|
FELÇ:
Sinirlerde veya kaslarda ortaya çıkan bir bozukluk dolayısıyla vücudun o parçasının hareket kabiliyetinin bozulması veya azalması. Halk arasında inme, nüzul gibi adlarla da anılan felç kelimesi hadiseyi anlatmak için yetersiz kalmaktadır. Çünkü felcin de bir takım çeşitleri mevcuttur. Hareket kabiliyetini veren sinir yolları iki ana sinir hücresi grubundan meydana gelir: Merkezi grup sinir hücreleri (nöronlar) ve çevresel sinir hücreleri ve yolları. İşte felci meydana getiren olayın hasara uğrattığı bölgeye göre merkezi ve çevresel felçler ayırt edilir ve görülür. İradi (istemli) hareketleri yaptıran sistemde ortaya çıkan bozuklukları iki ayrı bölgede ortaya çıkar: Üst motor sinir hücreleri grubu (üst motor nöron) bölgesi ve alt motor sinir hücreleri grubu (alt motor nöron) bölgesi. Normal işleyiş içinde beyinden çıkan veya refleks olarak meydana gelen uyarının bu iki sinir hücresi topluluğundan geçmesi gerekir. Merkezi felçler: Yukarı motor nöron bozuklukları veya beyin hasarına bağlı olarak ortaya çıkarlar. Beyin kabuğu ve ona komşu alt kısımda meydana gelen kanama, damar tıkanması, urlar, kafatası kırıkları gibi hallerde vücudun karşı tarafındaki bir uzuvda felç olur. Beyin sapı hasarında aynı taraftaki kafa sinirlerine ait felçler ve karşı vücut yarımında da yarı feçler hasıl olur. Omiriliğin yukarı motor nöron bölgelerinde meydana gelen hasarlarda (özellikle trafik kazaları ve harp yaralanmalarında) iki taraflı veya belden aşağı kısımda ortaya çıkan felçler olur. Bu felçler aynı zamanda his (duyu) bozukluklarıyla beraberdir.Merkezi felçler daha çok spastik (katı) denilen tiptedir. Katı tip felçler kas sertleşmesiyle beraberdir. Bu tip felçlerde kısa süreli kas gevşekliği ve uzun süreli kas sertleşmesi, tek çift veya dört uzuvda birden ortaya çıkan kuvvet azalması, çeşitli reflekslerin bozuklukları görülür. Çevresel felçler: Aşağı motor sinir hücreleri grubunda veya kaslara giden sinirlerde ortaya çıkan bozukluklar, bu tip felcin meydana gelmesinde sebeptir. Kas gevşekliği, felç, istek dışı hareketler, refleks kaybı ve kasların giderek zayıflaması halleri görülür. Felçler geniş bir alanda olmayıp, belli uzvu veya kas grubunu tutarlar.Çevresel felçler yumuşak tip felçlerdir. Genel felç: Tam manada bir felç olmayıp, frengi hastalığından ileri gelen bir beyin-beyin zarı iltihabı sonucudur.Zihni kabiliyetlerin kaybedilmesi, mizaç bozulması, kontrolsüz hareketler ve konuşma zorluğu ile kendini belli eder. Sinir sistemindeki bozukluklardan başka bazı kas hastalıkları da felç manzarası arz edebilirler. Bu gibi felçlerde sinirler tamamiyle sağlam olup, kaslarda görev bozukluğu vardır. Felçlerin ortaya çıkmasında birçok sebep sayılabilir.Yaralanmalar, beyin kanamaları, sinir sistemini besleyen damarların tıkanması, mikroorganizmaların yol açtığı bazı enfeksiyonlar (çocuk felci gibi), sinir sistemine ait urlar, bunlardan en önemlileridir. Felcin tedavisi, olayı ortaya çıkaran sebebe karşı yapılır. Fizik tedavi ve rehabilitasyon çalışmaları tedavide önemli yer tutarlar. Bazı felçler tamamen düzelip, o uzvun fonksiyonları geri dönebilir. Mesela, ufak bir beyin kanamasına bağlı olarak ortaya çıkan sınırlı bir felç, kanamanın çekilmesiyle düzelebilir.Omurilik kesilmesine bağlı felçler ise düzelmezler.
Metafizik Uzmanı ve Psikanalist-Yazar Gökhan Hani; felç hastalıkları üzerinde 5 yıl süren Alternatif (Tamamlayıcı) Tıp çalışmaları sonucunda 8 aşamalı Bioenerji-Bioterapi yöntemleri ve Şifalı bitkiler yardımı ile çalışmalarını tamamlamıştır. Sitede yer alan tüm yöntemler ve formüllerin orijinal yapısı Metafizik Uzmanı Gökhan Hani'ye ait olup; kopyalanması ve başka sitelerde yayınlanması yasal değildir. Sitede yer alan tüm şifalı bitkiler felçliler üzerinde etkili olup, kesinlikle gramajları ve kullanım şekilleri verilmemiştir. Felç hastalığı üzerinde etkili olan şifalı bitkiler bu tür hastalıklara maruz kalan kişiler üzerinde kesinlikle UZMAN görüşü ve onayı olmadan kullanılmamalıdır. Felç hastalığı için ayrı ayrı verilen şifalı bitkiler anatomisi bitkilerinin kullanım şekilleri ve gramajları sitede yayınlanmayacaktır.8 aşamalı Bioenerji-Bioterapi alternatif tıp yöntemleri ve şifalı bitkiler aracılığıyla felçliler üzerinde etkili olunduğu gözlenmiştir. Alternatif (Tamamlayıcı) Tıp teknikleri asla modern-klasik tıp yöntemlerinin önüne geçemez. Modern tıp yöntemleri felç hastalarına yanıt veremiyorsa ya da tamamlayıcı(alternatif) tıp yöntemleriyle desteklenmesi gerekiyorsa 8 aşamalı Bioenerji-Bioterapi ve şifalı bitkiler yöntemleri kullanılmalıdır. Metafizik uzmanlığı kişilerin yaşadığı bölgenin veya coğrafyada yetişen bitkilerle çeşitli hastalıkların üstesinden gelinebileceği görüşündedir. Bu sitede yayınlanan 8 aşamalı Bioenerji-Bioterapi ve şifalı bitkiler yöntem, teknik ve metodolojisini hiçbir Bioenerjist ya da herbalist tarafından kendi adına kullanamaz. Bu yöntemler ve formüller sadece Metafizik uzmanı ve psikanalist-yazar Gökhan Hani'nin 5 yıllık çalışması sonucu ortaya çıkıp ve bir formülün gramajı ve kullanım şekli sadece Metafizik Uzmanı Gökhan Hani ye aittir. Türkiye de ve çeşitli ülkelerde Bioenerji sadece 1 aşamalı kullanılabilmektedir. Alternatif tıp literatüründe Bioenerji 8 aşamalıdır. Biyoenerjinin 8 aşaması kullanılmadan kanser, felç ve diğer bilinmeyen (agnostik) önemli hastalıkların üzerinde enerji verilmesi yetersiz kalmaktadır. Reiki uygulamalarının Bioenerjiyle uzaktan yakından alakası yoktur. Reiki 3 aşamalı olarak Budist felsefesinde sadece yer alır. Bioenerji ise 8 aşamalı veri ve yaklaşımlarıyla Alternatif tıbbın temelini oluşturur. Bionerjinin, Reiki vb yöntemler gibi sembolik- din-felsefesiyle bir bağlantısı yoktur. Bioenerji; Evrensel enerjinin kozmik bağında insan vücudunun 7 ana çakra ve 2 ara çakra bölgesinin pranik ve auratik bağlantısıyla paralel spirütüal-lliastre ile birleşiktir.
FELÇLİLER İÇİN 8.AŞAMALI BİOENERJİ-BİOTERAPİ VE ŞİFALI BİTKİLER:
Felçliler için Şifalı bitkiler kullanılma formülü:
1.Kullanılış şekilleri
2.Nasıl Hazırlanması
3.Ne zaman alınmaları
4.Ne zamana kadar kullanılmaları
5.Şifalı bitkilerde kullanılacak Gramajları ve Ölçümleri
6.Kullanılma formülü Metafizik Uzmanı Gökhan Hani'ye aittir.
7.Şifalı bitkiler anatomisi ve 8.Aşamalı BİOENERJİ-BİOTERAPİ ile beraber kullanıldığında etkili olmaktadır.
1. ABONAZ AĞACI
2. AK ANBER OTU
3. AKIR-I KARHA OTU
4. BELADÜR AĞACI
5. BEYAZ ÇAM FISTIĞI
6. BİBER AĞACI
7. CEVİZ
8. ÇAVŞİR OTU
9. ÇAM FISTIĞI
10. DOKUZ TEPELİ KAR ÇİCEĞİ
11. GÜVERCİN
12. HARBAK(ÇÖPLEME)
13. HATMİ
14. HİNDİSTAN CEVİZİ AĞACI
15. KEDİ OTU
16. KEHRİBAR TAŞI
17. SU ZAMBAĞI
18. KÜÇÜK KUŞUTA
19. SİYAH NOHUT
20. DAMLA SAKIZI OTU
21. NANE YAĞI
22. DEFNE YAĞI
Metafizik Uzmanı Gökhan Hani.
GEREKLİ BİLGİ İÇİN METAFİZİK UZMANI GÖKHAN HANİ'YE DANIŞIN.
TÜRKİYE İÇİN GSM:0535 939 01 23
AVRUPA İÇİN GSM:0543 765 75 90
TÜRKİYE İÇİN MSN:metafizikuzmani@hotmail.com
TÜRKİYE İÇİN MSN:metaterapi@hotmail.com
AVRUPA İÇİN MSN:avrupaterapi@hotmail.com
TÜM HASTALIKLARA KARŞI GELİŞTİRİLEN ALTERNATİF TIP TEKNİKLERİYLE TÜM HASTALIKLARA ÇÖZÜM BULABİLİRSİNİZ.
TÜRKİYE İÇİN GSM:0535 939 01 23
AVRUPA İÇİN GSM:0543 765 75 90
TÜRKİYE İÇİN MSN:metafizikuzmani@hotmail.com
TÜRKİYE İÇİN MSN:metaterapi@hotmail.com
AVRUPA İÇİN MSN:avrupaterapi@hotmail.com
|
|
BİYOTERAPİ: Bugün kullanılan tıbbi tedavi yöntemlerinin yanısıra insanlar, birçok sebeplerden dolayı, (örneğin farmakolojinin aşırılığı), hastalıklarının tedavisi için halk tıbbından da yararlanma arayışlarına girmişlerdir. Bunların içinde özellikle elle tedavi (manual therapy) ve biyoenerji ile tedavi yöntemi, en doğal ve etkili olanıdır.
20. yüzyılın başında Sovyetler Birliğinde, V.İ. Behterev ve diğer bazı bilim adamları, insanın bir biyoenerji alanına sahip olduğunu farketmişler, bu konuda araştırmalar yaparak birçok kitap ve makaleler yazmışlardır. Başlangıçta başarıyla sürdürülen bütün bu çalışmalar, bir süre sonra "Marksizm-Leninizm'e uygun olmadığı için" yasaklanmış ve açılan fakülteler kapatılmıştır. Dolayısıyla uzun bir zaman biyoenerji ile ilgili hiçbir bilimsel araştırma yapılmamıştır. Hatta basında çıkan biyolojik alan ve bağlantılı olaylarla ilgili makaleler de alay konusu olmuştur.
Bugün ise, bilim adamları ve kamuoyu artık biyolojik alanın varlığını kabul etmektedir. Parapsikoloji ve biyoenerji konularıyla ilgili çalışmalar dünyanın her tarafında yapılmakta ve sonuçları insanların yararına sunulmaktadır. Çok eski doğu kültürlerinde halk doktorları, insan vücudunda "Çİ" adı verilen bir enerjinin varlığını keşfetmişlerdir. Bir yaşam enerjisi olan "Çİ" nin açıklanması zordur. Çjen-tsü terapisi uzmanlara göre "Çİ", tüm vücut enerjisinin, birleşik fonksiyonudur. Bu enerji alanında sinir merkezleriyle ilgili enerji dağıtım merkezleri de bulunur ki, bunlara "çakra" adı verilir. Bu çakralar bel kemiği boyunca sıralanmıştır. Bugün belkemiği boyunca yerleşik enerji merkezlerindeki (çakralardaki) enerji sirkülasyonunu engelleyen patolojik bozukluklar giderilebilmektedir.
Doğu ve batı parapsikoloji ekollerinde yer alan ve insandaki biyolojik alan ve onun düzeltilmesi konusunda yapılan çalışmalara gelince.
Günümüzde olağanüstü parapsikolojik olayları (elle tedavi dahil) açıklayabilen, sonuçlanmış tek bir bilimsel çalışma yoktur. Bugün dünyada yüzden fazla üniversite kürsüsünde bu olayın araştırması yapılmaktadır. Modern bilimde ana araştırma dalları şunlardır: Elektromanyetik, jeofizik ve psikofizik modelleri, elektronik ve rastlantısal süreçler ile ilgili düşünceler, değişim modelleri, kuantum mekaniği ve holistik modeller.
Öte yandan doğuya baktığımızda durum farklıdır. Eski yoga felsefesinde ve Çin tıbbında biyoenerjinin önemi büyüktür. M.Ö.1000 yıllarında makrokozmos (evren) ve mikrokozmosun (insan, organizma), ilke olarak, tek bir şemaya göre yaratıldığına ilişkin düşünceler vardır. Bu sistemin ana hatlarını 5 temel unsur oluşturmaktadır. Bu unsurlar ateş, su, toprak, ağaç ve metaldir. Bunlar olmadan yaşam mümkün olmaz. Makro ve mikrokozmosun aktif faaliyetleri sonucu iki güç ortaya çıkmaktadır. Bu güçlerden biri erkek güç "YANG" ve diğeri dişi güç "YİN" dir. Bu iki gücün birleşimi dev bir yaratıcılık etkisi (impuls) doğurmuş ve sonuçta dünyanın ve varlıkların temelini oluşturmuştur.Yapısal birlik, evrensel cevher "Çİ" aracıyla gerçekleşmektedir. "Çİ", bir enerji, "yaşam enerjisi" olarak izah edilebilir. Ve "Çİ" yi tek bir tanımla anlatmak mümkün değildir.
Hint terminolojisinde "Çİ" nin karşılığı, "PRANA" dır. Teozofi ve antropozofide ise sema veya "semavi cisim"dir. A.İ Kobzev "Çİ" yi şöyle tanımlıyor: "Çİ" genel, dinamik, ruhsal ve maddi cevherdir. Bu tanım "Çİ" nin enerjik özelliklerini ortaya koymakta ve doğudaki biyoenerji kavramının anlaşılmasında büyük rol oynamaktadır. "Çİ" nin bu enerjik özellikleri, tüm Çin tıbbının ana temelini oluşturmaktadır.
"Çİ" gücünün yanında eski Çinliler dünyanın yaratılmasıyla ilgili bir ilke daha ortaya çıkardılar. İkilik ilkesi. Bu, ikincil bir ilkedir ve dünyanın oluşumunun anlaşılmasında önemli bir rol oynamaktadır. Şematik olarak:
"Çİ" .................enerji-şekil
DAO
"YİN-YANG" ....... sema-toprak
Görüldüğü gibi, varlığın üst düzeylerinde ikilik yasası geçerlidir. "Enerji-şekil" varlıkların durumunu gösteriyor. "YİN-YANG" ise şekilsiz enerjik durumlardan ortaya çıkan global, yasal bağları temsil eder. "YİN-YANG" burada gerçek, doğal, harikulade olan olaylardır ve yaşamı bağlayıcı doğa yasalarına uygundur. Bu ikiliğin her parçası birbirine geçmekte, birbirini koşullandırmakta, ayrı olamamakta, böylece karşıtlar arasındaki birlik ve savaş oluşmaktadır. Teklik ve ikilik ilkelerine göre dünyanın oluşumunun tablosu da ortaya çıkıyor. İnsan da bu tabloda yerini almıştır. Yaşam enerjisi "Çİ" organizmada engelsiz dolaşır. Bu hareket çok düzenli ve dengelidir. "Çİ" nin hareketindeki değişiklikler ise hastalık belirtisidir. Demek ki "Çİ" organizmadaki tüm süreç ve fonksiyonların dış çevre ile birbirini etkilemesinin başlıca belirleyicisidir. İnsan vücudundaki yaşam enerjisi "Çİ" nin gerçek adı, "KKKÇİ" dir. Bu enerji nefes ve gıdanın bir toplamıdır. Bundan dolayı Hindistandaki yogiler ve Çinliler "Çİ" toplamak için, nefes egzersizlerine çok önem verirler. "Çİ" vücuttaki tüm süreçleri hızlandırabilir.Örneğin bağırsak tembelliğini "Çİ" enerjisini toplayarak düzeltebilirsiniz.
Bu arada birçok kitapta "meridyen" terimini de görebilirsiniz. Bizim için meridyen, "Çİ" enerjisinin vücuttaki geçiş yollarıdır. Bu, ana meridyende oluşan bir komünikasyon sistemidir. İnsan vücudundaki her ana meridyen 12 organdan biri tarafından yönetilmektedir. Bunlar akciğer, kalın bağırsak, mide, dalak, kalp, ince bağırsak, idrar torbası, böbrek, perikard, safra kesesi ve karaciğer meridyenleridir.
HOMEOPATİ:Alternatif Tıp, bilimsel tıbbın dışında canlıların sağlığa kavuşturulmaları için uygulanan bir çok metodun tümüne verilen isimdir. Buna aynı zamanda Yumuşak Tıp --Soft Medicine-- veya Paralel Tıp adı da verilir. Bugünkü verilere göre 145 çeşit uğraşı alanı vardır. Ancak bunlardan en çok uygulanan veya en iyi sonuçlar verenlerden bir kaçı;
Homeopati
Ayur-Veda
Reflekso - Terapi (Auriculo, Therapie - Do-In)
Aroma Terapi
FitoTerapi
Gemmo Terapi
Hidro Terapi
Flöra Terapi (Bach Therapy)
Akupunktur
Osteopati
Colour Terapi
Voll Tekniği
Mora - Terapi ... dir.
Homeopathie... Homeopathy ... Homeopati... Yunanca Homos = benzer, Pathos = acı, çekilen acı, azap kelimelerinin birleşmesinden meydana gelmiştir. 1800'lü yıllarda Dr. Samuel Hahnemann tarafından ortaya atılmış, tanımlanmış ve uygulanmıştır.
Genelde Tıp biliminin kısaca tanımlamasını yaparsak; Hipokrat'tan beri üç ana tema işlenmektedir. Bunlar;
Natura Medicatrix dediğimiz otonom - kendi başına biyolojik sistemler kanunu.
Allopathie - Zıtlıklar kanunu; bilinen tıp (katı tıp, ortodoks tıp) hastalığın zıttı olan maddeyi bünyeye vererek yapılan tedavi yöntemi.
Homeopathie - Benzerlikler kanunu, sistemi, yöntemidir.
Dolayısıyla homeopati "Similia Similibus Curentur" yani, sağlam ve sağlıklı insanda herhangi bir hastalık veya dengesizlik meydana getirerek, bir veya birkaç bulguları ortaya çıkartan doğal madde veya maddelerin, aynı bulguları taşıyan sağlıksız insana veya hayvana belli yöntemlerle sulandırılarak ve dinamize edilerek verilmesi sonucu canlının sağlığına kavuşturulması prensibine dayanır. Yani daha basit olarak, sağlam bir canlıda hastalığı meydana getiren doğal madde, aynı tip hastalığa sahip canlıda hastalığı ortadan kaldırır.
Homeopati hastalığı değil, hastayı tedavi eder. Çünkü hastanın genel sağlık dengesi yerine konduğunda vücut kendi kendisini çok daha rahat tamir ve tedavi edebilir. Vücut çok büyük bir fabrikadır diyebiliriz. Dolayısıyla bu sisteme dengeler yöntemi veya tahtıravalli de denebilir. Homeopati, cerrahi müdahale gerektirmeyen, geriye dönüşümü olan (geriye dönüş, yani iyileşme şansı kalmamış vak'alar hariç) vak'alarda tıbbın bütün dallarında kullanılır.
Homeopatinin uygulanması ise şöyledir;
2500 doğal maddenin, değişik yani farklı sulandırmalardaki solüsyonlarının, farklı saat ve / veya gün aralıklarında hastaya verilmesi şeklindedir. Homeopatinin en önemli öğesi olan teşhis -tanımlama- dan sonra solüsyonların hazırlanış şekli önemlidir. Maddeler ondalık veya yüzdelik birimler olarak sulandırılır. Ayrıca vak'aya göre, hazırlanan preparatların sonsuza kadar sulandırılma ve dinamize edilebilme olanağı vardır. Düşük dozlar fizik katmanlarda etkirken, yüksek dozlar psikolojik katmanlara etkirler.
Her tıp dalında olduğu gibi homeopatinin en önemli öğesi teşhis, yani problemi tanımlamadır. Homeopatik teşhis - tanımlama;
1. Kişinin yapısına - Constitution (carbonique, fluorique, phosforique)
2. Kişinin o anda bulunduğu durumuna ki, buna DİATHESE denir, (psore-uyuz tipli, Sycose - gonokoksik tip, lueuse - frengili tip, tuberculinique - verem tipli) olarak tanımlanır ve o andaki bulguların önemine göre tanı konur. Modern homeopatide daha doğru tanı için kan testleri yapılmaktadır. Bir grup homeopata göre en son bulgu, en önemli teşhis öğesidir. Teşhis sorgulaması oldukça uzun ve zaman alan bir çalışmadır. Kişinin yaşamı, iş hayatı, aile düzeni, alışkanlıkları (iyi ve kötü), sosyal ilişkileri, hatta gerekirse özel yaşamının ayrıntılarına kadar hasta sorgulanarak bulguların açığa çıkarılmasına çaba gösterilir. Çok kabaca örnek verilmesi gerekirse; kişinin avucunun sıcak kuru - sıcak nemli - soğuk kuru - soğuk nemli olması, bize hastanın o andaki durumu (diathese) hakkında bilgi ve bulgu verir. Böylece bu dört gruptan biri seçilerek durumla ilgili preparatlar kullanılır.
Ortodoks tıpta sıklıkla rastladığımız "tedaviye cevap alamadık" tanımlaması biz alternatif tıpçılar tarafından "BLOKAJ" var diye güncelleştirilir. Kişide oluşan bir enerji blokajı gerek homeopatik, gerekse alopatik ilaçların kullanılmalarına engel olur. Dolayısıyla böyle bir durum var ise önce bu blokajın ortadan kaldırılması gerekmektedir. Bu işlem OSTEOPATİK MANÜPLASYON, FACIA TERAPİ veya BİO - ENERJETİK + COLOUR TERAPİ uygulamaları ile kolaylıkla yapılabilmektedir. Muhakkak ki %100 bir başarıdan söz edemeyiz, çünki hastalığı ile beraber yaşamayı ve de ondan kurtulmamak için her türlü çabayı gösteren birçok kişi vardır. Böyle vak'alarda maalesef başarıdan söz etmek mümkün değildir. Bunun dışında %90-95'lere varan başarıdan rahatlıkla konuşabiliriz.
İstatistik bilgilere gelince; son yıllarda batıda tam anlamıyla istatistiksel çalışmalar yapılmaktadır. Aynı zamanda 13 Avrupa ülkesinde ciddi cemiyetler ve de eğitim kurumları vardır.
Tıp varken alternatif tıbbın yeniden alevlenmesini şöyle açıklayabiliriz;
1. Aktüel kullanılan ilaçlar sentetik ve kimyasal bazlı olup, hepsi olmasa bile büyük çoğunluğu toksik tesirli olduğu için.
2. Bu tür, yani allopatik ilaçların, alternatif tıp preparatlarına göre çok daha pahalı olması gibi...
SHİATSU
Bize göre oldukça yeni bir kavram olan Shiatsu Uzakdoğu'da asırlardır kullanılan bir iyileştirme yöntemidir. Japonca shi = "parmak" ve atsu = "basınç" kelimelerinden oluşan Shiatsu, parmak ve avuç içleri ile uygulanan bir masaj tekniğidir. Ki denilen hayat enerjisinin aktığı meridyenler (kanallar) üzerindeki belirli noktalara uygulanan basınç sayesinde vücudun çeşitli bölgelerinde bulunan gerginlikler ve kasılmalar giderilir. Önemli bir tedavi ve iyileştirme yöntemi olan Shiatsu, aynı zamanda sağlıklı kişilerin sağlıklarını korumasına da katkı sağlar. Bu yöntem, iğnesiz akupunktur ve "accupressure" olarak da bilinir.
Eski Çin kökenli olan Shiatsu'nun temeli, doğu felsefesi ve tıbbına dayanır. Buna göre beden ile dış dünya arasında uyumlu bir dengenin kurulması ve korunması amaçlanır. Bu dengenin bozulması, bir başka deyişle, hayat enerjisinin aktığı meridyenlerde düzensizliklerin veya tıkanmaların oluşması sonucu bedende çeşitli rahatsızlıklar veya hastalıklar nüksedebilir. Parmak ve avuç içleri ile meridiyenler üzerindeki belirli noktalara uygulanan basınç sonucu tıkanmalar açılır ve böylece düzenli bir enerji akışı ve kan dolaşımı sağlanır. Bağışıklık sisteminin güçlenmesine de katkı sağlayan Shiatsu ayrıca, hastalık sonucu belirli noktalarda oluşan aşırı hassasiyet nedeniyle bir teşhis yöntemi olarak da yaygın bir biçimde kullanılır.
Doğu felsefesi ve tıbbına göre doğadaki tüm canlılarda Yin (dişil enerji) ve Yang (eril enerji) uyumlu bir denge içindedirler. Shiatsu, vücutta bulunan Yin ve Yang enerjilerini harekete geçirerek düzenler, böylece bedende bir enerji dengesi oluşturur ve kişinin sağlığına (doğal haline) kavuşmasına yardımcı olur. Doğu tıbbına göre bedenin kendi içindeki dengesi ile bedenin dış dünyayla olan dengesinin bozulması sadece hastalıklara yol açmakla kalmayıp, kişinin çevresi ile olan sosyal ilişkilerini de olumsuz yönde etkiler. Bu tür dengesizlikler iç organlarda bozukluklara ve hastalıklara yol açabileceği gibi, kişinin huzursuz, mutsuz veya depresif olmasına da neden olabilir. Geleneksel tedavi yöntemleri (klasik tıp) semptomları ortadan kaldırmaya yönelikken, doğu tıbbında amaç bedendeki enerji bozukluklarını dengelemek ve böylece hastalık nedenlerini ortadan kaldırmaktır.
Shiatsu tatbiki sonucu kas dokusunun esnekliği artarak kişiye huzur verir, zihnini berraklaştırır, baş, sırt, bel, boyun v.s. ağrılarını geçirir, iç salgı bezlerinin ve iç organların çalışmalarını düzenler, sindirim sistemi, romatizma, kireçlenme v.b. sorunlarda etkilidir, sinir sisteminin düzenli çalışmasını sağlar, stresin etkilerini azaltır ve giderir, nihayet uykunun kalitesini yükseltir. Shiatsu'nun hiçbir yan etkisi yoktur.
Shiatsu'yu akupunktur gibi diğer Uzakdoğu kökenli iyileştirme yöntemlerinden ayıran en önemli özelliği, yalnızca tek bir organa veya bedenin bir bölümüne değil, vücudun tümüne uygulanması ve böylece iyileştirmeye yardımcı olmasıdır. Bu açıdan Shiatsu, hem bedeni hem de ruhu dinlendiren ve güçlendiren bütünsel (holistic) bir iyileştirme yöntemidir.
Basit ve pratik tekniklerle uygulanabilen Shiatsu kolayca öğrenilebilir. Bireylerin ve ailelerinin sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürmelerine, hastalıklardan korunmalarına yardımcı olur. İnsanlar arası iletişimde dokunmanın çok önemli bir yeri vardır. Shiatsu bize, bedenin dilini ve dokunarak iletişim kurabilmenin yollarını öğretmesi bakımından eşsiz bir olanaktır.
KİROPRAKTİK
Kiropraktik kelimesi, Yunanca "Chiros" (el) ve "Practicos" (uygulama) kelimelerinden gelmektedir. Omurga ve sinir sisteminin (ilâçsız ve ameliyatsız) sağlığının korunması için tasarlanan ve tümüyle ellerle yapılan bir tedavi şeklidir.
Kiropraktik, gerçekte oldukça eski bir uygulamadır. Eski Mısır yazıtlarında kiropraktik tekniklerinin açıklamalarına rastlanmaktadır. Eski Hint, Çin, Babil ve Asur medeniyetlerinde de elle tedaviler uygulanmıştır. Teknik daha sonra unutulmuş ve ortadan kaybolmuştur.
Günümüzde ortaya çıkışı ise, Kanadalı Dr. Daniel David Palmer'in çalışmalarıyla olmuştur. İlk başarısını, kapıcısı Harvey Lilliard'ın sağırlığını boyun omurgasını elle düzelterek elde etmiş, bu ve bunu izleyen başarılarla cesaretlenen Palmer, bu tür tedavilerin anatomik ve fizyolojik temellerini daha derinlemesine inceleyerek bunlardan, kısa zamanda kiropraktik dediğimiz bir felsefe ve tedavi şekli ortaya çıkarmıştır. Palmer'den sonra kiropraktik hızla yayılmıştır. Bugün ABD, Kanada, Almanya, Fransa, Avusturalya, Yeni Zelanda, Danimarka, İsveç ve Norveç'de uygulanmaktadır. Kiropraktik dünyada en yaygın olarak tanınan ve yasallaştırılan bir alternatif tıp metodudur.
Nedir?
Kiropraktik, vücudun fonksiyonlarını yeniden dengelemek üzere elle eklemlerin düzeltildiği bir uygulamadır. En sık olarak düzeltilenler omurga eklemleridir. Osteopatlar gibi kiropraktistler de modern hayatın, hepimizin karşı karşıya kaldığı travmalar, kazalar, duruş dengesizlikleri, zihni ve fiziki streslerin kas ve eklemlerde yaptığı anormalliklerle uğraşmaktadır.
Kiropraktik uzmanı hastayı sağlığına kavuşturmak için diyet, egzersiz ve dinlenmeyle ilgili öğütlerle beraber eklemleri de el ile düzeltmektedir. Bazen duruş eğitimi, masaj ve yoga'dan da yararlanır.
Nasıl Uygulanır?
Önce hastanın şikayetlerini dinleyen kiroprakti uzmanı, onu fiziksel olarak muayeneden geçirirken, özellikle sinir sistemi ve omurgaya, duruş ve kas dengesizliklerine ve hassas olan bölgelere önem vererek bakar. Muhtemelen bu bölgelerle ilgili röntgen ve tahlil de ister. Bunların durumuna göre bir tedavi planı oluşturur.
Kiropraktik uzmanı temelde üç şey yapmaya çalışır.
1. Duruş bozukluklarını düzeltmek.
2. Omurga ve pelvis eklemlerine mümkün olabildiği ölçüde fonksiyonunu yeniden kazandırmak.
3. Ağrıya ve fonksiyon bozukluklarına yol açan sinir yıpranmalarını ortadan kaldırmak.
Kiropraktikte de, osteopatide olduğu gibi tehlikeler mevcuttur. Bu yüzden hasta tedavi olmak için mutlaka bu konuda uzman birisine gitmelidir.
Nerelerde Kullanılır?
Kiropraktik başlıca sırt ağrılarını, baş ve boyun ağrılarını, omuz ve kol ağrılarını, kas-iskelet ağrılarını, kayan diskleri tedavi etmek için kullanılır. Bununla beraber, kiropraktikin sinir sistemi üzerindeki etkisi sayesinde en umulmayan hallerde iyileşme görülebilmektedir. Bunlar; bazı migren vakaları, başağrıları, astım, hazımsızlık, artrit ile bazı duygusal ve stres durumlarıdır.
Özetlemek gerekirse kiropraktik, usta ellerde kısıtlı miktarda hastalığa çare olabilen bir uygulamadır.
Metafizik uzmanı Gökhan Hani Alternatif tıp üzerinde gerçekleştirdiği başarılarla Doğa ilimlerini modern tıp teknikleriyle birleştirmiştir.
SERTİFİKALI SHİATSU(UZAK DOĞU MASAJ TEKNİKLERİ)EĞİTİMİ ALMAK İSTEYENLER AŞAĞIDAKİ ADRESLERE KAYITLARINI YAPTIRMAK İÇİN BAŞVURABİLİRLER.12 ÖZEL UZAK DOĞU MASAJ TEKNİKLERİ SHİATSU PROGRAMI İÇERİSİNDEDİR.
TÜRKİYE İÇİN GSM:0535 939 01 23
AVRUPA İÇİN GSM:0543 765 75 90
TÜRKİYE İÇİN MSN:metafizikuzmani@hotmail.com
TÜRKİYE İÇİN MSN:metaterapi@hotmail.com
AVRUPA İÇİN MSN:avrupaterapi@hotmail.com
|
|
|
Romatizma Nedir?
Vücudumuzun hareket etmesini sağlayan kaslar, kemikler, eklemler ve bu yapıları birleştiren bağlarda ön planda ağrı ve hareket kısıtlılığına bazen de şişlik ve şekil bozukluğuna neden olan hastalıklara genel olarak romatizma adı verilmektedir.
Romatizma tek bir hastalık değildir. 200'e yakın hastalık bu sınıfa girer.İltihaplı romatizmalar (Romatoid artrit, Still Hastalığı, Sistemik Lupus Eritematozis, Skleroderma, Polimiyozit, Dermatomyozit, Behçet hastalığı ve diğer vaskülitler, Spondilitle birlikte olan artritler) Kuru romatizmalar (Dejeneratif eklem hastalığı), Mikrobik ajanlara bağlı olanlar, Metabololik ve endokrin hastalıklara bağlı olanlar, Tümörlerle beraber olan romatizmal hastalıklar, Sinir sistemi hastalıkları, Eklem dışı romatizmalar(yumuşak doku romatizmaları) ve sınıflandırılamayanlar. Eklem romatizmaları; osteoartrit (kireçlenme), romatoid artrit(iltihaplı eklem romatizması), yumuşak doku romatizmaları (fibromiyalji, MAS, bel sırt ve boyun ağrısı ) bunlar arasında en sık görülenleridir. Kalıtsal özellikler (genetik yatkınlık) bazılarında önem taşır.
Romatizmal hastalıklar genel olarak kadınlarda daha sık görülmekte ve yaş ilerledikçe sıklığı artmaktadır. Bununla birlikte erkeklerde daha sık görülen (gut, ankilozan spondilit) ya da ön planda gençlerde görülen (sistemik lupus eritematozus, ankilozan spondilit) hastalıklar da vardır. Romatizmal hastalıklar çocukluk çağında da görülebilir.
Romatolojik hastanın en sık yakınmaları ağrı, halsizlik, yorgunluk ve tutukluktur. Bu ağrı eklem veya eklem dışında olabilir. Hastalıklı eklemde ağrı uzun süren hareketsizliği izleyen devrelerde daha belirgin olarak hissedilir. Bu bakımdan sabahları hastalar eklemlerini çok zorlukla hareket ettirirler. Sabah sertliği de denen bu olayın süresi hastalığın tanısında çok önemlidir. 15 dakikadan az süren sabah sertliği normal insanlarda da özellikle ileri yaşlarda görülebilir.
Eklemde olduğu zaman iltihap belirtileri ile beraberdir( şişme, kızarıklık gibi) (artrit), veya sadece ağrı vardır (artralji). Uzun süren artritler eklemlerde şekil bozukluğuna ve eklemin hiç hareket edememesine yol açabilirler. Eklemlerin yapısının, özellikle kıkırdağın bozulması (dejenerasyon) ile seyreden ve halk arasında kireçlenme olarak da adlandırılan osteoartrit (artroz) en sık görülen eklem hastalığıdır. En çok diz ve kalça eklemlerini etkiler, çok sayıda eklemi tutması nadirdir. Genellikle kırk yaşından sonra görülür. Bu hastalıkta ağrı genellikle hareket sonrasında ortaya çıkar, sabah yoktur. Bir çok hasta kendini kuru ve sıcak günlerde daha iyi, soğuk ve rutubetli günlerde daha kötü hisseder.
Bazı iltihaplı romatizmal hastalıklar kas-iskelet sistemi dışında derimizi (kızarıklık, döküntü), iç organlarımızı (akciğer, böbrek, beyin vb.) etkileyebilir. Romatizmal hastalıklarla beraber olabilen eklem dışı şikayetler ise şunlardır: Zayıflama, iştah kaybı, ateş, göz yakınması(kırmızılık, kaşınma, bulanık görme), karın ağrısı, ishal (özellikle kanlı), yan ağrısı, göğüs ağrısı, saç dökülmesi, güneş ışığına aşırı duyarlılık, deri döküntüsü, kuru ağız ve göz, ağız içi yara ve aft, bel ve sırt ağrısı, topuk ağrısı olabilir.
Eklemlerde bulunan zarın (sinovya) ve daha sonra eklemin iltihaplanmasının ön planda görüldüğü romatoid artrit yıllar içinde eklemlerin tahrip olmasına yol açabilen, sık görülen, müzmin bir hastalıktır. Çok sayıda eklemde iltihap görülür. Tüm vücudu etkileyen (sistemik) ve iç organları da tutabilen bir hastalıktır. Erken teşhis edilmesi ve uzun süre ilaçlarla tedavi edilmesi gerekmektedir.
Omurga ve leğen kemiği eklemlerini tutan müzmin romatizma hastalığı ise ankilozan spondilit adını alır. Genç erkeklerde daha sık görülür. Tedavi edilmemesi omurga hareketlerinde kısıtlanmaya yol açabilir.
Romatizmal hastalıklar vücudun her bölümündeki eklem kas damar ve sinir dokularını tutabilir. Baş, boyun, sırt, bel ve diğer eklemlerin ağrı ve tutukluklarının da kökeninde büyük bir olasılıkla önemli bir romatizma başlangıcı vardır
Metafizik Uzmanı ve Psikanalist-Yazar Gökhan Hani; romatizma hastalıkları üzerinde 5 yıl süren Alternatif (Tamamlayıcı) Tıp çalışmaları sonucunda 8 aşamalı Bioenerji-Bioterapi yöntemleri ve Şifalı bitkiler yardımı ile çalışmalarını tamamlamıştır. Sitede yer alan tüm yöntemler ve formüllerin orijinal yapısı Metafizik Uzmanı Gökhan Hani'ye ait olup; kopyalanması ve başka sitelerde yayınlanması yasal değildir. Sitede yer alan tüm şifalı bitkiler romatizma üzerinde etkili olup, kesinlikle gramajları ve kullanım şekilleri verilmemiştir. Romatizma hastalığı üzerinde etkili olan şifalı bitkiler bu tür hastalıklara maruz kalan kişiler üzerinde kesinlikle UZMAN görüşü ve onayı olmadan kullanılmamalıdır. Romatizma hastalığı için ayrı ayrı verilen şifalı bitkiler anatomisi bitkilerinin kullanım şekilleri ve gramajları sitede yayınlanmayacaktır.8 aşamalı Bioenerji-Bioterapi alternatif tıp yöntemleri ve şifalı bitkiler aracılığıyla romatizma üzerinde etkili olunduğu gözlenmiştir. Alternatif (Tamamlayıcı) Tıp teknikleri asla modern-klasik tıp yöntemlerinin önüne geçemez. Modern tıp yöntemleri romatizma hastalarına yanıt veremiyorsa ya da tamamlayıcı(alternatif) tıp yöntemleriyle desteklenmesi gerekiyorsa 8 aşamalı Bioenerji-Bioterapi ve şifalı bitkiler yöntemleri kullanılmalıdır. Metafizik uzmanlığı kişilerin yaşadığı bölgenin veya coğrafyada yetişen bitkilerle çeşitli hastalıkların üstesinden gelinebileceği görüşündedir. Bu sitede yayınlanan 8 aşamalı Bioenerji-Bioterapi ve şifalı bitkiler yöntem, teknik ve metodolojisini hiçbir Bioenerjist ya da herbalist tarafından kendi adına kullanamaz. Bu yöntemler ve formüller sadece Metafizik uzmanı ve psikanalist-yazar Gökhan Hani'nin 5 yıllık çalışması sonucu ortaya çıkıp ve bir formülün gramajı ve kullanım şekli sadece Metafizik Uzmanı Gökhan Hani ye aittir. Türkiye de ve çeşitli ülkelerde Bioenerji sadece 1 aşamalı kullanılabilmektedir. Alternatif tıp literatüründe Bioenerji 8 aşamalıdır. Biyoenerjinin 8 aşaması kullanılmadan kanser, felç ve diğer bilinmeyen (agnostik) önemli hastalıkların üzerinde enerji verilmesi yetersiz kalmaktadır. Reiki uygulamalarının Bioenerjiyle uzaktan yakından alakası yoktur. Reiki 3 aşamalı olarak Budist felsefesinde sadece yer alır. Bioenerji ise 8 aşamalı veri ve yaklaşımlarıyla Alternatif tıbbın temelini oluşturur. Bionerjinin, Reiki vb yöntemler gibi sembolik- din-felsefesiyle bir bağlantısı yoktur. Bioenerji; Evrensel enerjinin kozmik bağında insan vücudunun 7 ana çakra ve 2 ara çakra bölgesinin pranik ve auratik bağlantısıyla paralel spirütüal-lliastre ile birleşiktir.
ROMATİZMA İÇİN 8.AŞAMALI BİOENERJİ-BİOTERAPİ VE ŞİFALI BİTKİLER:
Romatizma için Şifalı bitkiler kullanılma formülü:
1.Kullanılış şekilleri
2.Nasıl Hazırlanması
3.Ne zaman alınmaları
4.Ne zamana kadar kullanılmaları
5.Şifalı bitkilerde kullanılacak Gramajları ve Ölçümleri
6.Kullanılma formülü Metafizik Uzmanı Gökhan Hani'ye aittir.
7.Şifalı bitkiler anatomisi ve 8.Aşamalı BİOENERJİ-BİOTERAPİ ile beraber kullanıldığında etkili olmaktadır.
1. AĞAÇ ÇİLEĞİ
2. BEYAZ ÇAMFISTIĞI
3. ÇİLEK
4. ÇOBANPÜSKÜLÜ(DİKENLİ DEFİNE)
5. ÇUHA ÇİCEĞİ(BAHAR ÇİCEĞİ)
6. DARI(CAVERS)
7. EKŞİ YONCA
8. KASIK OTU
9. ÇAM AĞACI
10. KOKULU YONCA
11. KÜÇÜK KUŞUTA(EFTİMUM)
12. VİŞNE
13. SICAK KUYRUK YAĞI
14. TUZLU AYRAN
Metafizik Uzmanı Gökhan Hani.
GEREKLİ BİLGİ İÇİN METAFİZİK UZMANI GÖKHAN HANİ'YE DANIŞIN.
TÜRKİYE İÇİN GSM:0535 939 01 23
AVRUPA İÇİN GSM:0543 765 75 90
TÜRKİYE İÇİN MSN:metafizikuzmani@hotmail.com
TÜRKİYE İÇİN MSN:metaterapi@hotmail.com
AVRUPA İÇİN MSN:avrupaterapi@hotmail.com
TAŞLARIN GİZEMLİ ALEMİ:Metafizik uzmanı ve psikanlist-yazar Gökhan Hani Binlerce taşın insan bedenine enerji yayarak AURA ların renklerini değiştiğini bilimsel çalışmayla keşfederek,tüm hastalıklara,ruhsal sorunlara ve doğa üstü olaylara tanık oldu.Litoloji(taş bilimiyle binlerce hastalığa alternatif tıp üzeri çareler sunmaktadır.Taşlar hakkında metafizik uzmanı Gökhan Hani'den yardım almayı unutmayın.18 bin alemden bir zümredir taş alemi...
Kıymetli ve yarı kıymetli taşlar (Süs taşları) tarih öncesi çağlardan beri güzellik,zenginlik ve
statü simgeleri olarak kullanılmışlardır.Günümüzde süs taşlarının bir kısmı, az da olsa sanayinde çeşitli hastalıklarda kullanılır.
kıymetli-yarı kıymetli taş (süs taşı) sayılabilmesi için bazı
temel kriterler vardır.Bunlar dayanıklılık,güzellik,nadirliktir.
Dayanıklılık;Bu kavram sertlik,kırılganlık,darbelere ve dış etkenlere dayanım gibi özelliklerle
açıklanır.
Güzellik; Her ne kadar göreceli bir kavramsa da taşın temiz, şeffaf, çekici renkli ve işlenebilir
boyutlarda olması gibi bazı özelliklerini içerir.
Nadirlik; Bir objeyi değerli kılan onun az rastlanır olmasıdır. Örneğin binlerce karatlık elmas
üretimi içersinde sadece bir kaç yüz karatı pembe elmasdır. Dolayısıyla bir pembe elmasın
değeri sıradan bir elmasın binlerce katıdır.
Bu temel kriterlerin dışında taşınabilirlik, kesilebilme, parlatılabilme, ışık yansıtma, ışıkkırma,
bünyesinde safsızlıklar içerme gibi bazı özelliklerde taşların değerlerini belirleyen ve artıran
diğer unsurlardır.
Kıymetli taşları, yarı kıymetli taşlardan ayıran kesin bir tanımlama yoktur.Yüzyıllardan bu yana
sürüp gelen geleneğe uyularak elmas,zümrüt, safir ve yakut kıymetli taşlar
kategorisinde,diğerleri yarı kıymetli taşlar kategorisinde yer alır.Bu dört kıymetli taş
traşlandığında asil taş kategorisine dahil olur.
Genel anlamda süs taşları denildiğinde doğal kökenli taşlar kastediliyorsa da, süs taşı kavramı
bazı organik materyalleri (mercan,kehribar,inci gibi) ve gelişen teknolojinin bir sonucu olarak
sentetik ve imitasyonları da içermektedir.
Gemoloji (süs taşı bilimi) mineralojinin çok yeni bir alt disiplini olarak yukarda adı geçen
malzemenin incelenmesi,tanımlanması ve sınıflanması konusunda çalışır.Amaç süs taşını gerek
ham ,gerekse işlenmiş haliyle,üzerinde yıpratıcı ve zarar verici hiç bir test yapmadan en doğru
şekilde tanımlamaktır.Malzemeye maddi bir değer biçmek ise deneyime dayalı kişisel bir
tercihtir.Keza taş kesimi (lapidary) ve mücevher yapımı (kuyumculuk) gemoloji ile çok yakından
ilgilidir.
Kıymetli yarı kıymetli taşlar (süs taşları);
- Yüksek sıcaklıklı mağmadan silikatların kristalleşmesiyle
- Metamorfizma, yani yüksek ısı ve basınç koşulları altında kristalleşme veya yeniden
kistalleşmeyle,
- Sulu çözeltilerden itibaren çökelmeyle,
- Organik faaliyetlerle,
- Veya tüm bu etkenlerin çeşitli şekillerde birleşmesiyle oluşabilmektedir.
Ayrıca bu birincil oluşumların, içlerinde bulundukları kayaçlardan aşınması,mekanik olarak
konsantre olması ve alüvyonlarda birikmesi ile de plaser olarak bulunabilirler.
Bilinen 2700 mineral çeşidinden sadece 100 kadarı kıymetli ve yarı kıymetli taş olarak
kullanılmaktadır.
Elmas :Değerlidir,zenginlik ve rahat yaşama gücü verir.
Pembe Elmas:İmajinasyon gücü ile zenginliği,diğer soylarına aktarır.
Zümrüt :İnsan kalbine ve gözüne zindelik verir.
Yakut :Gözün keskin görmesini sağlar aşk tılsımı verir.
Safir :İnsanları yabani hayvanlardan koruyucu etkisi vardır.
Kehribar:Yaşam enerjisini yüzde yüz artırır.insanlar içerisinde çekim gücü oluşturur.cinsel gücü maksimuma çıkarır.Eski mısırda kehribar kullanan tüm kadınlar ve kilopatra bu taş sayesinde en fazla 55 yaşına kadar yaşabilmiştir.İnsana çok yoğun enerji verir.
Aleksandrit:Eski yaşam imajinasyonunda,tarihsel imajinasyon oluşturur.Kalbi besler.
Heliodor :Kadın hastalıklarına ve vajinusmusu engeller.
Morganit:Anüs kaşıntısına ve basura faydalıdır.
Jadeit :Vitiligo ve deri kanserine iyidir.
Nefrit :Sinirsel yorgunluğu giderir.Tahriş olan sinirleri düzenler.
Peridot:Konsantrasyon ve motivasyon sağlar.
Amazonit:Nefes alıp vermeyi düzenler.Astıma iyidir.
Spinel :Ruhsal anlamda,duyugörü ve telekinetik gücü artırır.
Kunzit :Düşük doğumu önler.Zeka artırır.
Turkuaz :Tüm kozmik enerjiyi insan bedeninde toplar.
Oniks :İnsan vucudunda 12 meridyenin korunmasını sağlar.
Agat :İnsana mistik güç vererek,dinlingilik sağlar.
Güvercin Taşı:Böbrek taşını düşürür.
Sedef taşı:sedef hastalığını tedavi eder.
Beyaz çakıl taşı:Olumsuz düşünceleri çeker.
İnci taşı:Dişlere güç verir,dişetleri iltihabını önler.
Mıknatıs taşı:Unutkunluğa tek çaredir.
Kemik taşı:Tüm gizemi üzerinize çeker,şans artırır.
Köpek taşı:Düşmanlık vererek,üzerinde taşıyana sadekat enerjisi yayar.
Pomza taşı:El ve ayakta çıkan çatlaklıkları eritir.
Cam taşı:Kabus görmeyi engeller.sadelik verir.net görmeyi sağlar.
Mavi boncuk:Nazar ışınlarını bilinçli hale getirerek nazara gelinmeyi önler.
Tahta boncuk:Bademcik iltihabını giderir.
Aytaşı: Sara hastalığına birbirdir.Üzerinde taşıyana sara bağlanmaz.
Seramik taşı:İnsan üzerindeki elektiği çeker.
Kristal taşı:Çok yönlü düşünmeyi ve yorum yapma gücünü geliştirir.
Siyah çakıl taşı:Mütevazi yaşama ve soğukkanlı olmayı sağlar.
Hacetü'l esved taşı:Nur enerjisi dağıtarak insanların tüm çakra bölgelerini açarak insanı ibadetin ve temizliğin gizemine götürür.İnsanı kirlilikten arındırır.
Akik (Kırmızı kalsedon): Uğur ve bereket taşıdır. Donuk akik kan dolaşımını kolaylaştırır. Erkeklerde erkeklik bezini, kadınlarda yumurtalıkları korur.
Kalsedon (Mavi Akik): Düşünce yeteneğini kuvvetlendirir. İyi konuşmayı sağlar, renginden dolayı nazar içinde iyidir.
Zebercet (Peridot): Kalp çarpıntılarına ve sebebi bilinmeyen korkulara iyi gelir.
Kehribar (Amber): Guatr, astım, bronşit, ve alerjiye karşı iyi gelir.
Opal: Sevgi ve şevkat simgesi olup, koşulsuz sevgi verme özelliğine sahip olanlar kullanabilir. Yoksa tarihteki gibi uğursuz taş olma özelliği ortaya çıkabilir. Eklem iltihabına iyi gelir.
Jade: İyi ilişkiler ve dostluk simgesidir. Böbrek rahatsızlığından kaynaklanan ateş düşürür.
Lapislazuli: Ruh beden arasındaki dengeyi sağlar. Ayrıca zihinsel berraklığa ve derin düşünmeye yardımcı olur.
Mercan: Solunum açıcı özelliği vardır
Krizopraz: Seksüel ve depresi durumları rahatlatıcı özelliği vardır. Kişisel yetenekleri ortaya çıkarır.
Pyrite: İrade gücünü arttırır. Diğer insanlara armoni halinde çalışmayı gerçekleştirir.
Jasper: Sevgi ve inanç simgesidir. Karaciğer, dalak ve mesaneyi kuvvetlendirir.
Sodalit: Troid metabolizmasının dengesini sağlar. Güven sağlayarak hata riskini azaltır. Zihin açıklığı ve sakinlik verir.
Topaz (Sitrin): Telepati yeteneğini arttırır. Neşe ve hoşnutluğu uyaran bir taştır.
Tormalin: Vücudu ve zihni güçlendirir. Negatif şartları ve korkuyu uzaklaştırır. Çok güçlü bir koruyucu özelliği vardır. İlham verici ve konsantrasyon sağlayıcıdır.
Kaplan Gözü: Sinirsel spazmları ve baş ağrılarını hafifletir. Sindirim üzerine mükemmel etkilidir. Negatif enerjiden korur.
Kuvars Kristali: Vücudumuzdaki zihinsel, bedensel ve ruhsal düzeyimizi arttırıcı enerji üretir. Ortamdaki tüm negatiflikleri geri iter. Meditasyon için çok uygundur.
Krizopras: Sinirsel gerilimleri yok eder. Fiziksel, zihinsel heyecan durumlarında sakinlik verir. Neşe ve huzur sağlar.
Malahit: Korku ve şüpheleri yok eder. Karaciğer ve dalağın işlevlerine yardımcıdır. Fiziksel ağrıları azaltıcı ve radyasyondan koruyucudur. Uyumayı kolaylaştırır. Zihni ve vücudu canlandırır. Dengeleyicidir.
Mavi Kuvars: Tiroit ve metabolizma dengeleri üzerinde güçlendiricidir. Öksürük azaltıcı ve ateş düşürücüdür. Zihin açıklığı ve güven duygusu sunar. Cinsel problemlere iyi gelir.
Obdisyen: Özellikle çok hassas kişilere karşı koruyucu özelliği vardır. Zihinde oluşan heyecan duygularını engeller. Fiziksel zeminde espri gücünü arttırır. Negatif durumları yok edicidir. Stresi azaltır. Terapi yönü çoktur.
Pembe Kuvars: Stres giderici olup, hata duygularını, korkuyu ve öfkeyi azaltır. Negatif enerjiden koruyucudur. Ruhun inceliğinin sembolüdür. Huzur ve duygu yüklüdür. Sevgi taşıdır.
Rodonit: Vücudun sağlıklı gelişmesine yardımcı olur. Kan dolaşmasını dengeler. Psikolojik olumsuzluklardan kurtarıcı ve cesaret arttırıcıdır.
Rutilat Kuvarsı: Depresyonu azaltır. Enerji kaynağıdır. Özellikler meditasyona uygundur. Negatif enerjiden korur.
Sitrin Kuvarsı: Vücudumuzun tüm dokularıyla etkileşerek güçlendirir. Karaciğer ve safrakesesi işlevlerine yardımcıdır. Toksinlerin atılmasını kolaylaştırır. Cilde serinlik ve sadelik sunar. Cilt hastalıklarına karşı koruyucudur. Görme bozukluklarına iyi gelir. İçimizdeki gücün sembolüdür.
Agat: Vücutta tansiyon dengeleyicidir. Üriner sistemin sağlıklı kalmasına yardımcı olur. Aklı ve vücudu güçlendirir. Kişiyi cesaretlendirir. Lenflerin sirkülasyonunu rahatlatır. Güçlü bir terapik özelliğe sahiptir.
Akuamarin: Güven, denge ve ahenk sembolüdür. Solunum problemleri ile savaşır. Hafızayı güçlendirir. Sinirleri yatıştırır. Neşe, huzur ve aşk taşıyıcıdır. Özellikle meditasyona uygundur.
Ametist: Pozitif enerji yüklü bir kristaldir. Taşıyan kişiye de bu yükü aktarır. Beyin gücünü yükseltir. Kan temizleyicidir. Negatif enerjilerimizi dışarı boşaltarak huzurlu ve zinde olmamızı sağlar. Pembe kuvars ile birlikte kullanıldığında aklı güçlendirir ve kalbi korur.
Aventurin: Korkuları yenmede ve yaşlılıkla mücadelede etkilidir. Zihinsel karmaşayı ve stresi azaltır. Neşe taşı da denir. Sakinlik ve yaşama sevinci sunar.
Hematit: Kan dolaşımını düzenin sağlıklı olmasına yardımcıdır. Enerji kaynağıdır. Solunum yolları üzerinde olumlu etkileri vardır.
Jasper: Sindirim sistemine iyi gelir. Endokrin sistemine denge getirir. Karaciğer ve safrekesesini güçlendirir. Sağlıklı ve güçlü olmamızı sağlar. Fiziksel direncimizi arttırır.
Taşların gizemli yönlerini ve taşıdıkları enerjilerini metafizik uzmanı Gökhan Hani ile paylaşın Litolojinin farklı gizeli yönlerini duydukça hayret edeceksiniz.
Türkiye'nin bilinen yarı kıymetli taşları şunlardır:
Şeffaf Kristal Diaspor (Muğla-Milas)
Ateş Opali (Kütahya-Simav)
Akuvamarin (Manisa-Gördes)
Lüle Taşı (Eskişehir)
Oltu Taşı (Erzurum-Oltu)
Kemmererit (Erzincan-Kop)
Pembe Turmalin (Yozgat-Sarıkaya)
Mavi Kalsedon (Eskişehir-Mayıslar)
Çizgili Agat (Ankara-Çubuk)
Mor Jadeit (Bursa-Harmancık)
Ametist (Balıkesir-Dursunbey,Ordu-Fatsa,Yozgat-Şefaatli)
Yeşil Obsidiyen (Bitlis-Nemrut)
Şeffaf Kristal Kuvars ve Dumanlı Kuvars (Aydın-Çine,Koçarlı,Karacasu)
Siyah Mercan (İzmir kıyıları)
Kehribar ((Doğu ve İç Anadoluda çeşitli yerlerde)
Rodonit-Rodokrozit (Izmir)
METAFİZİK UZMANI GÖKHAN HANİ.
|
|
KİNESİOLOJİ: "hareket eden kaslardaki enerji akışının kontrolü" demektir. Kinesiolojinin amacı, bedensel enerjileri harekete geçirerek bedensel ve ruhsal dengeyi sağlamaktır. Kollar ve bacaklar gibi kasların rahat test edilebileceği bölgelerde uygulanan baskı ve bedene soru sorma yöntemi ile sağlığımızla ilgili pek çok bilgi edinebilir ve yapmamız gerekenleri de öğrenebiliriz. Kinesioloji, "kiropratik, akupunktur" gibi birçok Batı ve Doğu tekniğini kendi içinde barındırmaktadır. Kinesioloji'de kaslar çok önemli bir yer tutar. Çeşitli kas hareketlerinin yardımı ile bedendeki enerji blokajları ortaya çıkartılır.
Felsefesi ve ortaya çıkış öyküsü
Kinesioloji, 1960'lı yıllarda Amerikalı Kripraktör Dr. George Goodheart tarafından geliştirilmiştir. Onun görüşüne göre adalesel denge tüm organların doğru çalışması için önemli bir önkoşuldur. Her adele bir Chakra ve belirli organlarla ilişki halindedir. Dolayısıyla kaslardaki bir yorgunluk bir enerji tıkanmasının belirtisi olabilir ve buna bağlı olarak yorgunluklar, konsantrasyon bozuklukları ve psikosomatik şikayetler belirebilir. Goodheart'a göre vücuttaki her adaleye bir de karşı adale karşılık gelir. Buna göre bir adaledeki kasılmaların ve krampların çözülmesi, ancak o adalenin karşı adalesinin güçlendirilmesi ile mümkün olabilmektedir.
Kinesioloji tekniği
Kinesioloji uygulayıcılarının en önemli metodlarından biri "adale testleri"dir. Böylece adale sistemindeki dengesizlikler ortaya çıkartılabilmektedir. Kinesioloji uygulayıcısı çeşitli kaslar üzerine hafif basınçlar uygular. Normal çalışan adaleler bu basınca dayanabilirken, enerji azlığı çeken adaleler ise bu basınca karşılık vermektedir. Böylece vücuttaki enerji tıkanmaları ortaya çıkarılır. Bu tıkanmaları aşmak için belli başlı refleks noktalarına uygulanan masajlar, rahatlama teknikleri gibi teknikler kullanılmaktadır.
Bunun dışında adale testlerinin sadece uygulanışı dahi enerji akışını düzeltmektedir. Bunu birçok hasta vücudunda hissedebilmektedir. Yani kendilerini gevşemiş, dengeye gelmiş ve rahatlamış hissetmektedirler. İhtiyaç halinde hasta kinesioloji uzmanından evde düzenli olarak tekrar edebileceği egzersizler de isteyebilir. Böylece kinesioloji seanslarının sağlığa yararı pekiştirilmiş olur.
Kinesioloji'nin belli başlı uygulama alanları
- Sırt ağrıları
- Obezite
- Migren
- Adele krampları
- Allerjiler
- Sindirim bozuklukları
- Depresyonlar
- Anksiyete
Kinesiolojinin bir başka önemli uygulama alanı da zihinsel faaliyetin uyarılması ve canlandırılmasıdır. Kinesioloji aşağıdaki alanlara da uygulanabilir.
- Konsantrasyon bozuklukları
- Düşünme zorlukları
- Sınav stresi
- Okuma-yazma zorlukları
AROMATERAPİ
Aromaterapi , bitkisel öz yağların kimyasal yapısı ve enerjilerinden faydalanan ve masaj , teneffüs ( buğu) , kompres , banyo ve diğer yollarla uygulanmasını içeren , sağlık ve güzelliği destekleyen doğal bir terapidir.
AROMATERAPİNİN TARİHÇESİ
Köklerini Hindistan ve Çin uygarlıklarında görebiliriz. Mısırlılar ise aroma yağlarını mumyalamada ve ayinlerde kullanmışlardır.Aromaterapi daha sonra Mısır dan Yunan uygarlığına geçmiş , oradan da bütün dünyaya yayılmıştır.Eski zamanlarda aromaterapi bir koruyucu hekimlik sistemi idi. Yüzyılımızın başlarında ( 1928 ) Fransız Kimyager Doktor Gattefosse , lobaratuvarında yaptığı bir deney esnasında kaza ile elini yakmış , o sırada elinde bulunan şişeden dökülen lavanta yağının elini süratle iyileştirdiğini farketmiştir. Daha sonra yaptığı araştırmalar sonucunda yağların , güçlü antiseptik , mikrop öldürücü , iyileştirici , hızlı hücre yenileyici etkilerinin olduğunu saptamıştır. Ayrıca aroma yağlarının kan dolaşımı yardımıyla lenf sistemine ulaştığın ve hücre arası sıvı yolu ile iyileştirdiğini kanıtlamıştır.
AROMATİK YAĞLARIN ELDE EDİLMESİ
Bitkisel öz yağlar , aromatik bitkilerden buhar , damıtma yoluyla elde edilen konsantre yağlardır. Bu öz yağlar günlük yaşamda genellikle kullanılan diğer vücut yağlarının aksine , cilt tarafından çok kolay emilen , çok güçlü etkileri olan ve dikkatle kullanılması gereken yağlardır. Aromaterapide kullanılan yağlar temel yağlar ve uçucu yağlardır.Uçucu yağ özleri , elde edildikleri bitkilerin yapısına göre insan vücudunda iyileştirici etki yaratır. Bu etkinin doğru elde edilmesi için gerekli miktarda ve uygun yöntemlerle uygulanması gerekir. Uçucu yağlar doğal ürünlerdir ve yan etkileri çok azdır. Doğru kullanılırsa farmakolojik ilaçlardan faydalıdır.
Temel Yağlar:Çoğu bitkisel özlü yağlar aromaterapide taşıyıcı yağ olarak kullanılabilir. Seçilen yağın yapısı ve tedaviye uygun olması alınacak sonucu güçlendirir. Burada esas olan bakım esnasında seçilecek yağın kişinin terapi amacına uygun olması ve terapinin etkisine uyum sağlamasıdır.
AROMATERAPİNİN KULLANILDIĞI RAHATSIZLIKLAR
1.Kas, kemik ve eklem sorunları: Bel ve sırt ağrısı,eklem iltihaplanmaları,romatizma burkulma ve incinme
2.Stres kaynaklı:Tedirginlik , gerginlik , anksiyete ,huzursuzluk, egzema ,uykusuzluk,deri kaşıntıları ve döküntüleri
3.Kadın Sağlığı:Regl sıkıntıları,menapoz sorunları,şişkinlik
4.Diğer Rahatsızlıklar:Solunum sistemi,bronşit,hazımsızlık,selülit ve kilo problemi,kabızlık
İSTEDİĞİNİZ FORMU KAZANMAK VEYA VUCUDUNUZU 5 YAŞ GENÇLEŞTİRİCİ AROMATERAPİ KREMLERİ VE YAĞLARI AŞAĞIDAKİ NUMARALARI ARAYARAK ELDE EDEBİLİRSİNİZ.
SELÜLİT
DOĞUM LEKELERİ
ÇİL
AKNE
GENÇLEŞME FORMÜLÜ
VE GÜZEL KOKULAR İÇİN
TÜRKİYE İÇİN GSM:0535 939 01 23
AVRUPA İÇİN GSM:0543 765 75 90
TÜRKİYE İÇİN MSN:metafizikuzmani@hotmail.com
TÜRKİYE İÇİN MSN:metaterapi@hotmail.com
AVRUPA İÇİN MSN:avrupaterapi@hotmail.com
|
|