl boyun eğdiği görülmektedir.En güçlü insan en yalnız olan insandır mantığı her yerde hüküm sürmeyeceğinden Yalnızlığın ne kadar sıkıntı veren bir hastalık olduğu karşımıza çıkar.Aşk ve sevgi gibi insanları bir araya getiren duygu iksirinin,yine insanlar tarafından parçalanmaya çalışılması özgüvensizlik kalıbını bilinçte bastırılmayacak derecede açığa çıkmasına neden olmaktadır.Özgüvensizlik içindeki kişilik ,kendinden başkasına da güven veremeyeceğinden,yalnızlığı yaşamak insanın kaderselliğini oluşturacaktır.Kıskançlık,çekememe ve anlaşamama gibi olumsuz düşüncelerin hissedilmesindense yalnız kalmak daha iyidir anlayışına sahip insan sayısı azımsanmayacak kadar çoktur.En büyük yalnızlık,çevresi kalabalık olduğu halde,yalnızlık hisseden bilinçtir.Bazı evlilikler bu kategorinin içerisindedir.Eşinden haz alamayan,sohbet edemeyen ve devamlı çatışma duyan eş,kendisinin değersiz olduğunu hissettiği an,başka arayışlarda kendi yalnızlığını kapatmaya çalışır.İlgi ve alaka yalnızlığın panzehiridir.
Metropol şehirlerindeki kozmopolit yaşantı insanları birbirini duyum sanmayacak kadar yalnızlığa iter.İnsanlar bir arada olmak ister ama iletişim anlamında ise bunu gerçekleştiremez..Kalabalık kitleleri bir araya getiren eğlence yerleri veya dinlenme-sohbet mekanları sadece görsel anlamda insanların yalnızlığını giderici etkileşime neden olur.Örgüt işleyişi,sendikal oluşumlar,dernekler ve çeşitli toplantılar insanları bir araya getirici mekan ve zamanı oluştursa da gerçek beraberlik ilişkilerinden uzaktır.Düğünler,bayramlar,törenler,festivaller,turnuvalar,merasimler,özel partiler,kokteyller vb gibi insanlarca doldurulan kalabalıklar yinede insanın yalnızlığını giderici etkide bulunmayacak kadar zayıftır.
İnsan sevdiğiyle beraberdir anlayışı ne kadar gerçektir.İnsan hiçbir zaman gerçekten sevdiği insanla beraber değildir.Sadece kolay elde ettiği insanla beraber olmak zorundadır.Çünkü sevgi karşılıklı olduğunda insan sevdiğiyle beraberdir sözü gerçek olabilir.Yada en güzel sevgi en zor kazanılandır.Kolay sevgiler basit ve o kadar da değersizleşir.Uğruna her şeyimi feda etmeyeceğim sevgiyi ne yapayım demiştir bir ozanımız.İnsanlar yanlış yerlerde,yalnız kişilerle ve yanlış dostluklarda ilişki kurduğunu METAFİZİK UZMANLIĞI olarak görüyor ve gözlemliyoruz.Birbirine hiç uymayan insanlar bir araya gelip sırf yalnızlığımı gidereyim mantığıyla hareket ediyor.Ama sonu acı ve hüsranla son buluyor.Son bulmayanlar ise acı bir ızdırapla beraberliğini zevksiz sürdürüyor.Malesef çağımızda şanslı olan bayanlar,kendileriyle beraber olmak isteyen insanları seçmeye çalışırken,maddi yapılarına bakarak hareket ediyor.Ünlü platonun sözü bunu en güzel derecede ifade eder."KADINA KUL OLAN (KILIBIKLARA) YAZIKLAR OLSUN".Bu söz günümüzün koşullarına uyarlanırsa gerçekten kadın için şarkılar yazılıyor,şarkı sözlerinde taparım sana,Allah gibi taptım,beni bir Allah birde sen öldürürsün sözleriyle kadını tapacak bir sembol haline yetiren insanların vay haline.Bir gün hastalarımdan birinin bana söylediği sözü asla unutmadığım için burada ifade etmek istiyorum."BEN ALDATMAYACAĞIM ADAMI ARIYORUM" bu söz gerçekten düşündürücüdür.Mevlana celalettin rumi nin bir sözü de farklı bir temayı ele veriyor."AĞLAMAK KADININ SİLAHIDIR" mantık sözü gerçekten kadınlar tarafından çok iyi kullanılıyor.Zeki kadınların çoğu zeki erkeklerin bulunduğu ortama ya gelmezler yada onlardan uzaklaşırlar.Bu sözleri devamlı duymam gerçekten ilginçtir.Zeki bayan,zeki erkeğin bulunduğu ortamda rahat davranamayacağını hissel olarak bilmektedir.Kadınlar doğuştan silahlarla donatılması yaratılışındandır.Erkeklerin biyolojik ihtiyacı(cinsellik)dolayısıyla kadınların örümcek ağı tuzaklarına çok düştüğü görülmüştür.Bazı kurnaz ve zeki kadınlar aldatacakları erkekleri çok iyi bilir.Erkeklerin aldatma şekli kadınlar gibi zeki ve kurnazca değildir.Erkek her zaman kendini ele verecek bir iz taşır.Aldatma sadece cinsel ilişkiyle değildir.Gözle aldatma,fiziki aldatmanın başlangıdır.
Bazı kurnaz ve zeki geçinen bayanlar,geçmişte onunla bununla oyalandıktan sonra çevre,yaş ve ailesinin baskısından kurtulmak için bir zavallı erkekle evlenerek kendisinin geçmiş günahlarını ve kirliliğini aforoz ettirmiştir.METAFİZİK UZAMANI olarak ruh çözümleme sanatıyla bunları sansualizmle ve entiüsyonizmle çok iyi çözebiliyoruz.Yalnızlık diyalektiğinde bu tür konuları işlememizin sebebinin anlaşılacağını umuyoruz.ÇEVRENİZDE ALDATILDIĞINIZI DÜŞÜNDÜĞÜNÜZ KİŞİLERİN RESİMLERİNİ EMAİL-ADRESİNE YOLLAYARAK ÖĞRENEBİLİRSİNİZ.
METAFİZİK UZMANI GÖKHAN HANİ.

cagxrchw.jpg

İNTİHAR:Bilinçaltında yatan kaygı,baskı,yokluk ve kayıp gibi duyguların bilinç üstüne çıkarak zihne çözümsüzlük ve gelecek kaygısı oluşturan düşünce eylemine intihar denir.İntihar bir bilinçaltı olayıdır.Bilinçaltında yatan bastırılmış duyguların açığa çıkarak,insan zihni üzerinde negatif saplantılar oluşturmasıyla meydana gelen bunalım modül komplekslerinin dominantıdır.Olumsuz duyguların ve negatif etkenlerin bir arada bilinçaltına baskı yaptığı duygu birikimlerinin çözümsüzlük aşamasıdır.
İntiharın başlangıç evresi her ne kadar toplumbilim bazında inceleme altına alınsa bile,asıl intihar problematiğinin eylem süreci analitik bilinçaltı psikolojisinin deterministik aksiyonlarının başkaldırmasıdır.
Uluslararası intihar araştırma enstitülülerinin ortaya çıkardığı sonuçlar itibariyle; her 24 saatte bir kişinin intihar düşüncesini aklına getirdiğini ver her 48 saatte dünyanın ayrı ayrı yerlerindeki kişilerin intihara teşebbüs ettiği sonuçlarının resmi kayıtlara işlendiğidir.Türkiye de ise daha çok kapalı toplum yapısı kültür de kalan, şehirlerde intihar olayları daha sık gözlenmektedir.Batman,Mardin,Urfa,Van,Bitlis ve Diyarbakır illerindeki intihar vakaları diğer illere oranla daha yüksektir.Ayrıca metropol şehirlerinden İstanbul,Ankara ve İzmir vb gibi illerde de yaşanan intihar vakaları da azımsanmayacak kadar çoktur.
İntihar olaylarının deterministik krimolojisi yapıldığında ekonomik,sosyal ,siyasal ve kültürel yapıların da intihar olaylarını körüklediği ortaya çıkmıştır.Son yıllarda liberal ekonomi sisteminin getirdiği bireysel gelişim süreçlerinin intihar vakalarını artırdığı bilinmektedir.İflas eden ve ipoteğe uğrayan şirketlerin başındaki yönetici konumundaki kişilerin intihara eğilim gösterdikleri ve bilinçaltı psikolojilerinin bozulduğudur.
Kültürel yapıların baskın olduğu yerleşim yerlerindeki namus kavramının intihar olayı üzerindeki etkisi her gün gazete köşelerinde yer almaktadır.Evlenmeden bekaretini kaybeden genç kızlar ve sevdiğine kavuşamayan insanların intiharları göze almaktadır.Birbirini seven tüm insanları birbirinden ayırmak metafizik aksiyonda bedeli ödenmeyecek kadar ağırdır.Birde genç kızların duygularını yıkarak onları sahipsiz ve tek başlarına bırakan genç delikanlılara diyeceğim Rabbim neyle karşıma gelirsen gel ama kul hakkıyla karşıma gelme ilahi sözünü hatırlatmak isterim.Helal süt emmemiş kızlara da şunu demem gerekiyor,genç delikanlı erkeklere kendinizi aşık ettirdikten sonra kaçmayın,yada onun vebalini üstünüze yüklenmiş olursunuz.Sevenler kim olursa olsun ister zengin ister fakir,ister genç ister yaşlı,ister işsiz ister aylak ne olursa olsun sevenleri ayırmayın.Birbirine kavuşamayan veya sevdiğiyle olamama kaygılarıyla intiharı teşebbüs haline getiren insan sayısı azınsanmayacak kadar çoktur.Birde işsizlik ve evliliklerde ki sorunlar insanları bu yaşamdan soğutmakta ve yaşanmaz kılmaktadır.İnsanlara her aşamada yardımcı olmak inançlı ve merhametli insanların görevidir.
Yaratılışta beden ve ruh YARATAN tarafından insana emanet olarak verilmiştir.Bu canı YARATANDAN başka kimsenin almaya hakkı yoktur.Ayeti kelimede "ölüm anı geldiğinde ne bir an geri nede bir an ileri"ilahi sözünün manası çok geniştir.İnsanın ölüm zamanı YARATANIN gaybındadır.Hiç bir varlık bunu bilemez ve bilmemelidir.Yaratılışta tüm bilgiler levhi mafruz denilen YARATANIN hafızasında yer alır.Metafizik disiplinde spiritüalist çalışmalarda da incelendiğinde İntihar eden kişi hemen Berzah alemine çıkarılmaz.Berzah;kıyamet kopana dek ölülerin bekletildiği yerdir.İntihar eden ruh bedeniyle birlikte mezarda bekletilir.Taki o intihar eden kişinin KADER ANI TECELLİ EDENE DEK.Sonra o ruh mezardan alınarak berzah alemine kaldırılır.Ölen bütün insanların ruhu berzah alemine göçer.20 yaşında intihar eden(kendi canını kendi alan)genç bir insan külli kader de 70 yaşında öleceği hükmedilmişse o insanın ruhu bedeniyle birlikte kabir de bekletilir.Taki kaderde yazılı kader anı gelene dek.Metafizik uzmanlığı olarak YARATANIN emaneten verdiği canı biz insanların kendi irademizle almaya hakkımız yoktur.Kimse ne olursa olsun intiharı aklından geçirmesin unutulmasın ki?Yaratan bir kapı kapatır,bin kapı açar.Yaratandan asla UMUT kesilmez.Yaratan elbet YARATTIĞINI bilmekte ve görmektedir.İnsan yalnız değildir.
Çevrenizde veya herhangi bir yerde intihar edecek veya intihar etmeye teşebbüs eden kişilerle karşılaşırsanız ÖNCE ONA EMAPATİK YAKLAŞIN sonra SEMPATİK olun ve İNANÇSAL telkinlerle Ruhuna etkide bulunun ama asla yılmayın Onun içinde bulunduğu karamsarlık ve kendiyle hesaplaşan dert tomurcaklarını dağıtacağınızı hissettiğiniz an Refleks durumuzu iki duruma göre odaklayın.Birincisi onun İntihardan vazgeçti anlayışının geçtiği anlayışına kapılmayın,ikincisi ise kararlı intihar düşüncesinde ise onunla devamlı pozitif olun.Ne derse kabul edin veya öyle hissettirin.Ona vereceğiniz herhangi bir UMUT kıvılcımı onu intihardan vazgeçirebilir.Bir can kurtarmışsanız,bunu bilin ki onun gibi yüzlerce canı kurtarmış olacaksınız.
Metafizik Uzmanı Gökhan Hani.

hghj.jpg

fhjh_.jpg

Mutsuzluğun kaynağı:
Mutlu olmayı her insan ister.Mutluluk soruları sorulduğunda insana, bazen mutluyum der, bazen de mutsuzum der.O zaman mutluluk veya mutsuzluk nedir?Acaba!...Para mı? Şan-şöhret mi? Sevgi mi? Aşk mı? Dostluk mu? Güzellik mi? Mal-mülk mü? Başarı mı? Kariyer mi? Sağlık mı? Huzur mu? Güven mi? Rahatlık mı? Vuslat mı? Uzlet mi? Çocuk mu? Müzik mi? İnanç mı? Cennet mi? Ölümsüzlük mü?Şükür mü?Ya da Ölmek mi? Hangisi veya hangileri mutluluğu tanımlar.Hepsi değil mi?Belkide bir kaçı? Hayır sadece biri? Yok yok bir kaç tanesi? Yok ya yarısı? Tamam kabul ediyorum hepsi? Ne yalan diyeyim bir kaçı olmasa da olur? Herkesin cevabı aynı değil mi? Halbuki yaşamımızın şimdisine realist gözlüklerle bakarsak, mutluluğun sadece elimizde olan imkanlarla, yaşamamız gerektiğini de anlarız.Mutluluk hiçbir zaman ütopik kurgularla elde edilemez.Mutluluk gerçek yaşamda var olanla yetinmekte olsa, yine de insanın doyumsuz ihtiyaçları mutluluğu evrensel boyutta yakalamasını engellemez.Mutlu olma yolları çeşitlidir.Kimi bir parça ekmekten,kimi sadece bir gülden kimi ise sadece bir güzel gülümsemeden mutlu olabilir.Bizim dile getirmek istediğimiz bu küçük mutluluk anlayışları değildir.Metafizik aksiyonunun sorgulamak istediği evrensel mutluluk diyalektiğidir.Mutluluk diyalektiğindeki devinimsel süreç insanlara nasıl ulaşarak yaşanmalıdır sorusudur.Mutluluğun bireysel anlayıştan ziyade,bütünsel yaklaşımlarını ele alarak mutluluğun kaynağını bulmak gerekir.Evrensel mutluluk yolu doğa ve insan temellidir.Doğadaki tüm varlıkları sevmek ve değer vermekle mutluluk elde edilebilir.Hümanist kaynaklı insan sevgisiyle işe başlanırsa asalet ve zerafet mutlulukta yakalanabilir.İnsan ancak anlaşabildiği kadar doğaya bağlanır ve doğaya aşık olur.Doğanın saf ve temiz yapısı ekolojik sistemlerin işlevsel süreçlerinde yerini alır.Mutluluk hiçbir etki ve zorlama yokken,kendi kaderini kendi tayin etmesi prensibiyle başlar, özgürlüklerde.Otantik,egzotik ve romantik güzelliklerde insan kendini bulur doğayla iç içe.Mutsuzluk doğanın bir kanunuysa,mutlulukta evrensel diyalektiğinde kendini tanımlamak için vardır ve var olmalıdır.Her insanın temel ihtiyacıdır mutlu olma inancı.Mutlu yaşamak için sadece sevmek yetmez sevginin yanında inanmakta gerekir.Mutluluğun evrensel kazanımı sevgiyle pekişerek yerini alır.Gerçek sevgi ve inancın açmayacağı tek bir kapı yoktur.Taş veya sert kayayı bile severseniz,elinizi o sert cisimlere sürttüğünüzde, size yumuşadığını görecek ve insan da taş kalpli yüreklerin bile size, sevgiyle yumuşayıp MUTLU olabileceklerini hissedeceksiniz.Mutluluk sevgiyle gelişerek temellenirse,ilgi ve sedakat duygusunun da artıp haz veren algılar olduğunu duyumsarsınız.Bu evrensel sevgi erdemindeki estetik değerler, kalp gözününde açılmasını sağlayacaktır.Bir insanın kalp gözü açıldığında o insan evrensel mutluluk diyalektiğini yakalamış demek olacağından.Mutsuzluklar artık son bulacaktır evrensel diyalektiğinizde.
Metafizik Uzmanı Gökhan Hani.

hdgh.jpg

cnzxd.jpg

AYRILIK:
Bir ayrılık vaktiydi; Her yer zifiri karanlık, rüzgar hafiften, teni okşarcasına esiyordu.Bir an zaman durdu.....Dünya durdu....Geceler sustu.
Yürüyen ayaklar ses ve iz vermiyordu.Eller hissedilmiyor, gözler göremiyordu.
Bir ayrılık vaktiydi; Sevenler ve Aşıklar mağrur mağrur ağlıyordu.Birden yer depreşerek titredi, Gök matem yıldızının mehtabına süslendi.Denizler,dalga seslerine gizlendi.Ateşler yanıp,tutuştu.Ay ve güneş yanık seslerini artık izdivada, izdivada kanatırcasına, haykırırcasına söylendi.
Bir ayrılık vaktiydi; Seven,sevdiğine ihanet etti.Sanki bütün dünyalar üzerine yürüdü.Yürekte yaralar açıldı.Teslimiyeti aşk ve sevgiyi inkar ederek kabul etti.Mutsuzluk denilen yer de hep gizlendi.Yaşam sevinci denilen ümütler tükendi.Kimseleri artık bu yalancı dünyada gerçekten inanarak sevemedi.
Bir ayrılık vaktiydi;Hüzün matemleri yere çöktü.Ay tutuldu! Ses tutuldu! Kan tutuldu! Gök kangren oldu,soluk seslerine boğuldu.Göz kapakları yorgundu.Sis dağıldı,etrafını sardı.Hiçbirşeyde ama hiçbirşeyde bir anlam yoktu.
Bir ayrılık vaktiydi;Ayrılık şairine melekler ilham veriyordu.Şair hem yazıyor,hem ağlıyor, hem de yanıyordu.Islak öpüşler kayıyor,sıcak gülüşler unutuluyordu.Nefret ve kin birbiri ardı hüküm sürüyordu.Artık SENİ SEVİYORUM kelimesi bir anlam ifade etmiyordu.
Bir ayrılık vaktiydi;Seven, sevdiğini başkasının kollarında gördü.Keşke görmez olaydı.Keşke ölmüş olaydı.Keşke iki göz de yaş değil,kan olaydı.Keşke kıyamet kopaydı,ay ikiye yarılaydı.Yerle gök yerle bir olaydı.Keşke yaratan,yarattığını yaratmayaydı.Keşke cehennmem ateşi tutuşturulaydı.
Bir ayrılık vaktiydi;Seven sevgiye küstü!Kendine küstü!Dünyaya küstü!Mutluluğa küstü!İnsanlara küstü!Umuda küstü!Yaşama küstü!Dua'ya küstü!Meleklere küstü!Yaratana küstü!
Bir ayrılık vaktiydi;Seven bu dünyada muradına eremedi.Sevgi ve aşkı yüreğinden sildi.Dualar bitti,Günahlar kapandı.Sağ ve sol melekler utandıklarından kaçtı.Münker ve nekir onu sorgulamaktan korktu.Cennet kapıları o insanın ayağına kapandı.Bütün huriler o dünyada muradına eremediği insana benzetilerek o insana armağan edildi.
Bir ayrılık vaktiydi;Seven, sevdiğini bekledi o gelmedi,gelmeyecekti,gelemeyecekti,gelecek yürek yoktu,gelecek sevgi yoktu,o artık asla gelmedi....gelmedi....gelmedi... gelmedi...o gelmedi yıl kadar,ay olarak gelmediği kadar,gün olarak gelmediği kadar,saat,dakika,saniye,sanise bile gelmedi kadar bu dünyada ve öteki dünyada kul hakkı yediği için sevdiği tarafından LANET EDİLDİ...
BU DUYGUYU YAŞAYAN KİŞİ MUTLULUĞU YAŞAYAMADI AMA O LANET EDİLEN BİRGÜN GELMELİ...YADA ASLA VE ASLA NE BU DÜNYADA NEDE DİĞER DÜNYADA ONA MERHAMET SAHİBİ ONU AF ETMEYECEK.(DUYGU FELSEFESİ)DEVAM EDER BİRGÜN BU AŞK FELSEFESİ.
Metafizik Uzmanı Gökhan Hani.

gfmbjh.jpg

jguhg.jpg

TELEPATİYLE CİNSELLİK

Toplumun değer
yargılarıyla çok tartışılan ve biyolojik bir ihtiyaç olarak bilinen
Cinsellik konusuna metafiziksel açıdan inceleyen, Her yönüyle nazar
tahlili adlı kitabıyla tanınan metafizik uzmanı ve psikanalist
Gökhan Hani, Cinsellik için kişilerin fiziksel olarak aynı mekân ve
ortamda bulunmasına gerek yok açıklamasında bulundu.
İki farklı cinsin duyular aracılığıyla telepatik yoldan, cinsel
ilişkiye girebileceklerini belirterek; bilinçaltında bastırılmış
cinsel istemlerin duyular aracılığıyla telepatik süreçle, bilinç
üstüne çıkarak yoğunlaşma ve imajinasyon aşamalarından sonra
cinselliğin uzaktan uzağa gerçekleşebileceğini açıklamasında
bulundu.
Birbirlerini seven veya arzulayan iki farklı cinsin, zihinde aynı
düşünceye odaklanarak cinsel yoldan tatmin olabileceklerini ve bu
yolla da aldatmanın son bulacağını da ekledi.
Metafizik uzmanı ve psikanalist Gökhan Hani; Cinselliğin fiziksel
birleşmeden duyulan haz ve zevkten çok ruhsal birleşmeden duyulan
haz ve zevktir. De di.
Eşleri uzakta olan kişilerin veya birbirlerini arzuladıkları halde
cinsel ilişkiye giremeyen insanların, telepati eğitiminden sonra
cinsel ilişkide tatminsizlik yaşanmayacağını belirterek...
Rüya yoluyla da cinsel birleşme
biçimi üzerinde çalışmalarının son noktasına geldiğini belirterek
bilinçaltındaki cinsel obje olacak kişiyle rüya da bile karşılıklı
cinsel ilişki yaşanabileceğini
açıklamasında bulundu.

08.03.2007-DIŞ BASIN

TÜRKİYE İÇİN GSM:0535 939 01 23
AVRUPA İÇİN GSM:0543 765 75 90
TÜRKİYE İÇİN MSN:metafizikuzmani@hotmail.com
TÜRKİYE İÇİN MSN:metaterapi@hotmail.com
AVRUPA İÇİN MSN:avrupaterapi@hotmail.com

Bana ulaşmak için yukarıdaki e-mail adresini kullanın

metafizikuzmani.com sitesinde yayınlanan tüm yazıların telif hakkı yazar gökhan hani'ye aittir.Yazıları ve makaleleri yazardan izin almadan yayınlamak veya çoğaltmak yasal değildir.